Yemen’de çatışmaların yeniden genişlemesi üzerine Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne hitap eden BM Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg, savaşın yalnızca askeri gelişmelerle sona ermeyeceğini söyledi. Grundberg, güvenilir bir siyasi süreç kurulmadan çatışmaların kontrol altına alınamayacağını ve sahadaki kazanımların gerekli müzakerelerin yerini tutamayacağını belirtti.
Grundberg, Yemen’in son haftalarda yeniden geniş çaplı bir savaşa sürüklendiğini, çatışmaların birden fazla cepheye yayıldığını ve ülkenin farklı bölgelerinde hava saldırılarıyla çatışmaların sürdüğünü aktardı. Suudi Arabistan’ı hedef alan saldırıların da devam ettiğini söyledi.
Siviller ve insani altyapı için koruma çağrısı
Artan şiddetin özellikle kadınlar ve çocuklar başta olmak üzere sivilleri yeniden ağır biçimde etkilediğini ifade eden Grundberg, Yemen’in Uluslararası Para Fonu tarafından dünyanın en yoksul ülkesi olarak sınıflandırıldığını hatırlattı. Tüm taraflara uluslararası insancıl hukuka uyma, sivilleri ve sivil altyapıyı koruma çağrısı yaptı.
Tarafların sivillerle savaşanlar, sivil yapılarla askeri hedefler arasında ayrım yapması gerektiğini belirten Grundberg, orantısız zararlardan kaçınılmasını istedi. Sivillerin korunması için mümkün olan tüm önlemlerin alınması gerektiğini söyleyen Grundberg, çocukların özel olarak korunması, silahlı çatışmalarda kullanılmamaları ve silah altına alınmamaları çağrısında bulundu. Sağlık tesisleriyle insani yardım çalışanlarının ve yardım operasyonlarının da korunmasını talep etti.
Suudi Arabistan’daki saldırılar
Grundberg, Husilerin Suudi Arabistan’daki sivil altyapı ve enerji tesislerine yönelik saldırılarını kınadı. Son eylemler arasında Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı ile Abha Uluslararası Havalimanı’na yönelik saldırıların bulunduğunu belirten Grundberg, bu saldırılarda sivillerin hayatını kaybettiğini veya yaralandığını söyledi.
Husilere Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları durdurma çağrısını yineleyen Grundberg’in açıklamalarının ardından Suudi Arabistan, perşembe günü düzenlenen iki saldırıda üç vatandaşının hayatını kaybettiğini ve başka kişilerin de yaralandığını açıkladı. Saldırıların Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı tesisleri ile havalimanında bulunan Suudi Arabistan Havayolları’na ait bir uçağı hedef aldığı bildirildi.
Çatışma cepheleri genişliyor
Husilerin daha önce El-Muha ve Babülmendep’e komşu batı kıyılarına doğru ilerlemesinin ardından Taiz’in batısı ve güneyindeki dağlık bölgelerde çatışmaların şiddetlendiğini aktaran Grundberg, gerilimin güneydeki Lahic vilayetine de yayıldığını söyledi. Hükümet güçlerinin haftanın başında geniş kapsamlı bir karşı saldırı düzenlediğini ve Babülmendep çevresindeki bazı bölgelerin kontrolünü yeniden ele geçirdiğini belirtti.

Grundberg, Marib, Cevf ve Hacce vilayetlerinde de çatışmaların yoğunlaştığını, ülke genelindeki hava saldırılarının sürdüğünü kaydetti. Taiz’deki insani durumun hızla kötüleşebileceği uyarısında bulunan Grundberg, bölgesel güvenliğin, deniz ulaşımının ve uluslararası ticaretin korunması gerektiğini ifade etti.
