Hürmüz Boğazı’ndaki kesinti 100 günü aşarken, küresel petrol taşımacılığında alışılmışın dışında bir tablo oluştu. Dünya ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri sayılan boğazdan ham petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz sevkiyatları sert biçimde geriledi.
Dünya Ticaret Örgütü verileri, Körfez limanlarından yapılan ham petrol sevkiyatında yüzde 95, LNG taşıyan gemilerde ise yüzde 99 oranında düşüşe işaret ediyor. Uluslararası Enerji Ajansı da bu durumu küresel petrol piyasası tarihinin en büyük arz kesintisi olarak tanımlıyor.
Buna karşın Brent petrol fiyatı varil başına 87,55 dolar seviyesinde kaldı. Bu görünüm, çatışma ve aksama sürerken piyasanın beklenen ölçüde sert tepki vermediğini gösteriyor.
Neden fiyatlar beklenen kadar yükselmedi?
Enerji piyasasında fiyatların sınırlı kalmasında en önemli etkenlerden biri stoklar oldu. Çin’in yaklaşık 1,3 milyar varillik petrol stoğu bulunduğu ve bu stoğu günde yaklaşık 1 milyon varil azaltarak kullandığı belirtiliyor.
Analistler, Çin’in alımlarının da önceki aylara göre gerilediğini aktarıyor. Mayıs, haziran ve temmuz döneminde günlük talebin yaklaşık 7 milyon varil seviyesinde kaldığı, aralık ayında ise bunun 12,5 milyon varile çıktığı ifade ediliyor.
ABD, Brezilya ve Kanada’nın devreye girerek açığın bir kısmını kapattığı değerlendiriliyor. Görüş bildiren uzmanlar, petrol piyasasının bu kesintiye sanılandan daha güçlü bir yanıt verdiği konusunda birleşiyor.
FGE NexantECA Orta Doğu Direktörü Iman Nasseri, piyasada talebin bir bölümünün budandığını ve önemli miktarda stokun da piyasaya geldiğini söylüyor. Nasseri’ye göre bu tamponlar uzun süre aynı hızla devam etmeyebilir; temmuz ayına gelindiğinde dengelerin değişmesi olası görünüyor.
Kesinti ne kadar büyük?
Kesintinin boyutunu netleştirmek zor çünkü sektör içinde "karanlık ticaret" olarak anılan sevkiyatlar izlenmesi güç bir alan yaratıyor. Bazı gemiler AIS transponderlarını kapatıyor, geceleri Omani kıyılarına yakın seyrediyor ve zaman zaman deniz eskortuyla ilerliyor.
Yine de bazı petrol türlerinin izinden çıkış miktarları kısmen takip edilebiliyor. Örneğin Birleşik Arap Emirlikleri’nin Murban ham petrolü Fujairah üzerinden boğazın dışından sevk edilebiliyor. Ancak Upper Zakum gibi bazı petrol türleri için böyle bir alternatif bulunmuyor.
Bir petrol piyasası analisti, Upper Zakum petrolünün başka pazarlarda da görüldüğünü ancak bunun ölçeğinin net olmadığını aktarıyor. Matt Stanley ise 1 Mayıs’tan bu yana Hürmüz Boğazı’ndan yaklaşık 100 milyon varil petrolün geçmiş olabileceğini söylüyor.
Stanley, çatışma öncesinde boğazdan günde yaklaşık 20 milyon varil petrol geçtiğini hatırlatarak, bu miktarın normal koşullarda birkaç günlük sevkiyat anlamına geldiğini vurguluyor. Ona göre 100 milyon varil önemli bir rakam olsa da önceki trafikle kıyaslandığında halen sınırlı bir hacim.
Stoklar tükenince ne olacak?
Uzmanlara göre piyasadaki dayanıklılığın sınırı var. Bazı stokların operasyonel olarak kritik seviyelere yaklaştığı, bunun da yeni sevkiyat ve yeni ikmal gereksinimi doğurduğu belirtiliyor.
Stanley, ABD’nin de yıl sonuna yaklaşırken kendi iç talebini önceliklendirmek zorunda kalabileceğini ve ısınma sezonu nedeniyle arz dengesinin daha da hassaslaşabileceğini söylüyor. Bu nedenle piyasanın, boğazdaki durumun ağustos ortasına kadar netleşmesini umut ettiği ifade ediliyor.
S&P Global CERA’nın analizine göre, iki ay kapalı kalan sahaların yeniden başlaması 10 hafta ile 7 ay arasında sürebiliyor. Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol ise 80’den fazla enerji tesisinin zarar gördüğünü ve toparlanmanın iki yıla kadar uzayabileceğini söyledi.
Birleşik Arap Emirlikleri’nin ulusal petrol şirketi, Hürmüz üzerinden tam akışın 2027’ye kadar normale dönmeyebileceğini öngörüyor. Stanley de temel altyapının, gemi hizmetlerinden denetim süreçlerine kadar, iş hacmi düştüğü için durma noktasına gelmiş olabileceğini belirtiyor.
Piyasa açısından bir başka risk de hızlı ve temiz bir çözüm senaryosu. Stanley’ye göre petrol başka yerlerden sağlanıp fiyatlar 200 dolar seviyesine çıkmadan boğaz yeniden açılırsa, bu kez fiyatların 50 dolara kadar gerilemesi riski doğabilir.
Uzmanlar, Irak gibi uzun süre gelir kaybı yaşayan üreticilerin kapılar açılır açılmaz agresif ihracata yönelebileceğini ve yılın ikinci yarısında arz yönetiminin yeniden gündemin merkezine oturacağını değerlendiriyor.