Arap Birliği Genel Sekreteri Nebil Fehmi, Güney Lübnan’daki yıkımın bölge sakinlerini yerinden etmeye ve İsrail işgali ihtimaline zemin hazırlamaya yönelik bir yaklaşımı ortaya koyduğunu savundu.
Fehmi, salı günü gerçekleştirdiği Güney Lübnan turunda Zuter ve Nebatiye beldeleriyle çevrelerini ziyaret etti. Ziyaretlerinin ardından Sur kentindeki Binva Berakat Kışlası’na geçen Fehmi, Lübnan ordusunun Litani Nehri’nin güneyindeki sektör komutanı Tuğgeneral Nikola Sabit ile görüştü.
Zuter ve Nebatiye’de karşılaştığı manzarayı "üzücü" diye niteleyen Fehmi, yıkımın yerleşim alanlarını yıkma, topraklara el koyma ve halkı göçe zorlama yöntemini gösterdiğini söyledi.
Lübnan halkının topraklarına bağlılığını koruyacağına inandığını belirten Fehmi, Arap Birliği’nin gelişmeleri izlediğini ve Lübnan hükümetiyle yeniden imar, ordunun kapasitesinin güçlendirilmesi, güvenlik ve istikrarın pekiştirilmesi konularında koordinasyon yürüttüğünü ifade etti.
İsrail’in Güney Lübnan sakinlerine yönelik saldırılarını "kabul edilemez" olarak tanımlayan Fehmi, siyasi, ahlaki ve güvenlik alanlarında adım atılması ve Lübnan kurumlarına somut destek sağlanması gerektiğini dile getirdi.
Fehmi, Arap Birliği ve üye ülkelerin Lübnan’a desteğinin siyasi bir sorumluluk olduğunu vurgulayarak Arap ülkelerinin tutumlarının yalnızca kınama ve tepki açıklamalarıyla sınırlı kalmaması çağrısında bulundu. Bu tutumun pratik ve yapıcı adımlara dönüşmesi gerektiğini belirten Fehmi, birlik yönetiminin Lübnan hükümeti, halkı ve ordusunu desteklemek ve yerinden edilenlerin köyleriyle evlerine dönmesini sağlamak için yetkililerle koordinasyonu sürdüreceğini kaydetti.
Lübnan ordusu güvenlik boşluğu konusunda uyardı
Lübnan ordusunun Litani Nehri’nin güneyindeki sektör komutanı Tuğgeneral Nikola Sabit ise İsrail’in saldırılarının durdurulması, Lübnan topraklarından çekilmenin sağlanması ve ülkenin egemenliğine saygı gösterilmesi için Arap ve uluslararası düzeyde harekete geçilmesini istedi.
Sabit, işgalin ve güvenlik risklerinin devam etmesinin halkın köylerine güvenli dönüşünü engellediğini söyledi. Bu durumun Lübnan ordusunun güneyde uluslararası sınıra kadar tüm bölgelere konuşlanmasını da zorlaştırdığını belirtti.

Lübnan ordusunun zor koşullara ve sınırlı imkânlara rağmen görevini sürdürdüğünü ifade eden Sabit, ülkenin birliğini, meşru kurumların otoritesini ve silahın devlet kurumlarında toplanması ilkesini korumaya bağlı olduklarını kaydetti.
Sabit ayrıca Arap Birliği’nden Lübnan için siyasi ve diplomatik destek oluşturulmasına katkı sunmasını, ordunun kapasitesini güçlendirmesini ve zarar gören bölgelerin yeniden imarına destek vermesini istedi.
Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü’nün görev süresinin sona ermesinin ardından güvenlik boşluğu oluşmaması için Birleşmiş Milletler ve uluslararası ortaklarla düzenlemeler yapılması gerektiğini belirten Sabit, görev süresinin 31 Aralık’ta sona ereceğini hatırlattı.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı uyarınca görev gücünün bu tarihten sonra bir yıl içinde kademeli olarak çekilmesi ve güneyde güvenliği sağlayan tek makamın Lübnan hükümeti olması öngörülüyor.
Avrupa Birliği Konseyi de geçen hafta, ilk görev süresi üç yıl olacak yeni bir destek misyonunun Lübnan’da oluşturulmasına karar verdi. Misyonun Lübnan ordusu ve iç güvenlik güçlerinin kapasitesini artırması, ülkenin egemenliği ile istikrarını desteklemesi amaçlanıyor.
Avrupa Birliği’nin dış ilişkiler ve güvenlik politikası yüksek temsilcisi Kaja Kallas, 7 ve 8 Ekim tarihlerinde Lübnan’a yaptığı ziyaret sırasında, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü’nün görev süresinin ardından güneyde güvenlik boşluğu oluşmaması gerektiğini söyledi.
Lübnan makamlarının verilerine göre, İsrail’in 2 Mart’tan bu yana Lübnan’a düzenlediği saldırılarda 4 bin 300’den fazla kişi hayatını kaybetti, 12 bin 400 kişi yaralandı ve 1 milyondan fazla kişi yerinden edildi.
Beyrut ile Tel Aviv arasında 26 Haziran’da ABD’nin arabuluculuğunda bir "çerçeve metni" imzalanmıştı. Metin, İsrail’in Lübnan topraklarından kademeli olarak çekilmesini, Lübnan ordusunun bu bölgelere konuşlanmasını ve Hizbullah’ın silahlarını bırakmasını öngörüyor.
Anlaşmaya rağmen Güney Lübnan’a yönelik saldırıların sürdüğü ve İsrail’in bölgede varlığını devam ettirdiği aktarıldı. Bu alanların bir bölümü onlarca yıldır, bir bölümü ise son savaş ve askeri operasyonlarda ele geçirilen bölgelerden oluşuyor.