Filistin’in ve Kudüs’ün geçmişine ait fotoğrafları bir araya getiren "Kudüs Hafızası" arşivi, tarihçi ve mimar Muhammed Haşim Guşe’nin yıllara yayılan araştırmalarının ürünü olarak öne çıkıyor. Koleksiyonda 19. yüzyılın sonlarından günümüze kadar uzanan mimari, sosyal ve siyasi dönüşümlere ilişkin görsel belgeler yer alıyor.
Arşiv, Osmanlı döneminden İngiliz Mandası’na, Ürdün yönetiminden Filistin direnişi ve sonrasındaki toplumsal değişimlere kadar farklı dönemleri fotoğraflarla izliyor. Guşe’nin araştırma ve belgeleme çalışmaları sırasında seçtiği görüntüler, araştırmacılar ile tarih meraklılarının erişimine sunuluyor.
Beş ciltte Kudüs’ün görsel geçmişi
Beş ciltten oluşan "Kudüs Hafızası"nda seçilmiş fotoğraflara tarihî bilgiler eşlik ediyor. Arapça özgün metinlerden farklı dillere aktarılan bu içeriklerle Kudüs’e ilişkin görsel tanıklıkların daha geniş kitlelere ulaştırılması ve gelecek kuşaklar için korunması hedefleniyor.
Guşe, Kudüs ve Filistin’in tarihi, kültürü ve mirası üzerine yaptığı çalışmalar nedeniyle 2020’de Kral Faysal Ödülü’ne layık görüldü. Tarihçilerin sorumluluğunun yalnızca geçmişte yaşananları kaydetmek olmadığını belirten Guşe, bu görevin miras ve medeniyeti koruyarak gelecek nesillere aktarmayı da kapsadığını söylüyor.
Ailesinin Kudüs’ten ayrılması arşiv çalışmasını şekillendirdi
Guşe’nin arşiv çalışması, Kudüs’le kurduğu kişisel bağın yanı sıra ailesinin yaşadığı zorunlu göç deneyimiyle de bağlantılı. Ailesi, 1948’deki Nekbe’nin ardından 1954’te Kudüs’ten ayrılarak Kuveyt’e yerleşti. 1967’de Doğu Kudüs’ün işgal edilmesi, ailenin kente dönüşünü engelledi.

Kudüs’ten uzak geçirdiği yılların geri dönememenin acısıyla şekillendiğini anlatan Guşe, 1994’te dönüş imkânı bulmasının ardından çalışmalarını şehrin tarihi ve eserlerine yöneltti. Saha araştırmaları ile birincil kaynaklardan yararlanarak Kudüs ve Filistin’in tarihî mirasını yeniden belgelemeye başladı.
Gazze ve Kudüs’teki yapılar belgelendi
Yaklaşık 30 yıllık araştırma sürecinde Guşe, Gazze ve Kudüs başta olmak üzere Filistin’de bulunan İslami ve Hristiyan tarihî yapıların önemli bir bölümünü kayıt altına aldı. Yapıların cepheleri, kesitleri ve mimari planları için çizimler hazırladı.
Belgelediği eserler arasında Gazze’deki Büyük Ömeri Camii, Seyyid Haşim Camii ve İbn Mervan Camii’nin yanı sıra kiliseler, diğer camiler, tarihî türbeler, okullar ve hanlar bulunuyor. Bu yapıların bir bölümü saldırılar sırasında hasar gördü veya yıkıldı. Guşe, hazırladığı mimari çalışmaların eserlerin tarihî kaydını koruyabileceğini ve gelecekteki restorasyonlara katkı sağlayabileceğini belirtiyor.

Fotoğraflar gündelik hayatın izlerini taşıyor
Guşe’ye göre fotoğraflar, Filistin tarihi ve mirasının araştırılmasında yazılı belgeleri tamamlayan temel kaynaklardan biri. 19. yüzyıldan itibaren Filistin’i ziyaret eden seyyahların çektiği görüntüler, yazılı kayıtlarda bulunmayan gündelik yaşam, gelenekler, mimari değişim ve toplumsal dönüşüm ayrıntılarını ortaya koyuyor.
Bu nedenle fotoğrafların tarih araştırmalarında diğer belgelerle birlikte kullanılması gerektiğini söyleyen Guşe, görsel arşivin Filistin’deki yaşam biçimleri ile mimari mirasın zaman içindeki değişimini izlemeye imkân verdiğini ifade ediyor.
Gazze için üç kitaplık çalışma
Guşe, Gazze’ye odaklanan "Delil", "Tanık" ve "Sanık" başlıklı üç kitaptan da söz ediyor. Bu çalışmaların, Gazze’deki savaş sırasında yaşananlar ile Filistinlilerin maruz kaldığı ağır sonuçlara ilişkin belgeler içerdiğini söylüyor.
Filistin tarihinin farklı dillerde yayımlanarak üniversitelere ve araştırma merkezlerine ulaştırılması gerektiğini vurgulayan Guşe, Filistinlilerin kendi hikâyelerini kendilerinin yazması ve koruması gerektiğini belirtiyor. Araştırmacı, Kudüs ve Filistin’in geçmişini gelecek kuşaklara aktarmayı temel görevlerden biri olarak görüyor.