Amiral Jeffrey Anderson’ın 16-17 Eylül 2026'da Tunus’a gerçekleştirdiği ziyaret, Washington ile Tunus arasındaki askeri ilişkilerin Akdeniz güvenliği ve bölgesel koordinasyon boyutlarını öne çıkardı. Ziyaret, ABD Afrika Komutanlığının himayesinde ve 6. Filo komutasında düzenlenen Phoenix Express 2026 tatbikatıyla aynı dönemde yapıldı.
13 ülkenin deniz kuvvetleri tatbikata katıldı
Phoenix Express tatbikatının 21’incisine Eylül ayında Tunus ev sahipliği yaptı. Afrika, Avrupa ve ABD’den 13 ülkenin deniz kuvvetlerinin yer aldığı çalışmalarda deniz güvenliği, veri alışverişi, arama-kurtarma ve gemilerin durdurulması konuları ele alındı.
Tunuslu medya uzmanı Cemal el-Arfavi, Anderson’ın ziyaretini Phoenix Express ve African Lion tatbikatlarıyla oluşan daha kapsamlı askeri iş birliği çerçevesinin bir parçası olarak nitelendirdi. El-Arfavi, iki ülke arasındaki deniz alanındaki ortaklığın tek bir ziyaretten ibaret olmadığını söyledi.
Güvenlik iş birliği Akdeniz ve sınır dosyalarına uzanıyor
El-Arfavi’ye göre ABD’nin bölgedeki güvenlik yaklaşımı, geleneksel terörle mücadele başlığının ötesine geçerek Akdeniz güvenliği, istihbarat koordinasyonu ve deniz alanlarının yönetimine odaklanıyor. Sınır güvenliği, uluslararası organize suç, kaçakçılık ve uyuşturucu ağları, göç dosyaları ile deniz ulaşımının güvenliği de bu kapsamda öne çıkan başlıklar arasında bulunuyor.
Tunus’un Cezayir ile Libya arasında ve Akdeniz’in güney kıyısında yer alması, El-Arfavi’ye göre ülkenin bölgesel deniz güvenliği düzenlemelerindeki önemini artırıyor. Ancak uzman, ABD’nin Nijer’den 2024’te çekilmesinin ardından Tunus’u eski üslerinin yerine koyduğunu veya ülkeyi Sahra’nın iç kesimlerini izlemek için kullandığını gösteren resmi bir işaret bulunmadığını belirtti.

Bizerte’de eğitim merkezi için yeni aşama
Bizerte’deki Denizcilik Mükemmeliyet Merkezi için yaklaşık 1 milyon dolar değerindeki üçüncü aşama ABD sözleşmesi 22 Eylül’de duyuruldu. El-Arfavi, merkezin Tunus ile ABD arasındaki iş birliği çerçevesinde deniz kuvvetleri ve özel operasyon birliklerinin eğitimi amacıyla geliştirildiğini aktardı.
ABD Donanmasının tanımına göre tesisin çok uluslu eğitime hizmet veren bölgesel bir merkeze dönüşmesi ve ortak kuvvetlerin birlikte çalışabilirliğinin artırılması hedefleniyor. İnşaat, Eylül 2024’te verilen ABD sözleşmesiyle başladı. Sonraki aşamalarda özel kuvvetler ve yakın muharebe eğitimi, bot ve ekipman depolama, çıkarma operasyonları ve deniz eğitimiyle bağlantılı tesisler projeye dahil edildi.
Libya ve Sahel rekabeti Washington’un hesaplarında yer alıyor
Jeostratejik çalışmalar uzmanı ve akademisyen Kemal bin Yunus, Anderson’ın ziyaretinin Libya’daki bölünmüş yapının sürdüğü ve Kuzey Afrika ile Sahel’de uluslararası rekabetin arttığı bir dönemde gerçekleştiğini söyledi. Bin Yunus, Tunus’un Cezayir ile Libya arasındaki konumunun, Avrupa’ya yakınlığının ve askeri kurumlarının istikrarının ülkeyi ABD’nin Akdeniz’in güneyine yönelik stratejisinde önemli bir ortak haline getirdiğini ifade etti.
Bin Yunus, Libya’daki askeri ve kurumsal bölünmüşlüğün ülkeyi uluslararası ve bölgesel güçlerin çıkarlarının kesiştiği bir alana çevirdiğini belirtti. ABD Afrika Komutanlığının Rusya’nın Libya’daki varlığının stratejik sonuçları konusunda uyarılarda bulunduğunu söyleyen uzman, Libya’nın güney kıyısında Rus gücünün konuşlanmasının NATO’nun güney kanadı bakımından sonuçlar doğurabileceğini kaydetti.
Sahel’de Rusya’nın Mali, Nijer ve Burkina Faso ile askeri iş birliğini artırdığını belirten Bin Yunus, bölgenin bazı kesimlerinde Batı’nın doğrudan askeri varlığının gerilediğini söyledi. Uzman, Tunus’un coğrafi konumu ile ABD ile uzun süredir devam eden güvenlik ilişkilerinin bu rekabeti Washington’un hesaplarına dahil ettiğini ifade etti.

Tunus’ta yeni ABD üssü yönelimi bulunmuyor
Bin Yunus, bölgesel gelişmelerin Tunus’ta yeni bir ABD askeri üssü kurulacağı şeklinde yorumlanmaması gerektiğini vurguladı. ABD politikasının daha çok eğitim, bilgi alışverişi, birlikte çalışabilirlik, deniz güvenliği, ortak orduların kapasitesini geliştirme ve kriz dönemlerinde iş birliği yapabilme imkanına dayandığını belirtti.
Tunus’un eski dışişleri bakanı Ahmed Vünis de ülkenin askeri konumunda köklü bir değişiklik yaşandığı değerlendirmesini sınırlı buldu. Vünis, Tunus-ABD ilişkilerinin uzun süredir yüksek düzeyde güvene dayandığını ve ortak askeri tatbikatların yeni bir uygulama olmadığını söyledi.
Vünis’e göre Tunus, tatbikatlar yoluyla teknik gelişmeleri ve askeri doktrinleri izliyor, subay ve askerlerin eğitim kapasitesini geliştiriyor. ABD, Rusya ve Çin arasındaki rekabete ilişkin olarak ise Tunus’un büyük güçler arasındaki çatışmalara dahil olmayı hedeflemediğini ifade etti.
Tunus-ABD ortaklığının başlıkları çoğalıyor
Tunus, 2015’ten bu yana NATO üyesi olmayan başlıca ABD müttefiklerinden biri statüsünü taşıyor. NATO üyeliği anlamına gelmeyen bu statü, savunma iş birliği, eğitim ve ekipman alışverişinin genişletilmesine imkan veriyor.
Uzmanların değerlendirmelerine göre Anderson’ın ziyareti ve Phoenix Express tatbikatı, onlarca yıldır süren Tunus-ABD askeri ortaklığının deniz ve siber güvenlik, bilgi alışverişi ve çok uluslu eğitim alanlarına yayıldığını gösteriyor. Bu genişleme Libya ve Sahel’deki gelişmelerle bağlantılı değerlendirilirken, Tunus’ta yeni bir ABD üssü kurulacağına dair bir yönelim bulunmadığı ve ülkenin dış politika kararlarında bağımsızlığını korumaya çalıştığı vurgulanıyor.