Mescid-i Aksa’ya yönelik girişimlerin Kudüs’teki tarihi ve hukuki statüyü tehdit ettiği uyarıları peş peşe geldi. Türkiye, Katar, Kuveyt, Mısır, Ürdün, Filistin ve Hamas, İsrail güvenlik güçlerinin koruması altında gerçekleştirildiği bildirilen baskınlara tepki gösterirken, eylemlerin Müslümanların duygularını provoke ettiği ve Kudüs’teki hassas dengeleri zayıflattığı belirtildi.
Kudüs İslami Vakıflar Dairesi ile Filistin medyası, İsrail güvenlik bakanı Itamar Ben-Gvir ve yaklaşık 1.500 İsrailli yerleşimcinin Pazar günü Mescid-i Aksa’ya girdiğini bildirdi. Aynı kaynaklara göre gruplar polis koruması altında Yahudi dini ritüelleri gerçekleştirdi ve Filistinli ibadet edenlerin girişine yönelik kısıtlamalar sıkılaştırıldı.
Türkiye Mescid-i Aksa’yı kırmızı çizgi olarak niteledi
Türkiye Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İsrailli grupların Mescid-i Aksa’ya girişini kınadı. Duran, kutsal mabedi hedef alan her provokasyonun Kudüs’ün tarihi ve hukuki statüsüne yönelik kabul edilemez bir saldırı olduğunu söyledi.
Baskınların İsrail güvenlik güçlerinin koruması altında gerçekleştiğini belirten Duran, bu adımların Kudüs’teki gerilimi artırdığını ve kutsal mekânların dokunulmazlığını görmezden geldiğini ifade etti. Kudüs’ün tüm semavi dinler için ortak bir coğrafya, Mescid-i Aksa’nın ise Müslümanların ortak mabedi ve insanlığın ortak mirası olduğunu kaydetti.
Türkiye’nin tutumunun Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın haklarına dayandığını belirten Duran, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın "İlk kıblemiz Mescid-i Aksa kırmızı çizgimizdir" sözünü aktardı. Duran, Türkiye’nin Mescid-i Aksa’nın dokunulmazlığını ve Filistinlilerin haklarını savunmayı sürdüreceğini söyledi.
Katar ve Körfez ülkelerinden uluslararası çağrı
Katar Dışişleri Bakanlığı, yerleşimcilerin Mescid-i Aksa’ya yönelik devam eden girişimlerini kınadı. Bakanlık, ihlaller ile tekrarlanan provokasyonların bölgedeki şiddet ve tırmanma döngülerini körükleyebileceği, sükûnet ve istikrar ihtimalini zayıflatabileceği uyarısında bulundu.
Doha, Mescid-i Aksa’nın yalnızca Müslümanlara ait bir ibadet yeri olduğunu bildirdi. Kudüs ve kutsal mekânların mevcut tarihi ve hukuki statüsünü değiştirmeye dönük tek taraflı adımların uluslararası hukuk bakımından geçersiz olduğunu savunan Katar, uluslararası topluma İsrail’i ihlalleri durdurmaya ve ilgili uluslararası kararlara uymaya zorlama çağrısı yaptı.
Kuveyt Dışişleri Bakanlığı da yerleşimci grupların İsrail güvenlik güçlerinin koruması altında Mescid-i Aksa’ya girmesini kınadı. Bakanlık, uluslararası toplum ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden ihlalleri durdurmak, Filistinlileri ve kutsal mekânları korumak için hukuki ve ahlaki sorumluluklarını yerine getirmelerini istedi.
Mısır Dışişleri Bakanlığı, polis koruması altındaki tekrarlanan baskınların yanı sıra Filistinlilerin hareketlerine getirilen sıkı kısıtlamaları da kınadı. Bakanlık, uygulamaların Filistin topraklarındaki durum açısından doğurabileceği sonuçlara karşı uyararak Kudüs’ün tarihi ve hukuki statüsüne saygı gösterilmesi gerektiğini bildirdi.
