Lübnan Dışişleri Bakanlığı, İsrail ordusunun güneydeki sınır köyleri üzerinde glifosat püskürttüğü gerekçesiyle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ne şikâyet sundu.
Bakanlık, iddiayı bölgeden alınan toprak örneklerinde yüksek düzeyde glifosat tespit edildiğini gösteren laboratuvar bulgularına dayandırdığını bildirdi.
Şikâyette anılan bölgeler
Bakanlığın 10 Haziran’da gönderdiği mektupta, Şubat ayında Aita eş-Şaab, Ras en-Nakura ve Dahayra çevresinde havadan glifosat püskürtüldüğü öne sürüldü.
Şikâyette, bu uygulamanın 2 Mart’ta savaşın başlamasından yaklaşık bir ay önce gerçekleştiği belirtildi.
Resmî açıklamada, kimyasal analizlerin hedef alınan bölgelerden toplanan toprak örneklerinde maddenin, tarım arazilerinde doğrudan kullanım sonrası normalde kaydedilen oranların çok üzerinde bulunduğu ifade edildi.
Şikâyetin, Lübnan hükümetine bağlı Ulusal Bilimsel Araştırma Konseyi tarafından hazırlanan rapora dayandığı aktarıldı.
Askerî araç saldırısı da kınandı
Lübnan Dışişleri Bakanlığı, ayrı bir mektupta da İsrail saldırılarının Lübnan topraklarında sürdüğünü belirterek, ayın başlarında Lübnan ordusuna ait bir askerî aracın hedef alınmasını kınadı.
Saldırıda görev başındaki iki subay ve bir askerin öldüğü bildirildi.
Bakanlık, Lübnan ordusu mensuplarının hedef alınmasının doğrudan diplomatik çabaları zayıflattığını savundu.
Açıklamada, bu değerlendirme Washington’da Nisan ayından bu yana süren doğrudan görüşmelere ve geçen ay Pentagon’da iki tarafın askerî heyetlerinin bir araya gelmesine atıfla yapıldı.
UNIFIL’in açıklaması
Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü ise o dönemde, İsrail ordusunun Mavi Hat yakınındaki bölgelere toksik olmayan bir kimyasal madde bırakmayı planladığını kendilerine bildirdiğini, bu nedenle uluslararası güç personelinden bölgeden uzak durmalarının istendiğini açıklamıştı.
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun da 4 Şubat’ta İsrail uçaklarının güneydeki bazı köylerde tarım arazileri ve bahçeler üzerine zehirli tarım ilacı bıraktığını söylemiş, bunu Lübnan egemenliğinin açık ihlali ve halk ile topraklarına karşı çevresel ve sağlık açısından bir suç olarak nitelemişti.