Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail’in işgali altındaki Golan Tepeleri üzerindeki egemenliğini tanımasına ilişkin bir espri yaptığını açıkladı. Şara, Trump’a Golan Tepeleri’ni İsrail’e devretme yetkisi olmadığını, isterse New Jersey’i verebileceğini söylediğini aktardı.
New York’ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu çalışmaları kapsamında düzenlenen ve eski ABD’li yetkili Brett McGurk’un yönettiği oturumda konuşan Şara, Golan Tepeleri’nin bölge halkına ait olduğunu söyledi. Herhangi bir liderin bu topraklardan vazgeçme veya onları başka bir tarafa verme hakkı bulunmadığını belirtti.
İsrail’le müzakerelerde anlaşmazlık
Şara, İsrail’le yapılan müzakerelerde tarafların her defasında anlaşmaya yaklaştığını, ancak görüşmelerin son bölümünde İsrail’in çeşitli gerekçelerle geri adım attığını söyledi. Anlaşmanın yaklaşık yüzde 90’ına ulaşıldığında sürecin tıkandığını ifade eden Şara, Şam yönetiminin diplomasi, diyalog ve müzakere yöntemlerini sürdürdüğünü belirtti.
İsrail’in önceki yönetimin devrilmesinin ardından Suriye’ye yönelik saldırılarını sürdürdüğünü, yeni bölgeleri kontrol ettiğini, ülke içinde operasyonlar düzenlediğini, gözaltılar gerçekleştirdiğini ve farklı noktalara saldırdığını ileri süren Şara, bu gelişmelere diplomatik kanallarla karşılık verdiklerini söyledi.
Şara, ilk önceliğin İsrail’in 8 Aralık 2024’ten sonra kontrol ettiği bölgelerden çekilmesi ve 1974’teki mevzilere dönmesi olduğunu dile getirdi. Güvenlik düzenlemelerinin ancak bundan sonra ele alınabileceğini belirten Şara, bu düzenlemelerin başarılı olması durumunda kalıcı barışın görüşülebileceğini kaydetti.
Golan Tepeleri’nin Birleşmiş Milletler tarafından Suriye toprağı olarak tanındığını ve bölgenin statüsünün tartışma konusu olmadığını söyleyen Şara, İsrail’in güvenlik kaygılarının da müzakerelerde ele alındığını ifade etti. Bu kaygıları değerlendirmek üzere uluslararası bir komite kurulabileceğini belirtti.
Gazze’nin güvenlik tartışmasına etkisi
Şara, İsraillilerin 7 Ekim olaylarının ardından yaşadığı güvenlik endişelerini anladığını, ancak bu olayların Suriye’ye yönelik tüm politikaların dayanağı haline getirilemeyeceğini söyledi. Gazze’de yaşananların da dikkate alınması gerektiğini belirten Şara, aralarında çok sayıda kadın ve çocuğun bulunduğu 70 binden fazla kişinin öldüğünü ifade etti.
Güvenliğin, başkalarının güvenliğine saygı gösterilmeden sağlanamayacağını dile getiren Şara, İsrail’in politikalarını değiştirmesi gerektiğini savundu. Suriye’de havaalanlarının ve cumhurbaşkanlığı sarayının hedef alınmasını, Suriye topraklarında gözaltılar yapılmasını gündeme getiren Şara, bu saldırıların İsraillilerin güvenliğini nasıl artırdığının sorgulanması gerektiğini söyledi.
Suriye’de yabancı askeri varlık
Suriye’de yabancı askeri üs bulunmamasını ve devlet egemenliğinin bütünüyle sağlanmasını istediklerini belirten Şara, yeni yönetimin Şam’a geldiğinde Rusya’nın ülkedeki askeri varlığını devraldığını söyledi. Rusya’ya ait üslerin sayısının yaklaşık 170’ten 2’ye indirildiğini ifade etti.
Şara, kalan iki üssün Suriye ordusunu eğitmek için kullanılmasının planlandığını belirtti. Bu üslerin başka ülkelere karşı operasyon düzenlemek veya lojistik destek sağlamak amacıyla kullanılmayacağını söyleyen Şara, Rusya’yla görüşmelerin sürdüğünü ve üzerinde anlaşmaya varılan konuların yürürlükteki bir mutabakat zaptına bağlandığını aktardı.
Suriye’deki her türlü yabancı askeri varlığın Halk Meclisi tarafından onaylanması ve hukuki bir statüye sahip olması gerektiğini söyleyen Şara, ABD güçlerinin ülkeden çekilmesine de değindi. Çekilmenin savaş yaşanmadan ve karşılıklı anlayışla gerçekleştiğini, Suriye devletinin ilgili bölgelerde denetimi devraldığını ifade etti.
Kürtlerin hakları ve siyasi geçiş
Şara, Suriye devletinin ülkenin geniş bölümünde, özellikle daha önce Demokratik Suriye Güçleri’nin kontrolünde bulunan bölgelerde denetim sağladığını söyledi. Silahlı bir grubun devlet çatısı altında birleştirilmesiyle Kürt toplumuyla ilişkilerin birbirinden ayrılması gerektiğini belirten Şara, Kürtlerin Suriye toplumunun bir parçası olduğunu dile getirdi.
