İsrail’de parlamento seçimlerine dokuz gün kala yayımlanan üç sayfalık yeni güvenlik doktrini, tehditlere karşı önleyici saldırıları ve gerekli görülen durumlarda sınır hatlarında tampon bölgeler oluşturulmasını savunuyor. Başbakan Benjamin Netanyahu, belgeyi ülkenin güvenlik yaklaşımında köklü bir değişikliğin temeli olarak sundu.
"Başbakan Benjamin Netanyahu’nun Güvenlik Doktrini" başlıklı metin, İsrail hükümetinin internet sitesinde yayımlandı ve Ulusal Güvenlik Konseyinin katkısıyla hazırlandı. Belgede yeni yaklaşımın dayandığı 10 ilke sıralandı.
İran, Hizbullah ve Husiler tehditler arasında
Doktrinde İsrail’in yalnızca tehditleri kontrol etmeye veya savunma yapmaya odaklanmaması, ortaya çıkan tehditlere karşı önleyici saldırılara öncelik vermesi gerektiği belirtiliyor. Metin, askeri caydırıcılığın ve istihbarat kapasitesinin güçlendirilmesini, erken uyarı sistemlerine yatırım yapılmasını öngörüyor.
İsrail sınırları boyunca tampon bölgeler kurulması da belgede savunulan başlıklardan biri. Ancak bu bölgelerin hangi noktalarda oluşturulacağı ve hangi komşu toprakların etkilenebileceği açıklanmıyor.
İran ile Lübnan’daki Hizbullah ve Yemen’deki Husiler, doktrinin başlıca tehditleri arasında gösteriliyor. Hassas güdümlü füzeler, insansız hava araçları, siber saldırılar ve İsrail’i uluslararası alanda yalnızlaştırma girişimleri de tehdit başlıkları içinde yer alıyor.
Metin, askeri üstünlüğün korunmasını ve dış tedarikçilere bağımlılığın azaltılması için yerli silah üretiminin güçlendirilmesini de hedefliyor. Yapay zekâ, kuantum bilgisayarlar ve uzay kabiliyetleri gibi ileri teknolojilere yatırım yapılması, Netanyahu’nun "İsrail Toprağı" olarak nitelediği bölgelerde yerleşimin teşvik edilmesi, ulusal birlik ve bölgesel ittifakların genişletilmesi de doktrindeki diğer ilkeler arasında bulunuyor.
Netanyahu’nun Gazze’den İran’a ilişkin değerlendirmesi
Netanyahu, doktrinin girişinde Gazze’den Lübnan ve Yemen’e, İran’a kadar yürütülen askeri operasyonların nükleer imha yönündeki yakın tehdidi ortadan kaldırdığını ve İran öncülüğündeki kuşatma ağını dağıttığını savundu. Bu değerlendirmeleri, güvenlik politikasındaki değişikliğin gerekçesi olarak gösterdi.
Buna karşın belgede İran’a karşı izlenecek politikaya veya tampon bölgelerin nasıl hayata geçirileceğine dair ayrıntılı bir operasyon planı bulunmuyor. Ulusal birlik ve daha güçlü uluslararası ittifaklar çağrısı da muhalefetin, hükümetin toplumdaki bölünmeleri derinleştirdiği ve İsrail’in dış ilişkilerine zarar verdiği yönündeki eleştirileriyle karşılaşıyor.

Sunumda bölgesel bloklar haritalarla gösterildi
Netanyahu’nun doktrine eşlik eden sunumunda jeopolitik tehditleri ve bölgesel hizalanmaları gösteren haritalar kullanıldı. Almanya merkezli Friedrich Ebert Vakfının logosunun yer aldığı haritalardan birinde Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan "Sünni Elmas İttifakı" başlığı altında gruplandırıldı.
İran ve bağlantılı gruplar haritalarda "Direniş Ekseni" olarak gösterilirken, İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri de başka bir gruplandırmada yer aldı. Sunum, haritada bulunan tüm ülkelerin Netanyahu tarafından düşman kabul edilip edilmediğini ortaya koymadı. Haritalardaki başlıklar da bu ülkeler arasında resmî askeri ittifaklar bulunduğu anlamına gelmiyor.
Muhalefet doktrini seçim hamlesi olarak niteledi
Muhalefet lideri Yair Lapid, metni "yüzeysel" ve "tuhaf" sözleriyle eleştirdi. Lapid, doktrinin Netanyahu’nun önceki güvenlik başarısızlıklarındaki sorumluluğuna değinmediğini ve 2023 yılının ekim ayındaki saldırıdan önce yaşananlar için resmî soruşturma komisyonu kurulmasını reddettiğini söyledi.
Lapid, Arap ülkeleriyle normalleşme anlaşmalarını genişletme sicilini, ultra Ortodoks Yahudilere yönelik askerlik muafiyetlerini, kötüleşen uluslararası ilişkileri ve İsrail toplumundaki derinleşen bölünmeleri de doktrindeki ilkelerle çelişen konular arasında saydı.
Yeshar partisinin lideri ve eski İsrail ordusu genelkurmay başkanı Gadi Eisenkot ise doktrini "sloganlarla doldurulmuş boş sayfalar" olarak tanımladı. Eisenkot, belgenin seçimlere dokuz gün kala yayımlanmasını, hükümetin sicilinden dikkati uzaklaştırma girişimi olarak değerlendirdi.
Eisenkot, Netanyahu’yu kamuoyunun algısını yönlendirmeye, korkuyu artırmaya ve seçmenlerin dikkatini seçim kampanyasındaki yalanlar ile ırkçılık tartışmalarından uzaklaştırmaya çalışmakla suçladı. Netanyahu’nun askeri başarılarla ilgili değerlendirmesine de karşı çıkan Eisenkot, Hamas’ın Gazze’de silahlı güçlerini koruduğunu ve Hizbullah’ın Lübnan’da kapasitesini yeniden oluşturduğunu ileri sürdü.
Eisenkot ayrıca Netanyahu’nun savaş dönemindeki temel hedeflere ulaşamadığını ve 2023 yılının ekim ayındaki saldırı öncesindeki başarısızlıkları soruşturmayı reddettiğini söyledi. Muhalefetin iktidara gelmesi halinde göreve başladıktan sonraki 150 gün içinde resmî bir ulusal güvenlik stratejisi hazırlayıp onaylayacağını açıkladı.
Doktrin tartışması, Netanyahu ile muhalefet partilerinin İsrail’de yeni hükümeti kurmak için yarıştığı seçim kampanyasında yaşanıyor. Ulusal güvenlik, askeri hesap verebilirlik ve ülkenin uluslararası konumu kampanyanın öne çıkan başlıkları arasında bulunuyor.