Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati, Gazze'deki ateşkesin uygulanması ve bölgedeki deniz ulaşımının güvence altına alınması için gerilimin düşürülmesi çağrısında bulundu. Abdülati, Babu'l Mendeb Boğazı'ndaki ulaşım sorunlarının Mısır'ın Süveyş Kanalı gelirlerinde yaklaşık 11 milyar dolarlık kayba yol açtığını söyledi.
Mısır'ın Yemen'deki meşru hükümetle sürekli temas halinde olduğunu belirten Abdülati, ülkesinin gerilimi azaltmaya çalıştığını ifade etti. Mısır Dışişleri Bakanı, bölgesel gerilimden deniz taşımacılığı bakımından en fazla etkilenen ülkelerden birinin Mısır olduğunu kaydetti.
Gazze ateşkesinin uygulanması çağrısı
Abdülati, Gazze anlaşmasının ilk aşamasındaki bazı şartların henüz uygulanmadığını ve bunların başında Gazze'ye her gün 600 yardım kamyonunun girişinin geldiğini söyledi. İlk aşamanın hayata geçirilmesi ve ikinci aşamaya geçilmesi için yürütülen çabaların sürdüğünü belirtti.
İkinci aşamanın temel başlıkları arasında silahların teslim edilmesi ile İsrail'in Gazze'den çekilmesinin bulunduğunu ifade eden Abdülati, Hamas'ın bu düzenlemeyi kabul ettiğini ancak İsrail'in yükümlülüklerini yerine getirmediğini savundu.
İsrail'in yerleşim genişletme ve topraklara el koyma uygulamalarının ateşkes ile kalıcı barış ihtimalini zayıflattığını söyleyen Abdülati, bu adımların Filistin devletinin kurulmasının önündeki engelleri artırdığını belirtti.
Açıklamada, Gazze'de 8 Ekim 2023'ten bu yana 73 binden fazla Filistinlinin hayatını kaybettiği, 174 binden fazlasının yaralandığı ve altyapının yaklaşık yüzde 90'ının tahrip edildiği yönündeki bilgiler de aktarıldı.
İran-ABD gerilimi ve Hürmüz Boğazı
Mısır Dışişleri Bakanı, İran ile ABD arasındaki gerilimin azaltılması için diplomasi ve diyaloğun önceliklendirilmesini istedi. İran ile ABD arasında haziran ortasında imzalandığı belirtilen İslamabad mutabakatına dönülmesinin kapsamlı ve sürdürülebilir bir anlaşmaya ulaşmak için önemli bir yol olduğunu söyledi.
Hürmüz Boğazı'nda deniz ulaşımının güvenliğinin sağlanması, ticaretin ve enerji sevkiyatının sürdürülmesi gerektiğini belirten Abdülati, Washington ile Tahran arasındaki gerilimin bölge ülkelerine ekonomik yük getirdiğini ifade etti. Bazı Afrika ülkelerinde yakıt ve gübre krizlerinin ortaya çıktığını söyledi.
Abdülati, Mısır'ın tüm taraflarla temaslarını sürdüreceğini ve Arap ülkelerine yönelik saldırıları kınadığını açıkladı. Açıklamada, ABD ile İran arasında deniz ulaşımı konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle askeri saldırıların yaşandığı ve 28 Şubat'ta ABD ile İsrail'in İran'a yönelik bir savaş başlattığı yönündeki bilgiler de yer aldı.
Sudan, Lübnan ve Arap güvenliği
Arap ulusal güvenliğinin korunması için ortak kapasitenin güçlendirilmesi gerektiğini söyleyen Abdülati, devletlerin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesini, iç işlerine müdahale edilmemesini istedi. Arap Ortak Savunma Anlaşması'nın bölgesel güvenlik yapısının temelini oluşturması gerektiğini belirtti.
Sudan'ın birliğinin, egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün korunması gerektiğini ifade eden Abdülati, Mısır'ın kapsamlı bir siyasi süreci desteklediğini söyledi. Sudan'daki krizin Nisan 2023'ten bu yana sürdüğü, çatışmaların kıtlık ve kitlesel yerinden edilmeye yol açtığı bilgisi de aktarıldı.
Lübnan'ın güneyine yönelik saldırıları kınayan Abdülati, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 1701 sayılı kararının eksiksiz uygulanması çağrısı yaptı. Lübnan devletinin ülke topraklarındaki egemenliğinin güçlendirilmesini isteyen Abdülati, silahların denetiminin Lübnan'ın güvenliği ve istikrarını koruyacak şekilde düzenlenmesi gerektiğini belirtti.
Nil Havzası'nda su güvenliği
Nil Havzası ülkeleriyle ilişkilerde iş birliği, kalkınma, ortak çıkar ve karşılıklı fayda ilkelerini esas aldıklarını belirten Abdülati, Mısır'ın su güvenliğinin diğer ülkelerin kalkınma hedefleriyle çelişmediğini söyledi.
Nil Nehri'nin uluslararası hukuk, zarar vermeme, iş birliği ve uzlaşı ilkeleri doğrultusunda yönetilmesi gerektiğini ifade eden Abdülati, doğu Nil Havzası'nda uluslararası hukuku ihlal eden tek taraflı adımları reddettiklerini kaydetti.
Abdülati, Mısır'ın halkının yaşamsal kaynaklarını ve haklarını korumak için uluslararası hukukun tanıdığı tüm önlemleri alacağını belirtti.