Batı Şeria’da İsrail güçlerinin düzenlediği baskınlar sırasında, Filistinlilerin hayatını kaybeden yakınlarını anmak için oluşturulan anıtlar ve fotoğraflar da hedef alındı. Filistinli yetkililer ile akademisyenler, bu uygulamaları Filistinlilerin ulusal hafızasına yönelik bir müdahale olarak değerlendirdi.
Üniversite kampüsü ve yerleşimlerde yıkımlar
İsrail güçleri 5 Ekim’de, Ramallah’ın kuzeyindeki Birzeit Üniversitesi kampüsüne yaklaşık 10 askeri araç ve bir buldozerle girdi. Üniversitenin açıklamasına göre, yıllar içinde İsrail saldırılarında hayatını kaybeden öğrencilerin isimlerini taşıyan anıt yıkıldı.
Batı Şeria’nın kuzeyindeki Cenin kentinin güneybatısında bulunan Yabed beldesinde de 7 Ekim’de, İsrail hapishanelerindeki Filistinli tutuklular arasında yer alan ve 2016’da hayatını kaybeden Yaser Ziyab Hamduni’nin anıtı yıkıldı. Filistinli Esirler Kulübü, Hamduni’nin Soroka Hastanesi’nde tıbbi ihmal sonucu hayatını kaybettiğini bildirdi.
Cenin’in farklı bölgelerinde İsrail saldırılarında hayatını kaybeden Filistinlilere ait fotoğraflar da aynı süreçte kaldırıldı. Anıtların ve tabelaların yıkılması öncesinde bazı bölgelere bildirim gönderildi.
Ramallah’ın kuzeydoğusundaki Ebu Felah köyünde Filistinlilerin isimlerini taşıyan bir anıt 12 Ekim’de, Ramallah’ın kuzeyindeki Celazun Mülteci Kampı’ndaki başka bir anıt ise 14 Ekim’de yıkıldı.
İsrail ordusu yıkımları nasıl gerekçelendirdi
İsrail merkezli i24News’in 7 Ekim’de aktardığına göre, İsrail ordusu Batı Şeria’da onlarca altyapı unsurunu hedef alan geniş bir operasyon başlattı. Yıkılan yapılar arasında Filistinlileri anmak amacıyla oluşturulan anıtların da bulunduğu ve bu yapıların "terörizme teşvik" gerekçesiyle hedef alındığı bildirildi.
İsrail ordusu, Filistinlileri anmak için yeni anıtlar kurulması halinde bunların da yıkılacağı tehdidinde bulundu. Ordu, anıtların oluşturulmasına veya hayatını kaybeden Filistinlilerin fotoğraflarının asılmasına katkı sağlayan kişilerin gözaltına alınacağını da açıkladı.
Madma’daki anıtı milletvekili parçaladı
İsrail Meclisi üyesi Tzvi Sukkot, 25 Ağustos’ta Batı Şeria’nın kuzeyindeki Madma köyünde Filistinlilerin isimlerinin yer aldığı bir anıtı balyozla parçaladı. Sukkot, olayın görüntüsünü kendi hesabından paylaşırken ordudan bölgedeki "terör anıtlarını" kaldırmasını daha önce birçok kez istediğini söyledi.

Görüntülerde Sukkot’un, askerlerin bulunduğu sırada anıtı parçaladığı görüldü.
Filistinli yetkili: Amaç iradeyi kırmak
Filistin Kurtuluş Örgütü Yürütme Komitesi üyesi Vasıl Ebu Yusuf, anıtların yıkılmasını Filistinlilerin fedakârlıklarını hedef alan ve iradelerini kırmayı amaçlayan girişimlerin parçası olarak nitelendirdi. Ebu Yusuf, bu uygulamaları Gazze’deki yıkım, kuşatma ve saldırıların yanı sıra Batı Şeria’daki saldırılar ve yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik eylemleriyle birlikte değerlendirdi.
Ebu Yusuf, anıtların yıkılmasını "kolektif cezalandırma" ve işgalin Filistin topraklarındaki gerçekliğini dayatma çabası olarak tanımladı. Şehitler ve tutuklularla ilişkilendirilen sembollerin kaldırılmasının yalnızca fiziksel yapıların yok edilmesi olmadığını belirten Ebu Yusuf, bu sembollerin Filistinlilerin hafızasında taşıdığı fedakârlık anlamının da hedef alındığını söyledi.
Birzeit Üniversitesi de 5 Ekim’de yaptığı açıklamada kampüsteki anıtın yıkılmasını, üniversitenin ve hayatını kaybeden öğrencilerinin hafızasına yönelik doğrudan saldırı olarak niteledi.
Akademisyen: Anıtlar ulusal anlam taşıyor
Necah Üniversitesi tarih profesörü Adnan Mulhim, İsrail’in Gazze ve Batı Şeria’daki uygulamalarının askeri faaliyetlerle sınırlı kalmadığını söyledi. Mulhim, bu uygulamaların Filistinlilerin ulusal bilincini ve topraklarıyla bağını etkilemeye yönelik girişimleri de içerdiğini belirtti.
Askeri güç ve araçlarla kentlerin veya köylerin ortasındaki anıtların yıkılmasının, bu yapıların yalnızca maddi unsurlar olarak görülmediğini ortaya koyduğunu ifade eden Mulhim, anıtların Filistinliler için ulusal anlam taşıyan semboller olduğunu kaydetti.
Mulhim, caddelerdeki tabelaların kırmızı veya siyah renklere boyanmasını, bazı isimlerin İbranice yazılmasını ve Filistin kentleri ile sokaklarında İsrail bayraklarının yükseltilmesini de genel görünümü değiştirme çabasının parçaları arasında saydı.
Filistinlilere yönelik baskının ulusal sembollerin hedef alınmasıyla sınırlı olmadığını, korkutma ve ekonomik baskının da uygulandığını söyleyen Mulhim, anıtların yıkılmasının ailelerin ve yerel toplulukların hafızasındaki anıları ortadan kaldıramayacağını ifade etti.
Batı Şeria’da anıtların yıkıldığı dönemde Filistinlilere, mülklerine ve topraklarına yönelik öldürme, gözaltı, zorla yerinden etme, ev yıkımları, arazi tahribatı ve yerleşimlerin genişletilmesi gibi uygulamalar da sürüyordu. Bu gelişmeler, Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de devam eden ağır insani yıkımla aynı döneme denk geldi.