Columbia Üniversitesinin mevcut ve eski öğrencileri, Filistin haklarını savundukları için ayrımcılık, tehdit, kişisel bilgilerin ifşası ve tacizle karşılaştıklarını öne sürerek üniversiteyi Manhattan federal mahkemesine taşıdı. Bu ay açılan davada Filistinli aktivist Mahmoud Khalil ve Columbia Filistin Çalışma Grubu da davacı olarak yer aldı.

Davacılar, Arap veya Müslüman kökenleri ya da Filistin haklarını savunmaları nedeniyle hedef alınan öğrencileri korumayan Columbia yönetiminin federal medeni haklar yasasını ihlal ettiğini savundu. Dilekçede, tehditler, kişisel bilgilerin yayımlanması ve diğer taciz biçimleri karşısında üniversitenin kayıtsız kaldığı ileri sürüldü.
Filistin yanlısı öğrenciler kamyonla teşhir edildi
Davada anlatılan olaylardan biri, İsrail'in Gazze'ye yönelik savaşının başlamasından kısa süre sonra, Ekim 2023'te yaşandı. Columbia kampüsünün çevresinde dolaşan bir kamyonda Filistin yanlısı öğrencilerin isimleri ve fotoğrafları gösterildi; öğrenciler "önde gelen antisemitler" olarak etiketlendi.
Bu öğrencilerden Columbia mezunu Bhavana Bellamkonda, kamyon olayının kampüsteki düşmanlığı kendisi açısından korkutucu bir noktaya taşıdığını söyledi. Bellamkonda, kampüs koşullarının giderek daha düşmanca hâle geldiğini ve öğrencilerin güvenliklerinden endişe ettiğini belirtti.
Kamyonda kullanılan bilgilerin bir bölümünün üniversitenin giriş gerektiren CampusGroups platformundan alındığını ifade eden Bellamkonda, Harvard Üniversitesinde benzer bir kamyon görülmesinin ardından öğrencilerin Columbia Uluslararası ve Kamu İlişkileri Fakültesi Dekanı Keren Yarhi-Milo'dan koruma istediğini anlattı. Öğrenciler ayrıca kişisel bilgilerin ifşasını kolaylaştırabilecek verilerin üniversite sistemlerinden kaldırılmasını talep etti.
Bellamkonda, bu taleplere destek verilmediğini ve fakülte yönetiminin taleplerden rahatsızlık duyduğunu savundu. Filistin haklarını ya da herhangi bir insan hakkını savunmanın kişiyi gözden çıkarılabilir hâle getirmemesi gerektiğini söyledi.
Davacılar tehdit ve taciz olaylarını anlattı
Davacılar, Columbia'daki düşmanca ortamın Khalil'in gözaltına alınmasından çok önce oluştuğunu belirtti. Bellamkonda, bazı Müslüman öğrencilerin başörtülerinin çekildiğini ve "terörist" olarak nitelendirildiğini anlattı.
Kendisinin de bir ders sırasında, aynı zamanda Uluslararası ve Kamu İlişkileri Fakültesi dekanının araştırma asistanı olan İsrailli bir öğrenci tarafından "terörist" diye adlandırıldığını söyledi. Bellamkonda, üniversitenin bu olaylara yeterince müdahale etmemesinin Filistin yanlısı öğrencileri daha savunmasız bıraktığını savundu.
Bellamkonda'ya göre üniversitenin koordineli taciz olarak nitelendirdiği olayları ele alış biçimi, daha sonra Khalil'in göçmenlik makamlarının hedefi hâline gelmesine uzanan ortamın oluşmasına katkı sağladı.
Khalil de dava kapsamında yaptığı açıklamada, Columbia'nın Filistinli öğrencileri korumama ve ayrımcılık uygulama biçiminin Trump yönetimi tarafından hedef alınmasının zeminini hazırladığını öne sürdü. İki yılı aşkın süre boyunca üniversiteden yardım istediklerini ancak karşılık bulamadıklarını belirten Khalil, davayı yaşadıklarının başka öğrencilerin başına gelmesini önlemek için açtıklarını söyledi.
Khalil'in gözaltısı davanın konuları arasında
Dava, Khalil'in Mart 2025'te ABD göçmenlik makamlarınca gözaltına alınmasıyla bağlantılı süreci de gündeme getirdi. ABD'de yasal daimi ikamet statüsüne sahip olan Khalil, Louisiana'da 104 gün tutuldu ve ailesinden yaklaşık 2 bin 92 kilometre uzakta kaldı.
İlk çocuğunun doğumunu gözaltındayken kaçıran Khalil, haziran ayında serbest bırakıldı. Ancak Trump yönetiminin sınır dışı etme girişimine karşı hukuki mücadelesi sürüyor.
Khalil'in avukatı Brittany Finley, Columbia'nın Filistin yanlısı öğrencileri korumadığını ve aynı zamanda onları disiplin süreçlerine tabi tuttuğunu ileri sürdü. Finley, üniversitenin Ayrımcılık ve Kurumsal Eşitlik Ofisini Ağustos 2024'te ayrımcılık ve ayrımcı taciz bildirimlerini merkezi biçimde ele almak üzere kurmasının ardından öğrencileri temsil etmeye başladığını söyledi.
