Beyrut'ta eski bir okul binası olan ve şu anda mültecilere ev sahipliği yapan merkez, Dünya Kupası gecelerinde farklı bir atmosfere bürünüyor. Her akşam maç başlarken, bir zamanlar öğrencilerin geçtiği avlu, geçici olarak kurulan büyük bir ekranın etrafında toplanan insanlarla doluyor.
Günlük hayatın ağırlığına kısa bir ara
Merkezin avlusu, maç saatlerinde adeta açık hava sinemasına dönüşüyor. İzleyiciler arasında, güney Lübnan'dan gelen 50'li yaşlarındaki Hızır Tahir gibi isimler de var. Tahir, maçları izlerken geçmişteki normal hayatı ile şimdiki gerçekliği arasında sessiz bir mücadele verdiğini ifade ediyor.
Çocuklar ise avluda koşuşturuyor, ekranda gördükleri heyecanı küçük alanlarda taklit ediyor. Onlar için futbol, sadece izlenen bir şey değil, aynı zamanda yaşanan bir oyun.
Topluluk hissi ve geçici kaçış
Genç kadın Cenna Kerim, maç izleme etkinliğini sadece spor olarak değil, günlük streslerden kısa bir kaçış fırsatı olarak görüyor. Aynı şeyi aynı anda izleyen diğer insanlarla bir arada olmanın, parçalanmış bir zamanda ortak bir an yaşamanın hafif bir güvenlik hissi yarattığını söylüyor.
Merkez sorumlusu Ali Rıza, bu etkinliğin bilinçli bir tercih olduğunu belirtiyor. Amacın, ağır geçen günlerin içinde, insanlara iki saatliğine de olsa nefes alabilecekleri farklı bir alan yaratmak olduğunu ifade ediyor. İlginin beklentilerin üzerinde olduğunu ve avlunun her akşam açık hava kahvesi gibi dolduğunu ekliyor.
Maç bitince gerçeklik geri dönüyor
Heytem Usayli ve ailesi, maçları izleyerek günün ağır haberlerinden uzaklaşma fırsatı bulduklarını söylüyor. Ancak bu sevincin, düdük çalıp maç bittiğinde sona erdiğini ve ertelenen tüm endişelerin geri döndüğünü kabul ediyorlar.
Maç sona erip ışıklar söndüğünde, insanlar geçici yataklarına dönüyor. Avluda sadece geçmiş bir anın yankıları, küçük bir sevincin hafif izi kalıyor. Bu merkezde, Dünya Kupası, hayata tutunmanın geçici bir biçimi haline geliyor.