Gazze’de savaşın başladığı Ekim 2023’ten bu yana doğum sayıları belirgin biçimde geriledi. Bir insan hakları kuruluşu, bu tablonun yalnızca savaşın yan etkisi olarak açıklanamayacağını savunarak, üreme sağlığını zorlayan ayrı bir ihlal boyutuna dikkat çekti.
Kuruluşun aktardığı verilere göre özellikle 2026’nın ilk aylarında keskin bir düşüş yaşandı. Nisan 2026’da Gazze’de 2 bin 4 bebeğin dünyaya geldiği, bunun Kasım 2025’te kaydedilen 6 bin 76 doğuma göre yüzde 67’lik bir azalma olduğu belirtildi.
Doğum sayılarındaki gerilemenin yılın başından itibaren sürdüğü aktarıldı. Ocak 2026’da 5 bin 210 doğum kaydedilirken, Şubat ayında sayı 3 bin 433’e, Mart ayında 3 bin 233’e indi; mayısta ise içişleri kayıtlarına göre 1 bin 701 bebek doğdu.
Raporda savaş öncesi ve savaş dönemi verileri de karşılaştırıldı. Buna göre Gazze’de 2022’de yaklaşık 57 bin bebek doğarken, bu sayı 2023’te 54 bine, 2024’te ise 38 bine geriledi. Kuruluş, bu gerilemenin savaş öncesine kıyasla yüzde 38’e ulaştığını ifade etti.
Düşüklerdeki artış da raporda ayrı bir başlık olarak yer aldı. Nisan 2026’da 921 düşük kaydedildiği, bunun her bin canlı doğuma 460 düşük anlamına geldiği ve aynı dönemde kayıtlı gebeliklerin yaklaşık yüzde 46’sına karşılık geldiği belirtildi.
Kuruluşa göre 2025 boyunca düşük sayısı yaklaşık 6 bine ulaştı. 2026’da ise aylık düşüklerin 500 ile 600 arasında seyrettiği, bunun savaş öncesi doğal seviyelere göre yaklaşık yüzde 225’lik bir artış anlamına geldiği aktarıldı.
Kuruluş, bu verilerin Gazze’deki yıkımın yalnızca ölümlerle sınırlı olmadığını, toplumun biyolojik olarak yeniden üretme kapasitesini de zorladığını savundu. Açıklamada, bu durumun doğumları engellemeye yönelik tedbirler çerçevesinde değerlendirildiği ifade edildi.
Raporda sağlık sistemindeki çöküşün tabloyu derinleştirdiği vurgulandı. Hastanelerin, birinci basamak sağlık merkezlerinin, doğum ünitelerinin ve yardımcı üreme merkezlerinin tahrip edildiği; sağlık personelinin öldürüldüğü ya da gözaltına alındığı; ilaç ve tıbbi malzeme girişinin kısıtlandığı belirtildi.
Kuruluş ayrıca açlık ve kötü beslenmenin hamilelik üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Zorunlu yerinden edilme, sürekli korku, güvensizlik ve mahremiyet eksikliğinin düşük riskini ve hamilelik komplikasyonlarını artırdığı, ayrıca bazı tesislerde dondurulmuş embriyoların da zarar gördüğü ifade edildi.
Açıklamada, uluslararası toplumdan doğum oranlarındaki keskin gerileme ile düşüklerdeki artışın bağımsız biçimde soruşturulması istendi. Gazze’de üreme sağlığının yeniden ayağa kaldırılması, hamile kadınlar ve yeni doğanlar için gıda ile tıbbi yardımın güvence altına alınması ve bu çöküşe yol açtığı belirtilen politikalardan sorumlu olanların hesap vermesi çağrısı yapıldı.