Gazze Şeridi’nde ateşkesle birlikte İsrail ordusunun çekilme sınırı olarak belirlenen sarı hat, zamanla Filistinlilerin kullanımındaki alanı daraltan bir kontrol çizgisine dönüştü. Hattın farklı bölgelerde batıya taşınmasıyla İsrail’in kontrolündeki alanın genişlediği bildirildi.
10 Ekim 2025’te ateşkesin uygulanmaya başlamasının ardından İsrail güçlerinin sarı hattın gerisine çekildiği açıklandı. Bu aşamada Gazze’nin yaklaşık yüzde 53’ü İsrail kontrolünde kaldı; kontrol alanı ağırlıklı olarak kuzey ve doğu kesimleri ile Refah’ın geniş bölümlerini kapsadı.
Ateşkes haritalarında sarı hat, ilk aşamada İsrail güçlerinin çekileceği çizgi olarak gösterildi ve sonraki aşamalarda yeni çekilmeler öngörüldü. Ancak ikinci aşamaya geçiş görüşmelerinin tıkanmasıyla bu hat, İsrail ordusunun kademeli biçimde batıya ittiği bir sınır halini aldı.
Sarı hat Gazze’nin iç kesimlerine taşındı
İsrail ordusu 18 ve 19 Ekim 2025’te sarı hat boyunca yaklaşık 3,5 metre yüksekliğinde, üst bölümleri sarıya boyanmış beton işaretler yerleştirdi. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, hattın geçilmesi veya aşılmaya çalışılması halinde ateş açılacağı uyarısında bulundu.
23 Ekim 2025’te yayımlanan bir incelemede, işaretlerin ateşkes haritalarındaki güzergâhın Atatira bölgesinde yaklaşık 500 metre, Han Yunus’ta ise yaklaşık 290 metre dışına taşındığı belirtildi. Aralık ayında Gazze kentinin doğusundaki Tuffah Mahallesi’nde kontrol alanı yaklaşık 200 metre genişletildi; eski ve yeni hat arasındaki bölgede en az 40 bina yıkıldı.
2026’nın ocak ayında Han Yunus’un doğusundaki Beni Süheyla çevresinde yaşayanlara tahliye uyarıları gönderildi. Aynı ay yayımlanan uluslararası raporlarda, Han Yunus’ta sarı hattın yüzlerce metre batısında yeni işaretler bulunduğu, bazı binaların yıkıldığı ve yerinden edilenlerin kaldığı iki çadır topluluğunun dağıtıldığı aktarıldı.
Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi, 28 Ocak’ta sarı hat boyunca kazı ve patlatma faaliyetlerinin sürdüğünü açıkladı. Ofis, hattın batısındaki askeri faaliyetlerin sivillerin yerinden edilmesine ve evlerin yıkılmasına yol açtığını bildirdi.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sözcüsü Stephane Dujarric ise mayıs ayında, Filistinlilerin bulunduğu bölgelerde sarı hatta bitişik yeni bir "turuncu hat" oluşturulduğunu söyledi. Dujarric, insani yardım ekiplerinin bu hattı geçmeden önce İsrail’le hareket koordinasyonu yapmak zorunda bırakıldığını belirtti.
Mayıs ayında İsrail araçlarının Netzarim Koridoru’nun bazı noktalarında sarı hattın 200 ila 400 metre batısına ilerlediği bildirildi. Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı, hattın Gazze kenti ve Han Yunus’ta belirgin biçimde genişlediğini açıkladı. Ajans, beş tesisinin askeri bölgeye yaklaştığını ve bu tesisler arasında yerinden edilenlerin barındığı iki okulun bulunduğunu bildirdi.

Yıkımlar ve yerinden edilmeler genişledi
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu 15 Mayıs’ta ordusunun kontrolündeki alanın yüzde 60’a ulaştığını söyledi. Mayıs ve haziran aylarında Beni Süheyla, Tuffah, Vadi Gazze çevresi, Megazi Mülteci Kampı ve Deyr el-Belah’ın doğusundaki bazı bölgelerde sarı beton blokların 150 ila 300 metre arasında batıya taşındığı bildirildi.
Bu ilerlemeler sırasında evlerin yıkıldığı ve onlarca ailenin batıya göç etmek zorunda kaldığı aktarıldı. 23-24 Haziran gecesi kuzey Gazze’deki Atatira Kavşağı çevresinde yaklaşık 30 aile barınaklarından ayrıldı. Bir insansız hava aracından bırakılan yanıcı mühimmatın üç çadırda yangına neden olduğu belirtildi.
Temmuz ayında sarı beton bloklara geniş toprak setler ve hendekler eklendi. 16-22 Temmuz arasında Gazze kentinin güneydoğusundaki Zeytun Mahallesi çevresinde yaşanan ilerleme, çok sayıda ailenin yerinden edilmesine neden oldu.
28 Temmuz’a kadar yayımlanan raporlarda sarı hattın Gazze kentinin Zeytun, Tuffah ve Şucaiyye mahalleleriyle Deyr el-Belah, Han Yunus ve Refah’ın bazı kesimlerinde genişlediği belirtildi. Aynı raporlarda yeni tahliye emirleri verildiği ve işaretlerin batıya taşındığı aktarıldı. Böylece İsrail’in askeri varlığı doğudaki konuşlanma bölgeleriyle sınırlı kalmayarak iç hatlara, yerleşim mahallelerine ve barınma alanlarına yayıldı.
Kontrol alanının geleceği belirsizliğini koruyor
Uluslararası medya incelemeleri, Birleşmiş Milletler raporları ve bölge sakinlerinin tanıklıkları, kesin yüzölçümü konusunda farklı tahminler bulunsa da Filistinlilerin fiilen kullanabildiği alanın daraldığını ortaya koydu. Gazze nüfusunun 2 milyondan fazla olduğu ve sivillerin giderek daha fazla batıdaki kıyı şeridine sıkıştığı belirtildi.
Netanyahu 30 Eylül’de, hükümetinin savaş sırasında ordusunun ele geçirdiği bölgeleri Filistinlilere geri vermeyeceğini söyledi. İsrail ordusuna bağlı bir internet sitesinin 2 Ekim’de Gazze Tümeni Komutanı Liron Bitto’dan aktardığı açıklamada ise ordunun Gazze’nin yüzde 63’ünü kontrol ettiği ve 40 yeni askeri mevzi kurduğu belirtildi.
Ateşkes yürürlükte olmasına rağmen bombardıman, ateş açılması ve kontrol alanının genişletilmesi gibi uygulamaların sürdüğü aktarıldı. Bu ihlaller sonucunda 1.445 Filistinlinin hayatını kaybettiği, 5 bin 72 kişinin yaralandığı bildirildi.
8 Ekim 2023’te başlayan İsrail saldırılarında 74 binden fazla Filistinlinin hayatını kaybettiği, 175 binden fazla kişinin yaralandığı ve sivil altyapının yaklaşık yüzde 90’ının yıkıldığı belirtildi.