Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın imzaladığı Mekke Savunma Anlaşması'nın bölgesel güvenlik ile istikrarı güçlendirecek stratejik bir adım olduğunu açıkladı. Erdoğan, düzenlemenin herhangi bir ülkeye karşı olmadığını ve barış, refah ve istikrar isteyen tüm kardeş ülkelere açık bulunduğunu söyledi.
Ortak güvenlik anlayışı öne çıktı
Erdoğan'a göre anlaşma fikri, bölgedeki gelişmelerin oluşturduğu yeni şartlar ve ülkelerin ortak sorumluluk anlayışıyla ortaya çıktı. Bölge devletlerinin kendi sorunlarının çözümünde daha fazla sorumluluk alması gerektiğini belirten Erdoğan, kalıcı barışın yalnızca çatışmaların sona ermesiyle sağlanamayacağını; karşılıklı güven, siyasi irade ve ortak gelecek vizyonu da gerektirdiğini ifade etti.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın bölgesel istikrar ve halkların refahı bakımından tarihi sorumluluk taşıdığını kaydeden Erdoğan, anlaşmaya katılacak ülke sayısını artırmaya açık olduklarını bildirdi. Erdoğan, Mekke Savunma Anlaşması'nın bölgesel iş birliği ve dayanışmada yeni bir dönemin başlangıcı olacağını söyledi.
Anlaşma herhangi bir ülkeyi hedef almıyor
Erdoğan, Mekke Savunma Anlaşması'nın ABD ile İran arasındaki gerilimin günlük bir sonucu şeklinde yorumlanmaması gerektiğini belirtti. Anlaşmanın, Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. Maddesinde tanımlanan meşru müdafaa hakkını teyit ettiğini söyleyen Erdoğan, düzenlemenin herhangi bir ülkeyi hedef almadığını vurguladı.
Ortak caydırıcılığın anlaşmanın temel unsurlarından biri olduğunu ifade eden Erdoğan, güvenlik ve savunma iş birliğinin geliştirilmesi, ortak savunma sanayisi projelerinin ilerletilmesi ve terörle mücadele kapasitesinin güçlendirilmesinin amaçlandığını açıkladı. Taraflardan birinin güvenliğine yönelen tehdidin diğer taraflar için de ortak güvenlik meselesi sayıldığını belirten Erdoğan, anlaşmanın sadece askeri bir düzenleme olarak değerlendirilmemesi gerektiğini kaydetti.
Orta Doğu ülkelerine sorumluluk çağrısı
Orta Doğu ülkelerinin kendi güvenlikleri, istikrarları ve gelecekleri için daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini dile getiren Erdoğan, Türkiye'nin bölge ülkeleri arasında egemenlik, toprak bütünlüğü, karşılıklı güven ve ortak çıkarlar temelinde kapsayıcı bir iş birliği sistemi kurulmasını savunduğunu söyledi.
Bölgesel güvenliğin ekonomik istikrardan ayrı ele alınamayacağını belirten Erdoğan, Körfez'in güvenliğinin enerji arzı, deniz ulaşımı, uluslararası ticaret ve küresel ekonomik istikrar açısından önem taşıdığını ifade etti. Erdoğan, Mekke Savunma Anlaşması'nın ortak güvenlik ve dayanışma anlayışını güçlendireceğini belirtti.
Hürmüz Boğazı'nda diplomasi mesajı
Hürmüz Boğazı'nın bölgesel öneminin yanı sıra küresel ölçekte stratejik bir enerji ve ticaret geçiş noktası olduğunu söyleyen Erdoğan, buradaki gerilimlerin sonuçlarının bölge ülkeleriyle sınırlı kalmadığını kaydetti. Mevcut gerilimin kısa sürede sona ermesini dileyen Erdoğan, boğazın uluslararası ticarete güvenli, istikrarlı ve kesintisiz biçimde hizmet vermesini umduğunu belirtti.
Erdoğan, bu amaca ulaşmak için tarafların sağduyulu davranması ve diplomatik iletişim kanallarını açık tutması gerektiğini söyledi. Hürmüz Boğazı, Ukrayna ve Filistin'deki sorunların kalıcı çözümünün çatışma değil, diplomasi ve müzakereden geçtiğini ifade etti.
Türkiye-Suudi Arabistan ilişkileri
Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkileri stratejik olarak tanımlayan Erdoğan, iki ülke arasındaki bağların ortak tarih, kardeşlik ve karşılıklı çıkarlar temelinde geliştiğini söyledi. Ekonomi, ticaret, yatırım, savunma sanayisi, enerji ve turizm alanlarında iş birliğinin ilerletildiğini belirtti.
Bölgesel sorunlar karşısında Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki istişare ve yakın iş birliğinin daha önemli hale geldiğini ifade eden Erdoğan, Mekke Savunma Anlaşması'nın başta savunma iş birliği olmak üzere ikili ilişkileri geliştireceğini kaydetti. Erdoğan, önümüzdeki dönemde yeni adımlar atılacağını da belirtti.
Lübnan ve Suriye'nin geleceği
Erdoğan, Lübnan'ın güvenliği, istikrarı, egemenliği, siyasi birliği ve toprak bütünlüğünün tüm bölge için büyük önem taşıdığını söyledi. Lübnan'ın dış müdahaleler veya askeri yöntemlerle yabancı güçlerin çatışma alanına dönüştürülmesine karşı olduklarını belirten Erdoğan, Lübnan halkının ülkesinin geleceğine özgür iradesiyle karar verme hakkı bulunduğunu ifade etti. Lübnan'da ateşkes sağlanmasına yönelik görüşmeleri de olumlu karşıladığını bildirdi.
Lübnan Cumhurbaşkanı Jozef Avn ile Başbakan Nevvaf Selam'a Türkiye'nin teknik destek ve iş birliği konusundaki iradesinin iletildiğini aktaran Erdoğan, Suriye'deki değişim sürecini Suriye halkının geleceğini belirleme iradesi bakımından tarihi bir dönüm noktası olarak değerlendirdi.
Türkiye'nin Suriye'nin toprak bütünlüğünü, siyasi birliğini ve egemenliğini savunduğunu belirten Erdoğan, ülkenin kuzeyinde veya başka bir bölgesinde Türkiye'nin güvenliğini tehdit edecek yapıların oluşmasına izin vermeyeceklerini söyledi. Erdoğan, Aralık 2024'ten bu yana Suriye'de güvenlik koşullarının iyileştirilmesi, ekonomik kalkınmanın temellerinin atılması ve toplumsal uzlaşının sağlanması yönünde ilerleme kaydedildiğini ifade etti.
Suriye'nin bölgesel ve uluslararası toplumla ilişkilerini geliştirirken yeni çatışmalardan uzak durarak kalıcı güvenlik ve istikrara odaklanma kapasitesi gösterdiğini belirten Erdoğan, Türkiye'nin Suriye'nin istikrarı, yeniden imarı ve bölgesel barış için sorumluluk üstlenmeyi sürdüreceğini söyledi.