Batı Şeria'da zeytin hasadı döneminin, Filistinli çiftçilerin arazilerine erişimini sınırlayan uygulamalar nedeniyle baskı altında olduğu bildirildi. Filistin Duvar ve Yerleşim Direnişi Kurumunda belgeleme sorumlusu Amir Davud, bu uygulamaların Filistinlilerin topraklarıyla bağını zayıflattığını söyledi.
Zeytin hasadı döneminde erişim kısıtlamaları
Davud, Batı Şeria'da zeytin hasadının genellikle ekim başında başlayarak kasım sonuna kadar sürdüğünü belirtti. Köy ve beldeler açısından önemli bir tarımsal dönem olan hasat sırasında çiftçilerin tarlalarına ulaşmasını zorlaştıran kısıtlamaların arttığını ifade etti.
Zeytin ağacının Filistinliler için sembolik, kültürel ve ekonomik anlam taşıdığını kaydeden Davud, bu ağacın toprakla doğrudan ilişkiyi temsil ettiğini söyledi. Zeytin üretiminin, özellikle Oslo Anlaşması kapsamında C bölgesi olarak sınıflandırılan alanlarda, temel geçim kaynaklarından biri olduğunu belirtti.
50 binden fazla ağaç hedef alındı
Davud'un açıklamasına göre 2026'nın başından bu yana Batı Şeria'da 50 binden fazla ağaca saldırıldı. Davud, zarar verme ve ağaç sökme eylemlerinin yanı sıra çiftçilerin arazilerine ulaşmasının engellenmesinin de bu uygulamaların parçası olduğunu söyledi.

Davud, aynı dönem içinde 55 ağaç sökme emri çıkarıldığını aktardı. Bu sayının, 2025 yılının tamamında kaydedilen yaklaşık 48 emri aştığını belirtti.
Ağaç sökme emirlerinin çoğunun zeytin ağaçlarının bulunduğu bölgeleri hedef aldığı ifade edildi. Ramallah'ın kuzeybatısındaki Beyt Rima ve Deyr Nizam beldelerindeki zeytinliklerin de benzer uygulamalara maruz kaldığı kaydedildi.
Çiftçiler tarım arazilerine ulaşamıyor
Davud, yerleşimcilerin eylemleri, kontrol noktaları, kapatılan yollar ve bazı bölgelerin Filistinlilere kapatılması nedeniyle çiftçilerin tarlalarına ulaşamadığını söyledi. Bu uygulamaların Batı Şeria'da 1 milyon 100 bin dönümden fazla tarım arazisine erişimi kısıtladığını belirtti.
Filistinli yetkili, yerleşim karakolları ile bölgedeki hareket kısıtlamalarının çiftçilerin arazilerine düzenli erişimini zorlaştırdığını ifade etti. Ağaçlara yönelik saldırılar, sökme emirleri ve erişim engellerinin birbirini tamamlayan uygulamalar olduğunu savundu.
Toprakla bağ ve geçim kaynakları
Davud, zeytin sezonunun hedef alınmasının kültürel ve sembolik değer, ekonomik dayanıklılık ve toprak üzerindeki kontrol olmak üzere üç boyut taşıdığını söyledi. Çiftçilerin ağaçlarına ulaşamamasının arazilerin işlenmeden kalmasına ve tarımsal kullanımın gerilemesine yol açtığını belirtti.

Zeytin ağacının tarihsel olarak arazilerin korunmasında önemli bir rol oynadığını ifade eden Davud, çiftçilerin topraklarına düzenli erişiminin engellenmesini uzun vadeli bir süreç olarak nitelendirdi. Bu sürecin, arazilerin kullanımının azalmasına ve mülkiyetlerini hedef alan sonraki uygulamalara zemin hazırlayabileceğini söyledi.
Batı Şeria'daki baskı ve Gazze savaşı
Davud, Batı Şeria'da yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik saldırılarıyla İsrail ordusunun erişim kısıtlamalarının arttığını ileri sürdü. Bu uygulamalar arasında Filistinlilerin öldürülmesi ve gözaltına alınması, ev ve yapıların yıkılması, cami ve araçların yakılması, tarım arazilerinin tahrip edilmesi ve çiftçilerin tarlalarına ulaşmasının engellenmesini saydı.
Batı Şeria, 1995 tarihli Oslo 2 Anlaşması kapsamında A, B ve C bölgelerine ayrılmıştı. C bölgesi, Batı Şeria'nın yaklaşık yüzde 60'ını oluşturuyor ve İsrail'in tam kontrolünde bulunuyor.
Davud, Batı Şeria'daki siyasi ve bölgesel gelişmeler ile Gazze'deki savaşın, arazide daha fazla kısıtlama uygulanmasına elverişli bir ortam oluşturduğunu öne sürdü. Zeytin sezonuna yönelik uygulamaların yalnızca bir tarım döneminin kaybı olmadığını belirten Davud, bunların Filistinlilerin topraklarında kalma ve geçimlerini sürdürme kapasitesini de etkilediğini söyledi.