İsrail ve ABD saldırılarıyla başlayan İran savaşı, 8 Nisan’dan bu yana kırılgan bir ateşkes altında sürüyor. Çatışmayı sonlandırmaya dönük bir mutabakat çerçevesinin ise cuma günü İsviçre’de imzalanması bekleniyor.
Sahadaki çatışma azalsa da, savaşın siyasi ve diplomatik yankısı devam ediyor. Süreç, yalnızca askeri dengeleri değil, masada hangi tarafın daha avantajlı hale geldiği sorusunu da öne çıkarıyor.
Askeri tabloda İran ağır yıprandı
Beş haftalık saldırılar sırasında İran’ın hava savunma sistemlerinin büyük bölümü, füze stoklarının önemli kısmı, fırlatma rampaları, üst düzey askeri komuta yapısı ve kilit nükleer tesisleri zarar gördü. Bu tablo, İran açısından ciddi bir askeri yıpranmaya işaret ediyor.
Buna karşın, bazı bölge başkentlerinde İran’ın ABD-İsrail baskısı karşısında ayakta kalmasının da başlı başına bir sonuç olarak görüldüğü aktarılıyor. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi de ülkesinin savaşta "büyük zaferler elde ettiğini" söyledi.
Nükleer başlıkta çerçeve, ayrıntılarda belirsizlik
Beklenen mutabakat çerçevesinin, İran’ın nükleer silah peşinde olmadığını yeniden teyit etmesini içermesi öngörülüyor. Ancak zenginleştirilmiş uranyum stoğu ve olası zenginleştirme duraklamasına ilişkin ayrıntıların, daha kapsamlı ikinci bir anlaşmaya bırakılacağı belirtiliyor.
Ortaya çıkacak metnin, bu başlıklarda ileride yeniden pazarlık yapılmasına zemin hazırlayan bir çerçeve niteliği taşıdığı ifade ediliyor. İran’ın geçmişte bu tür görüşmeleri uzatma eğilimi gösterdiği de hatırlatılıyor.
Yaptırım gevşemesi ve Hürmüz Boğazı gündemi
İran’ın Hürmüz Boğazı’nı tamamen kapatmasa da, yaşanan aksaklıklarla bunu baskı aracı haline getirebildiği yorumları da öne çıkıyor. Bu çerçevede, yaptırım gevşemesi ve ekonomik rahatlama başlıklarının da müzakerenin parçası olabileceği görülüyor.
Mutabakat metninde balistik füzeler, silahlı gruplara destek ve yönetimin güç yapısı gibi başlıkların yer almadığı belirtiliyor. Bu nedenle, olası anlaşmanın savaş öncesinde diplomasinin ulaşabileceği noktadan daha yumuşak olabileceği değerlendirmeleri yapılıyor.
Washington ve Tel Aviv’de beklentiler ayrıştı
ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin çatışmaya girerken hızlı bir rejim çöküşü beklediği, ancak bunun gerçekleşmemesi üzerine önceliği savaşı bitirmeye kaydırdığı aktarılıyor. İsrail cephesinin ise sonuçtan ciddi hayal kırıklığı duyduğu ifade ediliyor.
İsrail’in, anlaşmanın İran’ın füze ve nükleer kapasitesini yeterince sınırlamadığını düşündüğü anlaşılıyor. Buna karşılık, tarafların bunu kendi açısından kazanım olarak sunabileceği, kalıcı sonucun ise sonraki görüşmelerde ortaya çıkacak bağlayıcı ve denetlenebilir sınırlamalara bağlı olacağı belirtiliyor.