Yemen için bölgesel siyasi çerçeve
Yemen hükümeti, Husiler ve bölgesel ve uluslararası taraflarla Eylül ayında kapsamlı görüşmeler yaptığını belirten Grundberg, Riyad, Maskat, Kahire ve Washington’daki temasların Yemen’in yalnızca ülke içindeki tarafları değil, bölgenin tamamını ilgilendiren kritik bir dönemden geçtiğini gösterdiğini söyledi.
Yemen’deki gelişmelerin bölgeyi etkilediğini, Orta Doğu’daki istikrarsızlığın da Yemen’deki çatışmanın dinamiklerine yansıdığını aktaran Grundberg, uluslararası girişimlerin ülkenin gerçeklerine, halkın ihtiyaçlarına ve beklentilerine dayanması gerektiğini vurguladı. Güvenlik Konseyi’nin siyasi çözüme ulaşılması için ortak desteğini sürdürmesinin önemine dikkat çekti.
Kızıldeniz’de deniz ulaşımı riski
Husilerin Kızıldeniz’de Suudi Arabistan’la bağlantılı ticari gemilere yönelik tehditlerinin tüm ülkelerin deniz ulaşımı özgürlüğünü zayıflattığını belirten Grundberg, bu tehditlerin deniz ticaret yollarının kontrolü ve uluslararası enerji piyasasının karşı karşıya olduğu baskılarla giderek daha fazla kesiştiğini söyledi.
Bölgesel güvenlik, deniz ulaşımı özgürlüğü ve uluslararası ticaretin korunmasının ele alınması gereken meşru kaygılar olduğunu ifade eden Grundberg, güvenilir siyasi sürecin çatışmanın temel nedenlerini ele alması, ilgili Güvenlik Konseyi kararlarına dayanması ve önceki müzakereler üzerine kurulması gerektiğini kaydetti.

Askeri baskı siyasi sürecin yerini almıyor
Değişen askeri dengelerin tarafların siyasi sürece katılımın yararını, zamanlamasını ve koşullarını değerlendirme biçimini etkilediğini söyleyen Grundberg, askeri baskının siyasi etki kapasitesini artırabileceğini ancak savaşın diplomatik çabaların sürdürülmesini engellememesi gerektiğini belirtti.
BM arabulucusu olarak görevinin Yemenlilerin yön vereceği siyasi bir çözüm için alan oluşturmak olduğunu ifade eden Grundberg, çatışmanın on yılı aşkın süredir yaklaşık 40 milyon Yemenliyi etkilediğini söyledi. Savaşın Yemen’de kalıcı bir duruma dönüşmesini önlemek için siyasi stratejilerin değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
72 BM çalışanı Husilerin elinde
Husilerin bir BM çalışanını serbest bırakmasını olumlu bir adım olarak nitelendiren Grundberg, buna rağmen 72 BM çalışanının hâlâ Husiler tarafından tutulduğunu ve serbest bırakılmaları konusunda şu ana kadar somut ilerleme sağlanamadığını açıkladı.
Birleşmiş Milletler’in tüm tutukluların koşulsuz serbest bırakılması için Husilerle temasını sürdürdüğünü belirten Grundberg, tutulan çalışanların bazılarının ciddi sağlık sorunları yaşadığını aktardı.
Yemen’de çatışmanın geçmişi
Yemen Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, birkaç gün önce devlet kurumlarıyla başkent Sana’yı yeniden kontrol altına alma ve Husilerin hakimiyetine son verme amacı taşıyan "Yemen’in Şafağı" operasyonunun başladığını duyurdu. Ülkedeki askeri tırmanışın Temmuz 2026’da başladığı ve Nisan 2022’de başlayan ateşkesin ardından yaşanan görece sakin döneme kıyasla en geniş kapsamlı gelişme olduğu belirtildi.
Yemen’de savaş, Husilerin Eylül 2014’te Sana ve bazı vilayetlerin kontrolünü ele geçirmesinden bu yana sürüyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap koalisyonu ise Mart 2015’te Yemen hükümetini desteklemek amacıyla müdahalede bulunmuştu.