Ateşkes ve geçen hafta imzalanan çerçeve anlaşmasına karşın İsrail'in Lübnan'a yönelik hava saldırıları sürüyor. Lübnan Sağlık Bakanlığı, son 24 saatte düzenlenen saldırılarda 2 kişinin hayatını kaybettiğini, 3 kişinin yaralandığını bildirdi.
Bakanlık, 2 Mart'tan 4 Temmuz'a kadar devam eden saldırılarda toplam can kaybının 4 bin 303'e, yaralı sayısının ise 12 bin 202'ye yükseldiğini açıkladı.
Adalet Bakanı'ndan tam çekilme vurgusu
Lübnan Adalet Bakanı, Fransız Le Monde gazetesine verdiği demeçte, ülkesinin "bir karış toprağından dahi vazgeçmeyeceğini" belirterek, çerçeve anlaşmasının İsrail'in Lübnan topraklarından tamamen çekilmesini açıkça öngördüğünü vurguladı.
İsrail basını: Trump operasyonun ertelenmesini istedi
İsrail Kanal 15, kaynaklara dayandırdığı haberinde, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun ABD Başkanı Donald Trump'ın talebi üzerine Lübnan'ın güneyindeki Ali et-Tahir bölgesinde planlanan bir askeri operasyonu ertelediğini öne sürdü.
Kanala göre Trump, Netanyahu'dan İran ile yürüttüğü temasların etkilenmemesi için şu aşamada Lübnan'daki durumu alevlendirmemesini istedi.
Milletvekilinden "geçiş kapıları" uyarısı
Bağımsız Lübnan Milletvekili Melhem Halef, İsrail ordusunun işgal altındaki Lübnan topraklarında geçiş kapıları oluşturduğu yönündeki bilgilerin ciddiyetine dikkat çekti. Halef, bu adımı Lübnan egemenliğinin açık ihlali ve çerçeve anlaşmasına esaslı bir aykırılık olarak nitelendirdi.
Ulusal Haber Ajansı, çarşamba günü İsrail ordusunun "sarı bölge" olarak adlandırılan güvenlik şeridi, sınır bölgesi ve Litani Nehri'nin güneyi arasında geçiş kapıları kurduğunu, ancak sayı ve konumlarına ilişkin ayrıntı vermediğini bildirmişti.
"Sarı hat" terimi, İsrail'in son saldırıları sırasında dayattığı ve bazı noktalarda Lübnan topraklarının 10 kilometre içine kadar uzanan bir güvenlik şeridini ifade ediyor.
Halef yaptığı yazılı açıklamada, bu kapıların kurulmasının işgal gücüyle oldubitti yaratmaya yönelik tehlikeli bir girişim olduğunu, BM Şartı, uluslararası hukuk ve uluslararası meşruiyet kararlarına aykırılık teşkil ettiğini belirtti.
Lübnan devletine derhal resmi itirazda bulunma ve UNIFIL'den bu ihlalleri izleyip belgelemesini ve BM'ye iletmesini talep etme çağrısı yapan Halef, işgal altında gerçekleştirilen her türlü tek taraflı değişikliğin uluslararası hukukun temellerini baltaladığını ve uluslararası barış ile güvenliğe yönelik tehditleri artırdığını vurguladı.
Çerçeve anlaşması ve Hizbullah'ın tepkisi
26 Haziran 2026'da ABD'nin arabuluculuğunda Beyrut ile Tel Aviv arasında imzalanan çerçeve anlaşması, İsrail'in Lübnan topraklarından aşamalı olarak tamamen çekilmesini öngörüyor. Çekilmenin, adı açıklanmayan iki pilot bölgeden başlaması planlanıyor.
Anlaşma uyarınca çekilme, Lübnan ordusunun boşaltılan bölgelerde tam güvenlik sorumluluğunu üstlenmesi ve devlete bağlı olmayan tüm silahlı grupların (özellikle Hizbullah'ın) silahsızlandırılmasıyla eş zamanlı yürütülecek. Ancak çekilmenin tamamlanması için net bir takvim belirlenmiş değil.
Lübnan makamları anlaşmayı devletin tüm toprakları üzerinde egemenliğini yeniden tesis etme ve yerinden edilenlerin dönüşünü sağlama yolunda ilk adım olarak görürken, Hizbullah anlaşmayı "yok hükmünde" ve "aşağılayıcı" olarak nitelendirerek reddetti. Hizbullah, İsrail'in çekilmesinin kendi silahsızlandırılması şartına bağlanmasını kırmızı çizgilerin aşılması olarak değerlendirdi. Bu tutum, Hizbullah destekçilerinin Beyrut'ta protestolar düzenlemesine ve yolları kesmesine yol açtı.
İsrail, Lübnan'ın güneyinde bazıları onlarca yıldır elinde tuttuğu bölgeleri işgal altında bulunduruyor. 2023-2024 savaşında yeni alanları kontrolü altına alan İsrail, mevcut saldırılar sırasında Lübnan topraklarının 10 kilometreden fazla içine ilerleyerek 2000 yılındaki çekilmeden bu yana en derin ilerlemeyi kaydetti.