İşgal altındaki Batı Şeria’da Filistinlilerin topraklarından uzaklaştırılması amacıyla kaçırma, yasa dışı alıkoyma, darp ve silahlı tehdit yöntemlerine başvurulduğu ileri sürüldü.
Filistin devlet radyosunun aktardığına göre 10 Ekim’de El Halil’in batısındaki Nahalin beldesinde 3, Tulkerim’in kuzeyindeki Kafin’de 3 ve Nablus vilayetindeki Beyt İmrin’de 1 çiftçi kaçırıldı. Kaçırılan 7 kişinin akıbetinden haber alınamadığı belirtildi.

Zeytin hasadı döneminde baskı artıyor
Filistinli kaynaklar, saldırıların özellikle zeytin hasadı sırasında yoğunlaştığını belirtiyor. Çiftçilerin tarım arazilerine ulaşmasını kısıtlayan saldırıların geçim kaynaklarını zayıflattığı ve toprakların daha fazla ele geçirilmesine elverişli koşullar oluşturduğu ifade ediliyor.
Filistinli çiftçilerin tarlalarına girişinin engellendiği, ürünlerinin alındığı, zeytin ağaçlarının söküldüğü ve tarım alanlarının tahrip edildiği bildirildi. İsrailli askerler ve yerleşimcilerin saldırılar sırasında Filistinlileri darbettiği de ileri sürüldü.

Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisinin Mayıs 2025 tarihli raporuna göre Ekim 2023’ten bu yana İsrailli yerleşimciler, bazıları askeri üniforma giyerek, yaklaşık 36 ayrı olayda en az 50 Filistinliyi kaçırdı veya yasa dışı biçimde alıkoydu. Alıkonulanlar arasında 3 çocuğun bulunduğu kaydedildi.
Filistinli insan hakları kuruluşu El-Hak, 24 Eylül 2026 tarihli raporunda Batı Şeria’nın farklı bölgelerinde Filistinlilerin kaçırılması ve saatlerce keyfi biçimde alıkonulması vakalarının arttığını açıkladı. Raporda bazı saldırılardaki muamelenin insanlık dışı ve aşağılayıcı olduğu, kimi eylemlerin işkence kapsamında değerlendirilebileceği belirtildi.
Çocukların kaçırıldığı vakalar
Birleşmiş Milletler raporunda, 20 Nisan 2025’te Nablus vilayetindeki Beyt Furik köyünde yaşanan olay da yer aldı. Rapora göre İtamar yerleşiminden gelen bir grup yerleşimci, çocukları bıçak ve taşlarla takip ettikten sonra 13 yaşındaki bir kız çocuğu ile 3 yaşındaki kardeşini kaçırdı.
Çocukların babası, yaklaşık 15 dakika sonra iki çocuğu köyün içindeki bir ağaca bağlanmış halde buldu. Kız çocuğu, saldırganların kendilerini bıçaklarla tehdit ettiğini söyledi. Çocukların fiziksel olarak yaralanmadığı, ancak yoğun korku ve psikolojik stres yaşadığı belirtildi.
Birleşmiş Milletler raporunda 26 Nisan 2025’te Ramallah vilayetindeki Kober köyünde yaşanan başka bir olay da aktarıldı. Yerleşimcilerin köye düzenlediği saldırı sırasında 2 Filistinliyi ateşli silahla yaraladıktan sonra silah tehdidiyle kaçırdığı, yaralılardan birinin daha sonra serbest bırakıldığı ve diğerinin 24 saat alıkonulduğu bildirildi.
Raporda, 2 Temmuz 2014’te işgal altındaki Doğu Kudüs’ün Şufat bölgesinde 16 yaşındaki Muhammed Ebu Hudayr’ın kaçırılarak katledilmesi de belgelenen vakalar arasında gösterildi. Ebu Hudayr’ın sabah namazı için camiye giderken kaçırıldığı, saldırganların üzerine benzin dökerek onu yaktığı ve ailenin avukatının yanmış naaşın bulunduğunu doğruladığı aktarıldı.
Kaçırmaların topraklardan uzaklaştırma amacı taşıdığı savunuluyor
Duvar ve İsrail Yerleşimleriyle Mücadele Komisyonu birim sorumlusu Salah Havaca, Batı Şeria’da İsrailli yerleşimcilerin gerçekleştirdiği kaçırma ve yasa dışı alıkoyma vakalarının son dönemde arttığını söyledi. Havaca, olaylara sert muamele ve fiziksel şiddetin eşlik ettiğini belirtti.
Havaca, saldırıların Filistinlilerin zorla durdurulduğu ve alıkonulduğu geçici kontrol noktalarının yanı sıra tarım arazilerinde, kırsal bölgelerde ve Bedevi topluluklarında da gerçekleştiğini ifade etti. Yerleşimcilerin Batı Şeria’nın farklı bölgelerinde darp, silahlı saldırı ve Filistinlilerin hareket özgürlüğünü kısıtlama yöntemlerine başvurduğunu söyleyen Havaca, tehdidin bölgedeki tüm Filistinli nüfusu etkilediğini kaydetti.
Komisyonun dokümantasyon birimi temsilcisi Emir Davud, Batı Şeria’nın farklı bölgelerinde kaçırma ve yasa dışı alıkoyma vakalarında endişe verici bir artış yaşandığını açıkladı. Davud, saldırıların çiftçilerin canları ve özgürlükleri için endişe duymasına, ailelerin ise yakınlarının akıbeti konusunda sürekli kaygı yaşamasına yol açtığını söyledi.
Bu koşulların Filistinlileri tarlalarına gitmekten vazgeçirebileceğini ve bunun ürün kaybına yol açabileceğini belirten Davud, saldırıların yalnızca doğrudan mağdurları değil bütün köyleri etkilediğini ifade etti. Davud, eylemlerin halkı korkutma ve Filistinlilerin topraklarıyla bağını zayıflatma aracına dönüştüğünü savundu.
Davud ayrıca İsrail ordusunu, kaçırmalara karışan yerleşimcilere koruma sağlamakla suçladı. Kafin’deki saldırının İsrail askerlerinin koruması altında gerçekleştirildiğini ileri süren Davud, sorumluların cezasız kalmasının ve etkili caydırıcı önlemlerin alınmamasının benzer olayların tekrarlanmasına zemin hazırladığını söyledi.
C bölgesine ilişkin plan iddiası
İsrail yerleşimleri uzmanı Cemal Cuma, Filistinlilerin kaçırılmasının münferit olaylar olmadığını savundu. Cuma, eylemlerin Batı Şeria’nın C bölgesindeki alanları izole etmeyi amaçlayan sistematik bir planın parçası olduğunu ileri sürdü.
Duvar ve İsrail Yerleşimleri Karşıtı Halk Kampanyasının koordinatörü Cuma, politikanın Filistinlileri B bölgesindeki izole yerleşim alanlarına itmeye ve ilhak planları için coğrafi koşullar oluşturmaya yönelik olduğunu söyledi. Cuma, saldırıların Filistinlileri yer değiştirmeye zorlamak için baskıyı artırdığını belirtti.
1995’te imzalanan İkinci Oslo Anlaşması kapsamında Batı Şeria A, B ve C olmak üzere üç idari bölgeye ayrıldı. A bölgesi Filistin yönetiminin tam kontrolüne bırakılırken B bölgesinde sivil yönetim Filistin tarafında, güvenlik sorumluluğu ise İsrail tarafında bulunuyor. Batı Şeria’nın yaklaşık yüzde 60’ını kapsayan C bölgesi, güvenlik dahil tam idari kontrolün İsrail’de olduğu alan olarak tanımlanıyor.