Ürdün Dışişleri Bakanlığı, son baskın da dahil olmak üzere yerleşimcilerin Mescid-i Aksa’ya süren girişimlerinin kutsal alanın mevcut tarihi ve hukuki statüsünü ihlal ettiğini açıkladı. Amman, bu adımların Mescid-i Aksa’da zaman ve mekân bakımından bölünmeyi dayatmayı amaçladığını savundu; İsrail’in işgal altındaki Kudüs ve kutsal mekânlar üzerinde egemenliği bulunmadığını belirtti.
Ürdün ayrıca uluslararası toplumu, İsrail’i Kudüs’teki İslami ve Hristiyan kutsal mekânlara yönelik ihlalleri durdurmaya zorlayacak kararlı bir tutum almaya çağırdı.
Filistin ve Hamas’tan dini savaş uyarısı
Filistin Devlet Başkanlığı Sözcüsü Nebil Ebu Rudeyne, Doğu Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksa’ya yönelik yerleşimci girişimlerindeki artışı kınadı. Ebu Rudeyne, bu girişimlerin yeni bir fiili durum oluşturma çabası ve dünya genelindeki Müslümanların duygularına yönelik tehlikeli bir provokasyon olduğunu söyledi.
Ebu Rudeyne, Mescid-i Aksa’da zaman ve mekân bakımından bölünme dayatılması girişimleriyle Kudüs’teki tırmanışın siyasi çatışmayı, bölgesel güvenlik ve istikrarı tehdit eden dini bir savaşa dönüştürebileceği uyarısında bulundu. Mescid-i Aksa’nın 144 dönümlük tamamının bölünemeyecek veya ortak kullanıma açılamayacak şekilde yalnızca Müslümanlara ait bir ibadet yeri olduğunu belirtti.
Filistinli yetkili, uluslararası toplumdan Filistin halkı ve kutsal mekânlar için koruma sağlayacak acil ve pratik adımlar atmasını istedi. Ebu Rudeyne ayrıca İsrail makamlarının ihlalleri durdurmaya ve ilgili uluslararası kararlara uymaya zorlanması çağrısı yaptı.
Hamas, Doğu Kudüs’teki Mescid-i Aksa’nın yerleşimcilerin benzeri görülmemiş girişimleriyle karşı karşıya olduğunu açıkladı. Örgüt, avlulara Yahudi dini ritüellerinde kullanılan araçların sokulmasını da tehlikeli gelişimler arasında saydı.
Hamas’ın Filistin dışındaki lideri Halid Meşal, Mescid-i Aksa’nın kritik bir dönemeçten geçtiğini ve İsrail’in kutsal mekân üzerindeki mücadelesini sonuçlandırmaya çalıştığını savundu. Meşal, kazılar, tesisler üzerindeki kontrol ve İslami vakıfların sorumluluklarını yerine getirmesinin engellenmesi yoluyla Mescid-i Aksa’nın alanının daraltılmasının ve mekânsal bölünmenin dayatılmaya çalışıldığını ileri sürdü.
Girişler Yahudi bayramları döneminde arttı
Mescid-i Aksa’ya yerleşimci girişleri, Yahudi bayramlarının başlamasından bu yana artış gösterdi. İbrani yılbaşı 12 ve 13 Eylül’de, Kefaret Günü 21 ve 22 Eylül’de kutlandı. Sukot Bayramı 26 Eylül-2 Ekim tarihleri arasında, Tevrat’ın neşesinin kutlandığı gün ise 3 Ekim’de gerçekleştirilecek.
Filistinliler, İsrail’in Doğu Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın kimliğini değiştirmeye yönelik adımlarını uzun süredir artırdığını savunuyor. İsrail polisi 2003’ten bu yana yerleşimcilerin Mescid-i Aksa’ya girişlerine izin verirken, Kudüs İslami Vakıflar Dairesi bu uygulamaların sona erdirilmesi çağrısını yineliyor.