İran’ın Birleşmiş Milletler Cenevre Ofisi ve diğer uluslararası kuruluşlar nezdindeki Daimi Temsilcisi Ali Bahreini, BM İnsan Hakları Konseyi’nin 62. Oturumunda konuştu. Bahreini, İran’ın ateşkesi bölgesel barış sorumluluğu gereği kabul ettiğini söyledi.
Temsilci, İran’ın askeri karşılığını uluslararası hukuk kapsamında meşru müdafaa olarak savundu. Ayrıca çatışmada yaşamını yitirenler için hesap verebilirlik, tazminat ve adalet talep etti.
Cenevre’deki oturumda açıklama yaptı
Bahreini, 15 Haziran’da Cenevre’de düzenlenen oturumda İran’ın yoğun baskı ve tehditlere rağmen ateşkesi kabul ettiğini belirtti. Konuşmasında, bu adımın bölgesel barış ve kolektif güvenlik için atıldığını ifade etti.
Temsilci, İran’a yönelik saldırıların ardından ülkede uzun süreli bir tehdit ortamı oluştuğunu da dile getirdi. İran halkının doğrudan saldırılar ya da yeni saldırı ve abluka tehdidi altında yaşadığını söyledi.
Meşru müdafaa vurgusu yaptı
Bahreini, İran’ın verdiği askeri karşılığın saldırıların kaynaklandığı bölgelere yönelik olduğunu ve bunun uluslararası hukukta tanınan doğal meşru müdafaa hakkı kapsamında değerlendirildiğini söyledi. Söz konusu yanıtın, devam eden ve yakın tehdit oluşturan bir tehlikeyi etkisiz kılmayı hedeflediğini dile getirdi.
Konuşmasında İran’ın hava saldırıları altında kaldığını, bazı yetkililerin hedef alındığını ve çocukların da etkilendiğini öne sürdü. İran’ın sivilleri ve toprak bütünlüğünü korumak amacıyla karşılık verdiğini belirtti.
Tazminat ve adalet çağrısı
İran temsilcisi, ateşkesin kusurları ve sonrasındaki zorluklara rağmen bölgesel barış ve güvenlik için kabul edildiğini söyledi. Çatışmanın sona ermesinin, yeni bir hesap verme sürecinin başlangıcı olması gerektiğini vurguladı.
Bahreini, mağdurlar ve aileleri için etkili giderim, uygun tazminat, rehabilitasyon ve onarım adımları atılması gerektiğini ifade etti. Bu adımların hem geçmiş ihlallerin sonuçlarını ele almak hem de benzer olayların tekrarını önlemek açısından zorunlu olduğunu söyledi.
Konuşmada ayrıca, İran’a yönelik saldırıların ardından uluslararası insan hakları sisteminin tutarlılığı ve tarafsızlığı konusunda soru işaretleri oluştuğu yönünde bir eleştiri de yer aldı. Bahreini, çatışmanın tarafları arasında kurban ve saldırgan ayrımının bulanıklaştığını savundu.