Zeytin hasadı sürüyor
Cuma, Filistinli çiftçilerin tehditlere rağmen topraklarında çalışmayı ve bu yıl zeytin hasadını sürdürmesini bir tür sivil itaatsizlik ve halk direnişi olarak nitelendirdi. Organize yerleşimci gruplarının ağaçları yakma, çiftçileri darbetme ve tarımsal çalışmaları doğrudan engelleme eylemlerini sürdürdüğünü söyledi.
Batı Şeria’da istihdam olanaklarının azalması ve ekonomik koşulların kötüleşmesi nedeniyle zeytin hasadının birçok Filistinli aile için temel, bazıları için ise geriye kalan tek gelir kaynağı olduğu belirtildi. Zeytin, Filistin’in gıda sanayisi, iç ticareti ve ihracatındaki önemli ürünler arasında yer alıyor.
Duvar ve İsrail Yerleşimleriyle Mücadele Komisyonunun verilerine göre yılın ilk yarısında Batı Şeria’da 26 binden fazla zeytin ağacı kesildi veya zarar gördü. Sofralık zeytin hasadı 20 Eylül’de başlarken zeytinyağı üretiminde kullanılacak ürünlerin toplanmasına 15 Ekim’de başlanıyor.
Aynı komisyon, Ağustos 2026’da İsrail askerleri ve yerleşimcilerin tarım alanlarına yönelik saldırıları sonucunda 21 bin 508 ağacın zarar gördüğünü, bunların 19 bin 375’inin zeytin ağacı olduğunu açıkladı.
Komisyonun verilerine göre Ekim 2023’ten bu yana Batı Şeria’da İsrailli yerleşimciler tarafından 14 bin 742’den fazla saldırı düzenlendi. Bu saldırılarda 66 Filistinlinin hayatını kaybettiği, 147 bin 111 ağacın yok edildiği, yakıldığı veya söküldüğü; zarar gören ağaçların 100 bin 485’inin zeytin ağacı olduğu bildirildi.