Lübnan’ın güneyindeki liman kenti Sayda’da yaşayan Hristiyanlar, İsrail’in son saldırıları ve tahliye emirlerinin ardından bir kez daha evlerini terk ediyor. Birkaç hafta önce geri dönen bazı aileler, bu kez yeniden kuzeye kaçmak zorunda kaldı.
Darine Al Jouny Safadi, İsrail ile Lübnan’daki silahlı grup Hizbullah arasında bir ateşkes ilan edildikten sonra kötü günlerin geride kaldığını düşünerek ailesiyle birlikte Sayda’nın Hristiyan mahallesine dönmüştü. Ancak yaklaşık üç hafta sonra yoğun bombardıman yeniden başladı ve aile ikinci kez yerinden edildi.
Bu haftaki gelişmeler, İsrail ordusunun kentin tarihi Hristiyan bölgesi için tahliye emri vermesi ve hedefinde Hizbullah mensuplarının bulunduğunu söyleyerek saldırılar düzenlemesiyle daha da ağırlaştı. Önceki tahliye emirleri antik kentin Hristiyan mahallesini kapsamıyordu.
Bölgede kalan bazı Hristiyanlar ise evlerini terk etmemeyi seçti. Ancak onlar da İsrail güçlerinin giderek yaklaştığı bir hatta sıkışmış durumda. Safadi ailesi gibi başka aileler ise güvenlik kaygısıyla kuzeye yöneldi.
Safadi, ikinci kez yerinden edilmenin ilkinden daha zor olduğunu söyledi. Çünkü bu kez geri dönmüş, hayatlarını yeniden kurmaya başlamışlardı. Ailesiyle birlikte bir odada sığındığını anlatırken, evlerine ve topluluklarına bir daha dönememe ihtimalinden duyduğu korkuyu gizleyemedi.
Sayda, İsrail ile İran destekli Hizbullah arasındaki daha geniş çatışmanın parçası haline 2 Mart’ta geldi. Hizbullah’ın İran ile dayanışma amacıyla İsrail’e roket atmasının ardından İsrail, kara ve hava saldırılarını yoğunlaştırdı.
Sayda ve çevresinde uzun yıllardır görev yapan Rum Ortodoks Başpiskoposu Elias Kfoury, yıkımın daha önce gördüğü hiçbir şeye benzemediğini söyledi. Kfoury, saldırıların insanları, ibadethaneleri ve tarihi eserleri ayırt etmediğini savundu.
Bölgedeki Hristiyan varlığının çok eskiye dayandığı, Güney Lübnan’da kiliseler ve dini alanların geniş bir tarihi miras oluşturduğu belirtiliyor. Kfoury, İsrail saldırılarının ibadethanelerde 100 milyon doların üzerinde hasara yol açtığını tahmin ettiğini söyledi. Daha önceki bir savaşta vurulan Aziz George Rum Katolik Kilisesi’nin ise hâlâ harabe halinde olduğu aktarıldı.
İsrail ordusu ise yaptığı açıklamada yalnızca Hizbullah’a ait askeri hedeflere karşı hareket ettiğini ve uluslararası hukuka uygun davrandığını belirtti. Ordu, sivillere, ibadethanelere ya da miras alanlarına kasıtlı zarar verildiği iddialarını reddetti.
Kfoury, uluslararası toplumun İsrail’i hesap vermeye zorlamakta başarısız olduğunu savundu ve Güney Lübnan halkı için daha güçlü koruma istedi. Safadi ise ailesinin ve mahallesinin kalıcı olarak yerinden edilmesi ihtimali karşısında gözyaşı döktü. 13 yaşındaki kızı Salma da evlerini ve kiliselerini bir daha görememe düşüncesinin tarifsiz olduğunu söyledi.
Lübnan makamlarına göre İsrail saldırılarında 3 bin 600’den fazla kişi hayatını kaybetti, 1 milyondan fazla kişi de yerinden edildi. ABD’nin 16 Nisan’da ilan ettiğini söylediği ateşkese rağmen çatışmaların sürdüğü, Lübnan’ın da ateşkesten bu yana İsrail’in yaklaşık 3 bin 500 saldırı düzenlediğini açıkladığı ifade ediliyor.