Lübnanlı Malik Kemal Razi, yaklaşık 11 ay süren alıkonulmanın ardından Perşembe günü İsrail tarafından serbest bırakıldı. Razi, Nakura Sınır Kapısı’nda Uluslararası Kızılhaç Komitesi aracılığıyla Lübnan ordusuna teslim edildi.
2005 doğumlu Razi, Lübnan’ın doğusundaki Raşeya ilçesine bağlı Ayn Ata beldesinden. Razi, 12 Ekim 2025’te motosikletiyle beldesi yakınlarındaki dağlık alanda spor yapmak üzere çıktıktan sonra kayboldu. Motosikletinin bulunmasının ardından bölge halkı ve gönüllüler arama çalışmaları yürüttü.
Razi’nin daha sonra İsrail tarafından alıkonulduğu anlaşıldı. İsrail’in resmi yayın kuruluşu Razi’yi Hizbullah mensubu olarak nitelendirmişti. Buna karşın İsrail Başbakanlık Ofisi, serbest bırakılmasına karar verilen 5 kişinin herhangi bir terör örgütüne bağlı olmadığının ve terör eyleminde bulunmadığının soruşturmayla ortaya çıktığını bildirdi.
Lübnan’daki alıkonulmalara ilişkin çağrılar
Lübnanlı hukukçu ve milletvekili Melhem Halef, serbest bırakılan kişilerin gözaltında maruz kalmış olabilecekleri ihlaller için soruşturma ve hesap verebilirlik talep etme, ayrıca zararlarının giderilmesini isteme haklarının sürdüğünü söyledi. Halef, bir kişinin tutuklu ya da savaş esiri olarak tanımlanmasının alıkonulmayı hukuken meşru kılmadığını belirtti.
Lübnan Ulusal İnsan Hakları Komisyonu’nun 15 Aralık 2025 tarihli hukuki belgesi, sivil faaliyetler sırasında alıkonulan veya kaybolan Lübnanlılara ilişkin vakaları içeriyor. Belgede, Aynata eş-Şaab’da Kasım 2024’te alıkonulan 2 sağlık çalışanı, Vadi el-Hucayr’da 19 Aralık 2024’te sivil bir işe giderken durdurulan 2 işçi, Nakura açıklarında Şubat ve Haziran 2025’te alıkonulan 2 balıkçı ile Şeyh Dağı bölgesinde 7 Haziran 2025’te alıkonulan bir çobanın vakaları sıralandı.
Komisyon, özellikle ateşkes sonrasında ve tamamen sivil faaliyetler sırasında gerçekleştiğini belirttiği olayların keyfi tutuklama niteliği taşıyabileceğini açıkladı. Belgede zorla kaybetme, tutukluların İsrail’e hukuka aykırı nakledilmesi, işkence ve tıbbi bakımdan mahrum bırakılma ihtimallerine de dikkat çekildi.
Tutuklu sayısında farklı açıklamalar
Akademisyen ve eski tutuklu Nebih Avade, Lübnanlı tutukluları temsil eden kuruluşlar ile ilgili Lübnan makamlarının verilerine göre İsrail cezaevlerinde hayatta olan 36 Lübnanlı tutuklu bulunduğunu söyledi. Avade, İsrail’in ise elinde 33 Lübnanlı bulunduğunu açıkladığını aktardı.
Avade’ye göre bu kişilerin 21’i, 27 Kasım 2024’te yürürlüğe giren ateşkesin ardından köylerine dönmeye çalışırken alıkonuldu. Avade ayrıca 6 kişinin İsrail’de yargılandığını, İsrail’in 7 ila 10 kişiyi Hizbullah’ın Rıdvan Gücü’yle bağlantılı kabul ettiğini ve diğer tutukluların bu sınıflandırmaya alınmadığını belirtti.
İsrail Başbakanlık Ofisi, Razi’nin de aralarında bulunduğu kişilerin serbest bırakılmasını Lübnan’da 1980’lerin ortasında kaçırılıp öldürülen Yahudi topluluğu mensuplarına ait kalıntıların aranmasıyla ilişkilendirdi. Lübnanlı resmi yetkililer ise sürecin, Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ın Washington ile yürüttüğü temaslar çerçevesinde ateşkesin korunması, tutukluların serbest bırakılması ve İsrail’in Lübnan topraklarından çekilmesi için yürütülen baskıyla bağlantılı olduğunu belirtti.
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, Razi’nin serbest bırakılmasının ardından tüm tutukluların bırakılması ve kayıpların akıbetinin ortaya çıkarılması için çalışmayı sürdüreceğini açıkladı. Lübnan yönetimi, ülke topraklarında alıkonulan sivilleri karşılıklı bir esir değişimi bulunmadığı gerekçesiyle savaş esiri yerine kaçırılmış kişiler olarak değerlendiriyor.
Nakura’da yeni teslimatlar bekleniyor
Lübnanlı resmi bir yetkili, Cuma günü 4 kişinin daha Nakura’da Kızılhaç’a teslim edilmesinin planlandığını söyledi. Aralarında 2 Suriyelinin de bulunduğu belirtilen kişiler, Lübnan ordusuna teslim edilmeden önce sağlık kontrolünden geçirilecek ve ardından ailelerine ulaştırılacak.
Razi’nin serbest bırakıldığı gün İsrail güçlerinin Lübnan’ın güneyindeki Hulta beldesine girdiği ve 3 kişiyi alıkoyduğu bildirildi. Böylece İsrail, tutukluluğunun sürdürülmesi için gerekçe bulunmadığını açıkladığı bir Lübnanlıyı serbest bırakırken aynı gün başka kişileri de alıkoymuş oldu.
Halef, savaş esirleri için Cenevre Sözleşmesi’nin, uluslararası silahlı çatışmalarda tutulan siviller için ise Dördüncü Cenevre Sözleşmesi’nin koruma hükümleri içerdiğini söyledi. Bu hükümler insani muamele, işkence ve kötü muameleden korunma, tıbbi bakım, ailelerle iletişim ve adil yargılanma güvencelerini kapsıyor.
Lübnan’daki uzun süreli ve suçlama ya da yargılama olmadan alıkoyma uygulamalarının benzerinin Gazze’deki Filistinliler bakımından da belgelendiği belirtildi. İsrail’in 2002 tarihli "yasa dışı savaşçılar" yasasını, suçlama yöneltmeden ve yenilenebilir sürelerle alıkoyma amacıyla kullandığı aktarıldı.
Lübnan makamlarına göre 2 Mart’tan bu yana süren İsrail saldırılarında 4 bin 350 kişi hayatını kaybetti, 12 bin 307 kişi yaralandı ve 1 milyondan fazla kişi yerinden edildi.