Al Sani bu açıklamaları, İngiliz sunucu Piers Morgan’ın programında yayımlanan salı günkü röportajda yaptı. Netanyahu’nun Katar’a yönelik saldırılar üzerinden kamuoyunu yönlendirmeye ve yanlış bir algı oluşturmaya çalıştığını savunan Al Sani, İsrail Başbakanı’nın kendi davranışları ile hükümetinin politikaları yerine sorumluluğu başkalarına yüklediğini ifade etti.
Al Sani, aynı röportajda savaşın ilk döneminde yürütülen arabuluculuk girişimlerini de anlattı. Hamas liderleriyle zorlu bir görüşmenin ardından İsrailli yetkililerle temasa geçtiklerini ve sivillerin tahliyesi için ateşkes aralığı istediklerini belirten Al Sani, tüm sivil rehinelerin serbest bırakılmasını sağlayacak bir anlaşma ile sivillerin tahliyesine imkan verecek bir ateşkes önerdiklerini, ancak İsrail tarafının bu öneriyi değerlendirmeye yanaşmadığını söyledi.
Diğer konuların ele alınmasına ve müzakere sürecine katkı sağlanmasına yönelik tekliflerinin de kabul edilmediğini belirten Al Sani, savaşı ve savaş suçlarını durdurma girişimlerinin ilk günden itibaren baltalandığına tanık olduklarını ifade etti. Katar Başbakanı, 7 Ekim 2023'ten önceki aylarda bölgede tırmanışa işaret eden çok sayıda belirti gördüklerini, bu nedenle Hamas ve İsrail'le temas halinde bir müzakere süreci yürütmeyi hedeflediklerini de kaydetti.
Doha saldırısında 6 kişi öldü
Al Sani, geçen yıl Doha’ya düzenlenen İsrail saldırısını da kınadı. Arabulucuların hedef alınmasının tehlikeli bir emsal oluşturduğunu söyleyen Katar Başbakanı, Netanyahu’nun kırmızı çizgiyi aştığını belirtti.

9 Eylül 2025’te İsrail ordusu ve Şin Bet, Hamas Siyasi Büro üyelerinin Doha’daki konutlarını hava saldırısıyla hedef aldı. İsrail’in "Ateş Zirvesi" adını verdiği saldırıda 6 kişi hayatını kaybetti, 18 kişi yaralandı.
Saldırı, Katar’ın Mısır ve ABD ile birlikte Hamas ile İsrail arasındaki dolaylı görüşmelerde arabuluculuk yaptığı dönemde gerçekleşti. Bu görüşmelerde Gazze’de ateşkes sağlanması ve esir takası konusunda anlaşmaya varılması hedefleniyordu.
İran-ABD diplomasisi için üç başlık
Al Sani, savaşın etkilerinin İran ve bölge sınırlarını aşarak küresel ekonomiye yayıldığı uyarısında bulundu. Katar’ın ABD yönetimiyle koordinasyon halinde, ABD ile İran arasında anlaşma sağlanması için diplomatik çözüm aradığını söyleyen Al Sani, kapalı kapılar ardındaki diplomasinin ilerleme sağlamak için en etkili yöntem olduğunu kaydetti.

Al Sani, gerilimin düşürülmesi için üç başlığın ele alınması gerektiğini belirtti. İlk başlığı, ABD ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nı tatmin edecek, İran’ın barışçıl enerji hakkını güvence altına alacak ve yaptırımların kaldırılmasını kapsayacak bir nükleer anlaşma oluşturdu.
İkinci başlık Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğü olarak açıklandı. Al Sani, bu konudaki herhangi bir anlaşmanın uluslararası hukuka uygun olması gerektiğini söyledi. Üçüncü başlığın ise Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri ile İran’ın da dahil olduğu bölgesel güvenlik düzenlemelerinin yenilenmesi olduğunu belirtti.
Doha’dan arabuluculuk mesajı
Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Macid el-Ensari, Doha’daki haftalık basın toplantısında ülkesinin arabuluculuk çabalarının sürdüğünü açıkladı. Ensari, ABD ile İran arasında mesajların iletilmesi sürecinin devam ettiğini söyledi.

ABD’nin İran’a geniş çaplı askeri saldırı düzenleme ihtimali hakkında konuşan Ensari, bölgedeki her türlü tırmanıştan endişe duyduklarını ve barışçıl çözüm aradıklarını ifade etti. İran’ın bölgeyi yeniden hedef alma tehditleri konusunda ise bölgedeki altyapıya yönelik her tehdidin uluslararası hukuka ve komşuluk haklarına aykırı olacağını belirtti.
Kronolojide, 28 Şubat 2026’da ABD ve İsrail’in İran’a karşı saldırılar düzenlediği, İran’ın da İsrail ile bölgedeki ABD noktalarına saldırılarla karşılık verdiği ve nisan ayında ateşkes anlaşmasına varıldığı aktarıldı. Daha sonra ABD’nin İran’daki noktalara saldırılar düzenlediği, Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer anlaşmazlıkları nedeniyle müzakerelerin zorlaştığı ve tarafların haziran ortasında bir mutabakat zaptı imzaladığı belirtildi.