Iraklı ekonomist Nabil el-Marsumi, Meclis ile personel sayısı ve maaş verileri üzerinden yaşanan tartışmanın ardından medya alanından uzaklaşacağını açıkladı. Marsumi, artık sessiz kalıp geri çekilmeyi seçtiğini söyledi.
Ekonomist, resmi belgelerin sonunda gerçeği gösterdiğini ancak bunu savunmanın kişisel bir bedel doğurduğunu vurguladı. Meclis ile yaşadığı gerilimin tamamen kapanmadığını, yetkililerin caydırıcı gücü sürdükçe benzer bir sürecin yeniden yaşanabileceğini de dile getirdi.
Maaş ve kadro sayısı tartışması
Tartışmanın merkezinde, Marsumi’nin Meclis’te yaklaşık 12 bin 500 personel bulunduğu ve bu çalışanların aylık ortalama 3,5 milyon Irak dinarı, yani yaklaşık 2 bin 250 dolar maaş aldığı yönündeki paylaşımı yer aldı. Marsumi, bu tutarın ortalama bir devlet çalışanının maaşının 12 katından fazla olduğunu savundu.
Meclis ise bu rakamları yanlış buldu ve personel sayısının bunun dörtte birinden az olduğunu ileri sürdü. Yasama organı, maaş ve ödemelerin devlet yasaları ve düzenlemelerine uygun şekilde yapıldığını belirterek iddiaya itiraz etti.
Ekonomistin paylaştığı mali veriler
Marsumi, buna karşılık Maliye Bakanlığı’na ait resmi veriler olduğunu söylediği bilgileri kamuoyuyla paylaştı. Bu verilere göre 2025 yılında çalışanlara yapılan toplam ödeme 551,2 milyar Irak dinarına, yani yaklaşık 353,9 milyon dolara ulaştı.
Ekonomist ayrıca Meclis’te 2 bin 216 çalışan bulunduğunu, Ulusal Hesap Verebilirlik ve Adalet Komisyonu’nda 1 bin 051, Mülkiyet Talepleri Komisyonu’nda 937, Sayıştay’da 3 bin 984, Federal Bütünlük Komisyonu’nda 2 bin 864 ve Federal Kamu Hizmeti Konseyi’nde 144 personel görev yaptığını aktardı.
Tartışmanın siyasi ve idari yansıması
Meclis’in Marsumi’ye karşı "hatalı bilgi" yayımladığı gerekçesiyle hukuki adım tehdidinde bulunduğu bildirildi. Yaşanan tartışma, Irak’ta kamu kurumlarının personel yapısı ve yüksek maaş ödemeleri konusundaki şeffaflık tartışmasını yeniden görünür kıldı.
Marsumi’nin açıklaması, kamu maliyesine dair verilerin nasıl yorumlandığı ve bu verileri kamuoyuna taşıyan isimlerin ne tür baskılarla karşılaşabildiği sorusunu da yeniden gündeme getirdi.