Regev kesitte şöyle dedi: «Suriye Mekke İttifakı’na katılır ve İsrail, geçmişte birçok kez yaptığı gibi Suriye’ye saldırırsa ne olur? Bunu yalnızca Esad rejimi döneminde değil, görece daha yeni rejim döneminde de yaptı. O zaman ne olur? Mekke Anlaşması’na göre bu, Türkiye’ye savaş ilanı sayılır mı? Bence yanıt evet.» Konuşması sırasında ekranda «Suriye Mekke Misakı’na katılmayı değerlendiriyor» başlığı ile Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın görüntüleri yer aldı.
Bu değerlendirme, anlaşmanın bir tarafına yönelik herhangi bir dış silahlı saldırının tüm taraflara yönelik saldırı sayılacağını belirten 2. maddeye dayanıyor. Ancak metin, saldırıya uğrayan tarafa sağlanacak desteğin niteliği ve kapsamının, Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesinde yer alan meşru müdafaa hakkı çerçevesinde taraflar arasındaki uzlaşıyla belirlenmesini öngörüyor; verilecek karşılığın biçimini önceden belirlemiyor.
«Katılımı değerlendirmek için görüşmeler»
Suriye Dışişleri Bakanı Esad el-Şeybani, 31 Ekim’de Bahreyn’de Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü tarafından düzenlenen 22. Manama Diyaloğu’nda «Bölgesel güvenliğin temelleri» oturumunda yaptığı konuşmada, «Suriye’nin Mekke İttifakı’na katılımını değerlendirmek için şu anda görüşmeler yürütülüyor» dedi. Şeybani, Suriye’nin bölge güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olduğunu ve bölgenin ortak caydırıcılık ve savunma sistemlerine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğunu belirterek Körfez’in istikrarının Suriye’nin güvenliğinin uzantısı olduğunu söyledi.
Şeybani aynı oturumda, İsrail’in iki yıldan kısa bir sürede Suriye’ye binden fazla saldırı düzenlediğini ve onlarca kişinin hayatını kaybettiğini söyledi. «Suriye’nin egemenliği her gün ihlal edilip hedef alınırken sınırların kontrol altına alınması ve silahların sınırlandırılması talebi nasıl tutarlı olabilir?» diye soran Şeybani, 8 Aralık 2024 öncesindeki hatlara dönülmesini ve 1974 tarihli kuvvetlerin ayrıştırılması anlaşmasının uygulanmasını istedi.
Şam, şu ana kadar katılım için resmî başvuru yaptığını veya nihai karar aldığını açıklamadı. Şeybani, 21 Ağustos’ta İslamabad ziyareti sırasında ülkesinin anlaşmaya katılmayı değerlendirdiğini ve kararın daha sonra açıklanacağını ilk kez duyurmuştu. Şeybani o dönemde İsrail’in Şam’a ittifaklarını veya ortaklıklarını dikte etme hakkı olmadığını vurgulamıştı.
Katılım için oy birliği şartı
Anlaşma, 7 Ağustos’ta Mekke’de Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman ile Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif tarafından imzalandı. Pakistan ve Suudi Arabistan onay işlemlerini tamamladıktan sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu, 5 Kasım Perşembe akşamı anlaşmanın onaylanmasına ilişkin kanun teklifini 119’a karşı 279 oyla kabul etti. Anlaşma, yeni bir ülkenin katılımı için kurucu üç ülkenin oy birliğiyle onayını şart koşuyor. Bu nedenle Suriye’nin atacağı herhangi bir adım için Ankara, Riyad ve İslamabad’ın birlikte onay vermesi gerekiyor.

Haritada anlaşmayı imzalayan üç ülke yeşil renkle gösterilirken Suriye, Türkiye’nin güney sınırında ve Suudi Arabistan’ın kuzey sınırına yakın konumda yer alıyor. Suriye’nin katılması halinde anlaşmanın güvenlik şemsiyesi ilk kez Levant’tan bir ülkeyi kapsayacak.
Riyad’la hızlanan yakınlaşma
Bu görüşmeler, Şam ile Riyad arasındaki yakınlaşmanın hız kazandığı bir dönemde yapılıyor. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, 4 Kasım Çarşamba günü Riyad’daki Yemame Sarayı’nda Suudi Veliaht Prensi ile görüştü. Suriye Arap Haber Ajansı (SANA), görüşmede kalkınma, enerji, konut, sağlık, sanayi, tarım ve askerî iş birliği alanlarını kapsayan anlaşmalar ile mutabakat zabıtlarının imzalandığını bildirdi. Bunlar arasında iki ülkenin savunma bakanlıkları arasında imzalanan ve ayrıntıları yayımlanmayan bir iş birliği anlaşması da bulunuyor.

SANA’nın yayımladığı fotoğrafta Suriye Savunma Bakanı Murhaf Ebu Kasra ile Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman’ın tören sırasında belgeleri karşılıklı olarak verdiği görülüyor. İki taraf aynı ziyaret sırasında Suudi Kalkınma Fonu’ndan toplam değeri 403 milyon doları aşan altı kredi anlaşması imzaladı. Suriye’nin Mekke Anlaşması’na katılımına ilişkin ise herhangi bir açıklama yapılmadı.
Resmî tutum olmadan İsrail analizleri
İsrail, Suriye’nin anlaşmaya katılma ihtimali konusunda şu ana kadar kamuoyuna açıklanmış resmî bir tutum sergilemedi. Gündemdeki değerlendirmeler analistler ve medya kuruluşlarıyla sınırlı kaldı. El Cezire, anlaşmanın imzalanmasının ertesi günü 8 Ağustos’ta İsrail’in anlaşmaya resmî bir yanıt vermediğini belirtti.
Washington merkezli Demokrasileri Savunma Vakfı’nın (FDD) analisti Ahmed Şa’ravi, İsrail televizyon kanalına yaptığı açıklamada bölge ülkelerinin Suriye’den herkesle «sıfır sorun» politikasından vazgeçmesini ve bir taraf seçmesini istediğini söyledi. Şeybani ise konuya farklı bir açıdan yaklaşıyor. İsrail merkezli Ynet’e göre Şeybani, «Bugün bölgede güvenliğini tek başına sağlayabilecek hiçbir ülke yok» dedi.
Video: ConflictTR / X aracılığıyla i24NEWS kanalı. Fotoğraflar: Claudio Chianese / Wikimedia Commons (kapak, CC BY 4.0); SANA; harita: Wikimedia Commons (CC0)