Lübnan’ın Washington’daki temaslarında ülkenin finans sektörü ve egemenliğiyle ilgili başlıklar öne çıkarken, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, İran ve Hizbullah’a bağlı finans ağlarının engellenmesi için Beyrut yönetimine proaktif adımlar atma çağrısı yaptı.
Bessent, Washington’da Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam ve Maliye Bakanı Yasin Cabir ile görüştü. Görüşmede kapsamlı finans sektörü reformlarının sürdürülmesi ve Lübnan bankacılık sistemine duyulan güvenin yeniden oluşturulmasının önemi ele alındı.
Lübnan heyetinin Washington gündemi
Selam, Cabir ve Enerji ve Su Bakanı Joe Saddi’den oluşan heyetle Washington’da temaslarda bulunuyor. Heyetin programında Dünya Bankası Başkanı Ajay Banga’nın da aralarında bulunduğu yetkililerle toplantılar ile IMF Genel Direktörü Kristalina Georgieva’yla görüşme yer alıyor.
Görüşmelerde reform sürecine destek verilmesi ve Dünya Bankası ile Uluslararası Para Fonu’yla iş birliğinin güçlendirilmesi başlıkları bulunuyor. Selam, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile Lübnan ve bölgedeki gelişmelerin yanı sıra ülkenin egemenliğinin yeniden tesis edilmesi sürecini görüştü.

Silahların devlet kontrolüne alınması talebi
Rubio, ABD’nin Lübnan’ın "üçlü çerçeveyi" uygulamasına güçlü destek verdiğini söyledi. Rubio, bu çerçevenin İsrail’le kalıcı barışa ulaşmanın tek yolu olarak değerlendirildiğini belirtti.
Selam ise uygulamanın hızlandırılması, İsrail’in Lübnan’dan tamamen çekilmesi ve ülke genelindeki silahların devletin elinde toplanması için çağrı yaptı. Lübnan hükümeti, Hizbullah’ın silahları da dahil olmak üzere bütün silahların devlet kontrolünde toplanmasına yönelik bir plan yürütüyor.
Hizbullah silahlarını koruyor; örgüt kendisini İsrail işgaline karşı bir direniş hareketi olarak tanımlıyor ve Lübnan hükümetinden İsrail’le doğrudan müzakereleri durdurmasını istiyor.
Washington ve Roma’daki müzakere turları
Beyrut ile Tel Aviv arasında ABD’nin arabuluculuğunda Washington ve Roma’da çok sayıda müzakere turu gerçekleştirildi. Selam, Washington görüşmelerinde üçlü çerçevede öngörülen yükümlülüklerin hayata geçirilmesi için açık bir takvim hazırlanmasını istedi.

ABD, Hizbullah’ı İran ve Devrim Muhafızları Kudüs Gücü’yle bağlantısı bulunduğu gerekçesiyle terör örgütü olarak sınıflandırıyor. Rubio, ABD’nin "Hizbullah ve İran nüfuzundan arındırılmış, egemen bir Lübnan’ın yanında" olduğunu söyledi.
Lübnan makamlarının açıklamasına göre İsrail’in 2 Mart’tan bu yana devam eden saldırılarında en az 4 bin 386 kişi öldü, 12 bin 407 kişi yaralandı ve 1 milyondan fazla kişi yerinden edildi.
Saldırılar, ABD’nin arabuluculuğunda iki ülke arasında 26 Haziran’da imzalanan ve İsrail’in Lübnan topraklarından aşamalı olarak çekilmesini öngören "çerçeve formülü"ne rağmen sürüyor.

Düzenleme, İsrail’in Lübnan’daki işgal altındaki bölgelerden kademeli çekilmesi karşılığında Lübnan ordusunun bu alanlara konuşlanmasını ve Hizbullah’ın silahsızlandırılmasını öngörüyor. İsrail’in Lübnan’ın güneyinde, bazıları onlarca yıldır varlığını sürdüren, bazıları da 2023-2024 savaşının ardından oluşan bölgelerde bulunduğu ve son saldırılar sırasında ülke içinde 10 kilometreden fazla ilerlediği aktarılıyor.
İran ile ABD arasındaki gerilim
İran’ın açıklamasına göre ABD ile İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a karşı başlattığı savaşta 3 binden fazla kişi hayatını kaybetti. Tahran, karşılık olarak ABD ve İsrail vatandaşlarının öldüğü saldırılar düzenlediğini bildirdi.
ABD’nin son dönemde İran’daki noktalara askeri saldırılar düzenlediği belirtiliyor. İki ülke arasındaki müzakere süreci ise enerji ve ticari mallar bakımından stratejik önem taşıyan Hürmüz Boğazı’ndaki deniz taşımacılığına ilişkin anlaşmazlıklar nedeniyle ilerlemedi.
İran, Arap ülkelerinde ABD’ye ait askeri tesis ve ekipmanları hedef aldığını açıkladı. Bu saldırıların bazılarında sivillerin öldüğü ve sivil tesislerin zarar gördüğü, hedef alınan ülkelerin ise saldırıları kınayarak sona erdirilmesini istediği bildirildi.