İran’ın Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Saeed İravani, Orta Doğu’da kalıcı barış ve güvenliğin ancak işgalin sona ermesi, saldırganlığın durması ve bölgesel diyaloğun güçlenmesiyle mümkün olacağını söyledi.
İravani, 10 Haziran’da New York’ta düzenlenen Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Orta Doğu’da arabuluculuk ve diyalog yoluyla siyasi çözümleri geliştirmeye odaklanan açık oturumunda konuştu.
Egemenlik ve uluslararası hukuk vurgusu
İranlı diplomat, bölgesel istikrarın egemenliğe saygı, uluslararası hukuka bağlılık ve bölge ülkeleri arasındaki işbirliğine dayanması gerektiğini belirtti. Bölgedeki gerilimlerin temel nedenleri ele alınmadan güvenlik sağlanamayacağını savundu.
İravani, Filistin, Lübnan ve Suriye topraklarındaki devam eden işgali, İsrail rejiminin bölgede sürdürdüğü saldırıları ve ABD’nin bölgedeki uzun süreli askeri varlığını çatışma ve güvensizliğin başlıca nedenleri arasında gösterdi.
İşgal ve saldırganlık sürdükçe buna karşı direnişin de süreceğini söyleyen İravani, hiçbir siyasi ya da diplomatik sürecin işgali veya saldırganlığı meşrulaştıramayacağını ifade etti.
Diplomat, kalıcı barış, istikrar ve kolektif güvenliğin; işgalin sona ermesine, toprak bütünlüğüne saygıya, saldırı eylemlerine hesap verilmesine ve uluslararası hukukun çifte standart olmadan uygulanmasına bağlı olduğunu dile getirdi.
Bölgesel güvenlik ve dış müdahale eleştirisi
İravani, bölgedeki son gelişmelerin ve Basra Körfezi’nde süren yabancı askeri varlığın kalıcı güvenlik getirmediğini bir kez daha ortaya koyduğunu söyledi.
Kalıcı güvenliğin ancak bölge ülkelerinin kendi aralarında diyalog, işbirliği ve güven artırıcı adımlarla sağlanabileceğini belirten İravani, bunun eşit egemenlik, iyi komşuluk ve Birleşmiş Milletler Şartı’nın amaçları ile ilkelerine tam uyum temelinde olması gerektiğini kaydetti.
Ateşkes ihlali ve meşru müdafaa savunusu
İranlı büyükelçi, ABD ve İsrail rejiminin 8 Nisan’da ilan edilen kapsamlı ateşkesi defalarca ihlal ettiğini öne sürdü. Bu ihlaller ve silahlı saldırılar karşısında İran’ın, Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. Maddesi kapsamında meşru müdafaa hakkını kullandığını ve kullanmaya devam edeceğini söyledi.
İravani, İran’ın egemenliğini, toprak bütünlüğünü, ulusal güvenliğini ve halkını savunmaya kararlı olduğunu vurguladı. ABD ve İsrail rejimini saldırgan taraflar olarak niteleyerek, ortaya çıkacak tüm sonuçlardan ve olası tırmanmadan onların sorumlu olacağını ifade etti.
Tehditlerle müzakere olmaz mesajı
Konuşmasında müzakere sürecine de değinen İravani, tehdit, sindirme ve güç kullanımı yoluyla sürdürülebilir bir anlaşma yapılamayacağını söyledi. ABD Başkanı’na yönelik tehditlerini sürdürmemesi çağrısında bulundu.
İran’ın hiçbir zaman tehdit ve baskı altında müzakere yapmadığını belirten İravani, Washington gerçekten diplomatik çözüm istiyorsa tehdit dilini bırakıp İran’la eşit egemenlik ve karşılıklı saygı temelinde görüşmesi gerektiğini dile getirdi.
Konuşma, Orta Doğu’daki güvenlik denkleminde işgal, dış askeri varlık ve bölgesel diyalog başlıklarının bir kez daha ön plana çıktığı bir dönemde yapıldı.