İsrail ordusu pazar akşamı İran’dan gelecek bir füze saldırısına hazırlandığını açıklamasına rağmen beklenen saldırı gerçekleşmedi. Saatler sonra ABD ile İran arasında Cenevre’de daha kalıcı bir ateşkes anlaşmasının duyurulması, bölgede tansiyonun yeniden hızlı biçimde değiştiğini gösterdi.
Bu gelişme, İsrail’in Lübnan’daki İran destekli Hizbullah’a karşı yürüttüğü saldırıların, ABD ile İran arasında aylar süren bölgesel çatışmayı yatıştırmaya dönük çabaları her an zorlayabildiğini ortaya koydu. İsrail’in Lübnan’daki hedefleri, Washington’un daha geniş kapsamlı diplomatik planı üzerinde baskı yaratmayı sürdürdü.
Netanyahu anlaşma hakkında kamuoyu önünde henüz konuşmadı. İsrailli bir yetkili, başbakanın anlaşmayı görüşmek için ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya gelmek istediğini söyledi.
Trump, anlaşmanın açıklanmasının ardından Netanyahu’yu sert sözlerle eleştirdi. Trump, İsrail başbakanını "çok zor biri" diye tanımladı ve İran’ın nükleer silaha sahip olması halinde İsrail’in kısa sürede varlığını sürdüremeyeceğini söyledi.
İran’ın pazar günü İsrail’i vurma tehdidi, Tel Aviv’in Lübnan’ın başkenti Beyrut’un güney banliyösüne düzenlediği hava saldırılarına karşılık geldi. İsrail, bu saldırıların aynı gün kuzeydeki Hizbullah saldırılarına misilleme olduğunu açıkladı.
Böylece bir hafta içinde ikinci kez üç taraflı bir karşılıklı ateş hattı oluştu. Bir önceki karşılıklı saldırılarda İran tehditlerini hayata geçirmiş ve İsrail’e füze atmıştı; bu füzelerin çoğu engellenmiş, can kaybı yaşanmamıştı.
Trump’ın duyurusuna dünya liderlerinden övgüler gelirken, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance İsrail’in masada yeri olacağını ve ülkede anlaşmadan memnun olan kesimlerin bulunduğunu söyledi. Buna karşın, İsrail cephesinde metne yönelik itirazlar kısa sürede yükseldi.
İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, ordunun konuşlu olduğu savaş alanlarından çekilmeyeceğini belirtti. Katz, Netanyahu ile birlikte Lübnan, Suriye ve Gazze’deki güvenlik bölgelerinde ordunun kalmasını öngören net bir politika yürüttüklerini açıkladı.
Katz’ın açıklaması ateşkese doğrudan değinmedi ancak İsrail’in, Lübnan’dan çekilme fikrine karşı olduğunu açıkça ortaya koydu. Aynı açıklamada, Netanyahu’nun bu tutumu Trump’a ilettiği ve bunu ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’e de anlattığı ifade edildi.
İsrail’in kuzey sınırında ateşkesin ardından büyük ölçüde sükunet sağlanırken, ordu Lübnan’dan ülkenin kuzeyine bir insansız hava aracının geçtiğini ve bunun önlendiğini bildirdi. Uyarı sirenlerinin devreye sokulmadığı aktarıldı.
İsrailli siyasetçiler ise anlaşmayı daha ilk saatlerden itibaren eleştirmeye başladı. Aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, ABD anlaşmasının İsrail’i bağlamadığını yazdı ve Hizbullah’ın tamamen dağıtılmasını istedi.
Maliye Bakanı Bezalel Smotrich de anlaşmayı İsrail ve özgür dünya için kötü olarak nitelendirdi. Smotrich, İran’ın nükleer silah edinmemesi için kampanyanın sürdürülmesi gerektiğini savundu.
Merkez sağ muhalefet lideri ve eski başbakan Yair Lapid ise Netanyahu’yu zayıf ve etkisiz kalmakla suçladı. Lapid, ABD ile İran’ın İsrail’i devre dışı bırakarak anlaşmaya vardığını ve bunun dış politika ile güvenlik açısından sarsıcı bir başarısızlık olabileceğini söyledi.
Eski Savunma Bakanı ve Netanyahu’nun eski müttefiki Avigdor Liberman da anlaşmayı İsrail açısından felaket olarak tanımladı. Eleştiriler, Netanyahu üzerindeki siyasi baskının arttığını gösterdi.
Netanyahu’nun, Kuzey İsrail’den gelen desteğe ve aşırı sağ koalisyon ortaklarının tutumuna ihtiyaç duyduğu bir dönemde anlaşmaya mesafeli kaldığı görülüyor. Sonraki günlerde anlaşmanın sahadaki ve siyasetteki etkisi daha net anlaşılacak.
London merkezli Chatham House’tan Sanam Vakil, Netanyahu’nun önceliklerini anlaşmanın önüne koymaya çalışacağını ve Trump’ın sürecin ilerlemesi için hakem rolü üstlenmek zorunda kalabileceğini söyledi.