Gazze’de aileler, savaş sırasında kaybolan yakınlarının hayatta olup olmadığını, gözaltında tutulup tutulmadığını veya yaşamını yitirip yitirmediğini öğrenmeye çalışıyor. Uluslararası Zorla Kaybedilme Mağdurları Günü, binlerce ailenin akıbet bilgisi talebini yeniden gündeme getirdi.
Filistin Adalet Bakanlığı, 7 Ekim 2023’ten bu yana 11 bin 200’den fazla Filistinlinin kayıp ya da zorla kaybedilmiş kişiler arasında yer aldığını bildirdi. Bakanlığa göre bu kişilerin 4 bin 700’den fazlası kadınlar ve çocuklardan oluşuyor.
Açıklanan sayı yalnızca zorla kaybedilme vakalarını kapsamıyor. Enkaz altında olduğu düşünülenler, askeri operasyonlar veya yer değiştirmeler sırasında kendilerinden haber alınamayanlar ile gözaltına alındığından şüphelenilen ancak akıbeti açıklanmayan kişiler de toplamın içinde bulunuyor.
Nadir Neccar için iki yıldan uzun süredir haber bekleniyor
Han Yunus’un güneyindeki Mevasi bölgesinde çadırda yaşayan Melek el-Kahlut, eşi Nadir Neccar’ın akıbetini iki yılı aşkın süredir öğrenemedi. Cibaliye Mülteci Kampı’nda yaşayan 39 yaşındaki Neccar, savaş başlamadan önce futbol antrenörlüğü yapıyordu.
Savaşın ilk döneminde ailesiyle Han Yunus’a göç eden Neccar, altı çocuğuna yiyecek bulmak amacıyla 24 Haziran 2024’te Refah’ın kuzeybatısındaki Şaküş bölgesine gitti. O tarihten sonra kendisinden haber alınamadı.
Nadir’in kardeşi Muhammed Neccar, ağabeyinin daha önce yardım dağıtım bölgesine giderek ailesinin yanına döndüğünü, ancak bu kez bölgede silah sesleri ve saldırıların yaşandığını söyledi. Ailenin hastanelerde, sahra sağlık merkezlerinde ve cenazeler arasında arama yaptığını, fakat Nadir hakkında bilgi bulamadığını belirtti.
Muhammed Neccar, ailenin Uluslararası Kızılhaç Komitesi, İsrailli insan hakları kuruluşu Hamoked, uluslararası ve hak örgütleri, gazeteciler ve diğer ailelerle iletişim kurduğunu aktardı. Neccar ailesi, Nadir’in yanı sıra İsrail tarafından yaklaşık iki yıl önce Kemal Advan Hastanesi’nde gözaltına alındığını belirttiği diğer kardeşleri Salah’ın da nerede olduğunu bilmiyor.
Muhammed Neccar ayrıca annesinin ve ailesinden 23 kişinin savaşta yaşamını yitirdiğini, evlerinin yıkıldığını ve bazı aile üyelerinin yaralandığını söyledi. Nadir’in kaybolmasının, eşi ve çocukları için hem babanın hem de ailenin geçimini sağlayan kişinin yokluğu anlamına geldiğini ifade etti.
Üç oğul savaşta farklı şekillerde kayboldu
Han Yunus’ta yerinden edilen Ümmü Yusuf el-Mısri’nin ailesinde üç oğul savaş nedeniyle farklı biçimlerde kaybedildi. El-Mısri, oğullarından birinin öldüğünü, diğerinin İsrail ordusu tarafından gözaltına alındığını, Cihad adlı üçüncü oğlunun ise kayıp olduğunu söyledi.
Beyt Hanun’dan Gazze’nin güneyine göç eden el-Mısri’nin anlatımına göre Cihad, Şubat 2024’te Refah’taki yerinden edilme alanından kuzeye dönmeye çalışırken kayboldu. O sırada İsrail ordusunun Gazze’nin orta kesimindeki Netzarim koridorunda kurduğu kontrol noktasının yakınındaydı.
Aile, Cihad’ın gözaltına alınıp alınmadığını, öldürülüp öldürülmediğini veya başka bir yere ulaşıp ulaşmadığını bilmiyor. El-Mısri, tek isteklerinin çocuklarının nerede olduğunu ve başlarına ne geldiğini öğrenmek olduğunu belirtti.
Kayıplar için ulusal takip ekibi görevlendirildi
Filistin Adalet Bakanlığı, kayıp ve zorla kaybedilen kişilerle ilgili dosyaları izlemek üzere 21 Nisan’da Ulusal Kayıplar ve Zorla Kaybedilenler Takip Ekibini çalıştırmaya başladı. Ekip; kayıtları ve arama faaliyetlerini bir araya getirmeyi, kimlik tespiti yapmayı ve vakaları yerel ve uluslararası kurumlarla takip etmeyi amaçlıyor.
Uluslararası Kızılhaç Komitesi, Gazze ve Batı Şeria’daki kayıp kişilerle ilgili 9 bin 900’den fazla başvuru aldığını açıkladı. Komite, bilgileri topladığını ve kayıpların akıbetini belirlemek için yetkililerle iletişim kurduğunu bildirdi.
Komite, ocak ayında Gazze’de binlerce ailenin kayıp yakınlarından haber beklediğini, çok sayıda kişinin enkaz altında olduğunun düşünüldüğünü ve adli tıp kapasitesindeki sınırlılıkların cenazelerin kimliklendirilmesini zorlaştırdığını belirtmişti.
BM ve Filistin makamlarının verileri farklı kapsamda
Birleşmiş Milletler uzmanları, Temmuz 2025’te 7 Ekim 2023’ten bu yana çocuklar ve yaşlılar da dahil yaklaşık 4 bin Filistinlinin kayıp olduğunu bildirdi. Uzmanlar, Gazze ile işgal altındaki Filistin topraklarının diğer bölgelerinde Filistinlilere yönelik geniş çaplı zorla kaybetme örüntülerinin belgelendiğini belirtti ve tüm kayıpların akıbetleriyle bulundukları yerlerin açıklanması çağrısı yaptı.
Filistin makamlarının açıkladığı 11 bin 200’ü aşkın sayı ile BM uzmanlarının verdiği yaklaşık 4 bin kişilik rakam arasındaki fark, aynı yöntem ve sınıflandırmaların kullanılmamasından kaynaklanıyor. Filistin makamlarının toplamı, enkaz altında olduğu düşünülenler ile savaş sırasında izini kaybedenleri de içeren daha geniş bir grubu ifade ediyor.
Birleşmiş Milletler, zorla kaybedilmeyi; bir kişinin devlet makamları veya onların desteği, onayı ya da rızasıyla hareket eden kişilerce gözaltına alınması, tutulması ya da kaçırılmasının ardından özgürlüğünden mahrum bırakıldığının kabul edilmemesi veya akıbeti ve bulunduğu yer hakkında bilgi verilmemesi olarak tanımlıyor.
Uluslararası Zorla Kaybedilme Mağdurları Günü, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 2010’da aldığı kararla kabul edildi ve 2011’den itibaren anılmaya başlandı. Her yıl 30 Ağustos’ta düzenlenen gün, ailelerin yakınlarının akıbetini öğrenme hakkına dikkat çekiyor.