Kürtlerin kültürel ve dil haklarının tanınmasına yönelik kararnamenin silahlı unsurların entegrasyonundan önce çıkarıldığını belirten Şara, bu kararnamenin Anayasa’nın parçası olacağını söyledi. Eğitim Bakanlığı ekiplerinin uygulamaya ilişkin teknik çalışmaları yürüttüğünü aktaran Şara, Kürtçenin bazı bölgelerde haftada iki ders seçmeli olarak okutulması için talimat yayımlandığını açıkladı.
Siyasi geçiş çerçevesinde Halk Meclisinin yasaları inceleyecek ve anayasa taslağı hazırlayacak iki komisyon kuracağını belirten Şara, sürecin beş yıllık geçiş döneminin bitiminden önce tamamlanabileceğini ifade etti. Güvenliğin sağlanması, ulusal konferansın düzenlenmesi, anayasal bildirinin yayımlanması, hükümetin kurulması ve Halk Meclisi seçimlerinin yapılmasıyla geçişin ilerlediğini söyledi.
Seçimlerin kusursuz olmadığını ancak mevcut dönem için uygun olduğunu belirten Şara, geçiş döneminin kalıcı bir devlet modeli olarak değerlendirilmemesi gerektiğini kaydetti. Yönetimin etnik, dini veya coğrafi kotalara dayalı bir paylaşım yerine hukukun üstünlüğünü ve kurumsal yönetimi hedeflediğini ifade etti.
Lübnan, Irak ve başkanlık adaylığı
Gelecekteki başkanlık seçimlerinde aday olup olmayacağı sorulan Şara, bu konuda henüz karar vermediğini söyledi. Önceliğinin halka hizmet etmek ve ülkeyi ekonomik ve siyasi bakımdan geliştirmek olduğunu belirten Şara, gerekli görmesi halinde sorumluluk almak için aday olabileceğini dile getirdi.
Lübnan konusunda Beyrut hükümetinin ve devlet kurumlarının güçlendirilmesini, silahın devletin elinde toplanmasını desteklediklerini söyleyen Şara, Suriye’nin Lübnan’daki ekonomik, sosyal ve siyasi şartların iyileştirilmesine yardımcı olmaya çalıştığını belirtti. Taif Anlaşması’nın uygulanması konusunda Lübnan hükümetiyle iletişim kurduklarını aktardı.
Irak’la ekonomik bağları geliştirmek istediklerini ifade eden Şara, Irak petrol sahalarını Suriye limanlarına bağlayacak bir proje üzerinde çalışıldığını açıkladı. Bu hattın petrol taşımacılığında Babu’l Mendeb ve Süveyş Kanalı’na alternatif oluşturabileceğini söyleyen Şara, hattın 1950’lerden beri mevcut olduğunu ancak siyasi sorunlar nedeniyle kullanılmadığını belirtti.
Şara, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’yle ilişkilerin çok iyi olduğunu ve ekonomik ve güvenlik alanlarında işbirliği yapıldığını söyledi. Bölgesel yönetimin, Demokratik Suriye Güçleri’nin devlet yapısına dahil edilmesi sürecinde Suriye’ye destek verdiğini ifade etti.
Ordu yapılanması ve geçmişine ilişkin açıklama
Suriye ordusunun yeniden yapılandırılması kapsamında silahlı grupların feshedildiğini, silahların tek bir ordu çatısı altında toplandığını ve eğitim kampları kurulduğunu belirten Şara, geçiş döneminin başında ülkenin dağılmasını önlemek için çok sayıda kişinin hızlı şekilde kabul edildiğini söyledi. Bu süreçte ordu ve güvenlik kurumlarında olaylar yaşandığını kabul eden Şara, farklı ülkelerin Suriye güçlerinin profesyonelleşmesi için eğitim desteği verdiğini aktardı.
11 Eylül saldırılarıyla herhangi bir bağlantısı olmadığını söyleyen Şara, geçmişte El Kaide’yle ilişkisi bulunduğu yönündeki sorulara daha önce de cevap verdiğini belirtti. Bölgedeki şartların geçmişte çok sayıda genci belirli yönelimlere ittiğini ifade eden Şara, kendi motivasyonunun önceki yönetim dönemindeki öldürme, gözaltı, işkence ve kimyasal silah kullanımı iddiaları karşısında insanlara yönelik zulmü sona erdirmek olduğunu savundu.
Austin Tice dosyası
Kayıp ABD’li gazeteci Austin Tice’ın dosyasına da değinen Şara, Tice’ın annesiyle görüştüğünü ve onu, oğlunun öldüğünü düşündüğü için yıllarca haber bekleyen kendi annesiyle bir araya getirdiğini söyledi. Suriye’de yaklaşık 150 bin kişinin hâlâ kayıp olduğunu tahmin eden Şara, Kayıp Kişiler Ulusal Kurumu’nun adli tıp ve kriminal soruşturma alanlarında uluslararası uzmanlıktan yararlanmaya çalıştığını belirtti.
Şara, Austin Tice’ın dosyasında güvenlik ve istihbarat bilgileri bulunduğu için tüm ayrıntıları açıklayamayacağını söyledi. Buna karşın aileye ulaştıkça her bilgiyi aktarmaya çalıştıklarını ifade etti.