Finley, ofisin kurulmasından kısa süre sonra Filistin yanlısı öğrencileri, aralarında Khalil'in de bulunduğu isimleri hedef almaya başladığını iddia etti. Khalil'in birden fazla kez, kendisini farklı bir kişi gibi göstermeye yönelik ve dayanağı bulunmayan süreçlere maruz bırakıldığını savundu.
Finley'ye göre baskı, 7 Ekim 2023'ten sonra Filistin yanlısı öğrenciler üzerindeki baskının artmasıyla yoğunlaştı ve Columbia Filistin Çalışma Grubuna da yayıldı. Filistin Çalışma Grubu halen süresiz olarak askıya alınmış durumda.
Finley, Khalil'in gözaltına alınmasından önce Columbia'ya defalarca taciz edildiğini ve üniversiteyle bağlantılı kişilerin kişisel bilgilerini ciddi biçimde yaydığını bildirdiğini söyledi. Khalil, Mart 2025'in başında Ayrımcılık ve Kurumsal Eşitlik Ofisine başvurdu ve Columbia başkanına e-posta gönderdi.
Khalil e-postasında, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza biriminin ya da tehlikeli bir kişinin evine gelmesinden korktuğu için uyuyamadığını, acil hukuki desteğe ihtiyaç duyduğunu ve üniversitenin müdahale etmesini istediğini yazdı. Ayrıca Columbia bağlantılı kişilerin kendisini kamuoyu önünde ulusal güvenlik tehdidi olarak nitelendirdiğini, göçmenlik statüsünü sorguladığını ve ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'yu etiketleyen suçlayıcı bir mesaj yayımladığını belirtti.
Khalil'in bu başvuru ve e-postadan bir gün sonra gözaltına alındığı aktarıldı. Davacılar, tehditlerin hem çevrim içi ortamda hem de Columbia ile bağlantılı alanlarda sürdüğünü savundu.
Pakistanlı mezun baskının planlarını etkilediğini söyledi
Columbia Uluslararası ve Kamu İlişkileri Fakültesinden mezun Pakistanlı Mohammad Ibrahim Zubairi, Filistin yanlısı öğrencileri savunmasının ardından gördüğü tepkinin akademik ve mesleki planlarını etkilediğini söyledi.
Zubairi, göçmenlik makamlarının gözetiminde bulunan Khalil gibi vatandaş olmayan kişiler için ABD vatandaşı öğrencileri protesto haklarını kullanmaya çağırdığını belirtti. Bu çağrının ardından saldırgan davranmak ve şiddeti kışkırtmakla suçlandığını ifade etti.
Kendisinden ABD vatandaşı olmadığı ve şiddetini kapıda bırakması gerektiğinin söylendiğini belirten Zubairi, bunun yerine protesto etmenin anayasal bir hak olduğunun söylenmesini beklediğini dile getirdi.
Yüksek lisansını tam bursla tamamlayan Zubairi, iş aramaya ayıracağı zamanın önemli bölümünü gözaltındaki arkadaşını savunmaya harcadığını söyledi. Columbia'da kimliği ve siyasi savunuculuğu nedeniyle kurumsal baskı gördüğünü düşündüğünü belirten Zubairi, Filistinlilere yönelik şiddeti eleştirmenin iyi bir Müslüman erkek olmakla bağdaşmadığı yönünde bir yaklaşım gördüğünü savundu.
Zubairi, özgür ifade ve medeni hakların öne çıkarıldığı ABD'de karşılaştığı sansür ve baskıdan hayal kırıklığı yaşadığını söyledi. Daha sonra Pakistan'a dönen Zubairi, Filistin yanlısı aktivizmle kamuoyu önünde ilişkilendirilmesinin ardından mevcut yönetim döneminde ABD'ye dönmesine izin verilip verilmeyeceğinden emin olmadığını belirtti.
Columbia yönetimi suçlamalara yorum yapmadı
Columbia sözcüsü, devam eden dava nedeniyle suçlamalar hakkında yorum yapmadı. Üniversite, tüm öğrencilerin kendilerini hoş karşılanmış, desteklenmiş ve güvende hissedeceği, ayrımcılık ve tacizden korunacağı bir kampüs için çalıştığını açıkladı.
Sözcü, Dekan Keren Yarhi-Milo'yu da savunarak onun Filistinli, Arap ve Müslüman öğrenciler de dâhil olmak üzere her kökenden öğrencileri desteklediğini belirtti. Yarhi-Milo'nun ayrımcılık ve tacizden uzak bir kampüs oluşturma kararlılığını koruduğunu söyledi.
Davacılar maddi tazminat, Columbia Filistin Çalışma Grubunun yeniden faaliyete geçirilmesi ve Khalil'in kampüse erişiminin geri verilmesini talep ediyor. Khalil, gözaltındayken mezun olmasına rağmen Columbia'nın ana kampüsüne alınmıyor; Trump yönetiminin sınır dışı etme girişimine ilişkin hukuki süreç de devam ediyor.
Finley, Khalil'in davalarının sonuçlanmadığını ve Columbia'nın kendisine destek sunmadığını savundu. Avukata göre üniversite, Khalil serbest bırakıldıktan sonra yalnızca kampüs mülkünden ayrılmasını istemek için kendisiyle iletişime geçti.