Suriye Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığına ait olduğu belirtilen yaklaşık 19 gigabaytlık hassas veri, diplomatik yazışmalar, maaş kayıtları ve vatandaşlara ile yurtdışında yaşayan Suriyelilere ait kişisel bilgilerin açığa çıkmasıyla tartışma yarattı.
Sızan dosyalarda yer alan içerik, kamu kurumlarında bilgi güvenliği ve iç denetim mekanizmalarına dair yeni soruları gündeme taşıdı.
Sızan dosyalarda neler vardı?
İncelenen içerik arasında taranmış belgeler, iç yazışmalar, mektuplar, yurt dışı görev ödemeleri, personel maaşları ve Suriye içindeki ofisler ile büyükelçilik ve diplomatik temsilciliklerdeki tefriş giderlerine ilişkin kayıtlar yer aldı.
Dosyalarda ayrıca diplomatik telgraflar, büyükelçilikler ve temsilcilikler arasındaki resmi yazışmalar, göç ve vize belgeleri, gayrimenkul kayıtları ve vatandaşlar ile gurbetçilere ait bazı finansal evrakların da bulunduğu aktarıldı.
Bakanlık soruşturma başlattı
Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı, ilgili birimlerin sızdırıldığı belirtilen belge ve yazışmalarla ilgili doğrulama ve denetim adımlarını hemen başlattığını duyurdu.
Bakanlığın medya ve iletişim birimi, teknik ekipler ile güvenlik kurumlarıyla koordinasyon sağlandığını, sızıntının kaynağı, yöntemi ve kapsamını ortaya çıkarmak için kapsamlı inceleme yürütüldüğünü açıkladı.
Açıklamada, gerekli görülmesi halinde yasal ve adli işlemlerin devreye alınacağı, olayın etkilerinin sınırlandırılacağı ve sorumluluğu kesinleşen kişilerin mevzuat çerçevesinde hesap vereceği vurgulandı.
Bakanlık, konsolosluk ve diplomatik hizmetlerin normal şekilde sürdüğünü, resmi belgelerin ve bilgi güvenliğinin korunması için ek tedbirler alınacağını da bildirdi.
Resmi açıklamada manipülasyon uyarısı
Medya ve iletişim birimi, kamuoyunun resmi kaynaklara dayanması gerektiğini belirterek dolaşıma giren bazı materyallerin dijital olarak değiştirilmiş olabileceği uyarısında bulundu.
Öte yandan bakanlıktaki bir kaynak, olayın siber saldırı sonucu gerçekleştiği yönündeki iddiayı reddetti. Aynı kaynak, bunun bakanlığın sistemlerine yönelik teknik bir ihlal değil, idari ofiste çalışan bir personel üzerinden yaşanan veri sızıntısı olduğunu söyledi.
Uzmanlar iç tehdit ve yönetişim zafiyetine dikkat çekiyor
Veri yönetimi alanında çalışan Mohammad Tawfiq Nahlawi, verinin yanlış ellere geçtiğinde tehlikeli bir araca dönüşebileceğini söyledi.
Nahlawi, olayın veri yönetimi kültüründeki eksikliğin ve mesleki etik konusundaki zayıf bağlılığın temel zafiyeti ortaya çıkardığını düşündüğünü ifade etti. Ona göre sorun yalnızca bilgi teknolojileri biriminin meselesi değil, kurumun tüm idari yapısını ilgilendiren bir güvenlik açığına işaret ediyor.
Uzman, sızıntının diplomatik yazışmalar ve kişisel veriler içerdiği için uzun vadeli siyasi ve psikolojik zararlar doğurabileceğini, bu etkinin onarılmasının zor olacağını dile getirdi.
Nahlawi ayrıca, erişim izinlerinin zayıf denetlendiği ve fiziksel erişim üzerinden sızıntı yaşanmış olabileceği ihtimaline dikkat çekti. Ona göre kurumlarda veri güvenliği, yalnızca teknik önlem değil, her idari birimi kapsayan kurumsal bir sorumluluk olarak ele alınmalı.
Veri güvenliği için üç aşamalı öneri
Nahlawi, bilgi güvenliğinin büyük bütçelerden çok, bilgiyi "egemen bir varlık" olarak gören sıkı bir idari kültürle sağlanabileceğini savundu.
Uzman, ilk aşamada her belgenin zorunlu güvenlik sınıflandırmasına tabi tutulması ve hassas verilerin oluşturulduğu anda şifrelenmesi gerektiğini söyledi.
İkinci aşamada, dış depolama araçlarının kullanımının yasaklanması, cihaz bağlantı noktalarının kapatılması, sunucuların güvence altına alınması ve veri kümelerinin bölünmesi gerektiğini belirtti.
Üçüncü aşamada ise erişim kontrolleri ile denetim kayıtlarının devreye alınmasının, verinin kim tarafından ve ne zaman görüntülendiğinin izlenmesi açısından kritik olduğuna işaret etti.