Avrupa Komisyonu, işgal altındaki Filistin topraklarındaki İsrail yerleşimlerinden gelen malların ithalatını sınırlamaya yönelik seçenekleri temmuz ayındaki AB dışişleri toplantısı öncesinde masaya getirmeye hazırlanıyor.
Brüksel’deki karar arayışı, aylarca süren tıkanıklığın ardından üye ülkelerin çoğunun Komisyon’a somut bir öneri sunması yönünde baskıyı artırmasıyla yeni bir aşamaya geçti.
Temmuz öncesi seçenek hazırlığı
AB’nin Akdeniz’den sorumlu komiseri Dubravka Šuica, Lüksemburg’daki dışişleri bakanları toplantısında, üye ülkelerden gelen güçlü talep nedeniyle Komisyon’un 13 Temmuz’daki bir sonraki bakanlar toplantısından önce bazı seçenekler hazırlayacağını söyledi.
AB dış politika sorumlusu Kaja Kallas da toplantının ardından yaptığı açıklamada, birçok üye ülkenin yasa dışı yerleşimlerle ticarete ilişkin öneri istediğini, kendisinin de bu talebi Komisyon’a taşıyacağını aktardı.
Ancak hangi tür seçeneklerin sunulacağı henüz netleşmiş değil. Komisyon, konuyu uzun süredir ihtiyatla ele alıyor ve AB Konseyi’nin İsrail ile Ortaklık Anlaşması’nı askıya almak için gerekli nitelikli çoğunluğu bulamadığını hatırlatıyor.
Bu anlaşmanın askıya alınması, masadaki daha ağır bir adım olarak görülürken, Komisyon’un ticari kısıtlamaları da yaptırım niteliğinde sayıp saymayacağı konusunda kurum içinde görüş ayrılığı bulunduğu belirtiliyor.
Yerleşimler üzerinden hukuki tartışma sürüyor
Geçen hafta Global Echo Litigation Centre adlı savunuculuk grubunun raporu, Filistin topraklarında üretilen tarım ürünlerinin yasal İsrail malı gibi etiketlenerek AB pazarına girmiş olabileceğini öne sürdü. Komisyon, bu iddianın doğrulanması halinde düzeltici önlemler gündeme getirebileceğini belirtiyor.
AB içinde Fransa ve İsveç’in de aralarında olduğu bazı üye ülkeler, bu tür önlemlerin ticaret politikası kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor. Bu yaklaşım, tarife kararlarının nitelikli çoğunlukla alınmasını mümkün kılıyor.
Fransa’nın Dış Ticaret Bakanı Nicolas Forissier de İsrail yerleşimleriyle AB ticaretinin sınırlandırılmasının "saldırgan değil, normal" olduğunu söyledi.
Komisyon ise şimdiye kadar, bu tür tarifelerin AB hukukunda yaptırım sayılacağını ve tüm üyelerin oy birliğini gerektireceğini savunarak temkinli davrandı. Buna karşılık, kurumun etkili hukuk danışma organı olan Konsey Hukuk Servisi’nin bu görüşe itiraz ettiği ve kısıtlama baskısını güçlendirdiği bildiriliyor.
İsrail hükümeti yerleşimlerin yasa dışı olduğu tanımını reddediyor ve bu bölgeleri "geçici yerler" olarak nitelendiriyor.
AB, mayıs ayında da aşırılıkçı yerleşimcilere ve onları destekleyen örgütlere yönelik kısıtlayıcı önlemleri, Macaristan’ın daha önceki vetosunu kaldırmasının ardından kabul etmişti. Kallas, seçeneklerin net olması gerektiği konusunda ortak bir anlayış bulunduğunu ve konuyu Komiserler Koleji’ne geri götüreceğini söyledi.