Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başsavcısı Karim Khan, 24 Temmuz 2026 tarihinde görevinden alındı. Taraf Devletler Meclisi'nde yapılan oylamada 125 üye ülkeden 82'si Khan'ın görevden alınması yönünde oy kullandı. Bu karar, mahkeme tarihinde bir ilk olarak kaydedildi.
Al Jazeera Arapça'da yayımlanan bir analize göre, bu gelişme basit bir idari değişiklikten ziyade, UCM'nin bağımsızlığı ve siyasi etkilere karşı direnci açısından kritik bir sınama anlamına geliyor.
Hukuki dayanak ve bağımsızlık ikilemi
UCM'nin temelini oluşturan Roma Statüsü'nün 46. Maddesi, başsavcının ciddi görevi kötüye kullanma veya görevlerini ağır ihlal etmesi halinde Taraf Devletler Meclisi tarafından görevden alınabileceğini öngörüyor. Ancak aynı statünün 42. Maddesi, savcılık ofisinin bağımsızlığını vurguluyor ve dışarıdan herhangi bir talimat veya etki altında kalmaması gerektiğini belirtiyor.
Şeffaflık eksikliği ve savunma hakkı
Kararın en çok eleştirilen yönlerinden biri, soruşturma sürecinin gizli yürütülmesi oldu. İddialar üzerindeki incelemeler büyük ölçüde kamuoyundan saklanırken, temel belgeler paylaşılmadı. Başsavcı Khan'ın savunma haklarını tam olarak kullanıp kullanamadığı da tartışma konusu haline geldi.
Siyasi arka plan ve İsrail faktörü
Analiz, bu hukuki sürecin yoğun bir siyasi kutuplaşma ortamında gerçekleştiğine işaret ediyor. Khan'ın, İsrailli yetkililer hakkında tutuklama emri çıkarılmasını talep etmesinin ardından mahkeme, İsrail ve müttefikleriyle açık bir çatışma içine girdi. Bu süreçte İsrail'in diplomatik, hukuki, medya ve hatta teknoloji araçlarını kullanarak uluslararası kamuoyunu etkilemeye çalıştığı belirtiliyor. ABD'nin mahkemeye yönelik yaptırımları ve Batılı başkentlerin baskıları da bu tabloya eklendi.
Ülke oylarının ardındaki motivasyonlar
Gizli yapılan oylamanın ardındaki nedenler kesin olarak bilinmese de, analistler ülke tutumlarını üç ana gruba ayırıyor: Khan'ın kalmasının mahkemenin güvenilirliğini tehdit ettiğini düşünenler, görevden almanın uluslararası adalet karşıtlarına zafer kazandıracağından endişe duyanlar ve kurumu kurtarmak için başsavcıyı feda etmeyi 'pragmatik' bir seçenek olarak görenler. Son grubun, İsrail'in baskı kampanyasının yarattığı siyasi iklimden etkilendiği düşünülüyor.
Gazze soruşturmalarının geleceği
Hukuken, başsavcının görevden alınması devam eden soruşturmaları veya çıkarılmış tutuklama emirlerini geçersiz kılmıyor. Gazze'deki savaş suçları dosyaları ilkesel olarak yürürlükte kalmaya devam ediyor. Ancak asıl endişe, mahkemenin imajında ve mağdurların gözünde oluşan güven kaybı. Yeni başsavcının, siyasi baskılardan çekinmeden hassas dosyaları sürdürüp sürdüremeyeceği belirsizliğini koruyor.
Kurumsal yapıdaki açmaz ve gelecek
Bu kriz, UCM'nin savcılığın bağımsızlığı ile meclis denetimi arasındaki dengede net usul kurallarına sahip olmadığını gösterdi. Sürecin şeffaflığını ve hesap verebilirliğini artıracak yeni mekanizmalara ihtiyaç duyulduğu vurgulanıyor. Analiz, kararın tarih tarafından mahkemeyi nasıl dönüştürdüğüyle hatırlanacağını belirtiyor.