İngiltere’nin işgal altındaki Batı Şeria’daki İsrail yerleşimleriyle ticaret ve iş ilişkilerini yasaklama kararı, uluslararası hukuk uzmanı Dr. Shahd Hammouri ile Sussex Üniversitesi Emeritüs Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Profesörü Martin Shaw tarafından değerlendirildi.
Kent Üniversitesi Hukuk Fakültesinden Hammouri, İsrail yerleşimlerinin kuruluşlarından itibaren hukuka aykırı olduğunu söyledi. Devletlerin bu yerleşimlerle ticaret yapmama yükümlülüğünün "tanımama" ilkesine dayandığını belirten Hammouri, bölgede faaliyet gösteren İsrailli şirketlerin su ve toprak kaynaklarını kullandığını ifade etti.
Hammouri’ye göre yerleşimlerin genişlemesi, Filistinlilerin ekonomik gelişimini sınırlayan eşitsiz bir sistem oluşturdu. İngiltere’nin yerleşimlerle ticaret yapmama yükümlülüğünün uzun zaman önce ortaya çıktığını belirten Hammouri, yasağın ancak şimdi uygulanmasını eleştirdi.
Kararı asgari düzeyde bir adım olarak nitelendiren Hammouri, İngiltere’nin İsrail’e karşı ekonomik caydırıcılık oluşturacak önlemler almadığını savundu. Kapsamlı bir ticaret yasağının yalnızca yerleşim ürünlerini değil, silah, enerji ve mali altyapıyı da içermesi gerektiğini söyledi.
Hammouri, söz konusu yükümlülüğün Uluslararası Adalet Divanının İsrail’in Batı Şeria ve Gazze’deki varlığını hukuka aykırı bulan kararı ile soykırımı önleme yükümlülüğünden kaynaklandığını belirtti. Birleşmiş Milletler Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese’nin üçüncü devletlerin sorumluluğuna ilişkin raporunda da birçok devletin yükümlülüklerini yerine getirmediğinin belirtildiğini aktardı.
Filistinlilerin İsrail’in ihlalleri nedeniyle İngiliz mahkemelerinde tazminat talep ettiğini kaydeden Hammouri, bu davaların siyasi isteksizlik ve hukuki yolların sınırlılığı nedeniyle ilerlemekte zorlandığını söyledi.
Hammouri ayrıca, İngiltere’de Gazze’deki işgal ve saldırılara karşı düzenlenen gösterilerin bir milyondan fazla kişinin katılımıyla sürdüğünü belirtti. Hükümetin kararının politika değişikliğinden çok kamuoyuna ve seçmenlere yönelik bir adım niteliği taşıdığını savunan Hammouri, İsrail’in İngiliz yetkililere yönelik kamuoyu önündeki tehditlerinin İngiliz vatandaşları açısından endişe verici olduğunu ifade etti.
Londra’nın İsrail politikası
Martin Shaw, Uluslararası Adalet Divanının 2024’te verdiği kararla İsrail’in Batı Şeria, Doğu Kudüs ve Gazze’deki işgalinin hukuka aykırı olduğunun teyit edildiğini söyledi. İngiltere’nin bu kararı kabul etmesinin iki yıldan fazla sürdüğünü belirten Shaw, kararın Gazze’de somut bir değişiklik oluşturmadığını ve Londra’nın İsrail’i Gazze’den çekilmeye zorlayacak adımlar atmadığını ifade etti.
İngiltere ile İsrail arasındaki stratejik ortaklığın devam ettiğini belirten Shaw, bu ilişkinin askeri ve ticari boyutları bulunduğunu söyledi. İngiltere’nin İsrail devleti veya hükümeti yerine yerleşimcileri ve onlarla iş yapan şirketleri hedef aldığını vurguladı.
Shaw, İngiltere’deki siyasi baskının hükümeti ileride daha fazla adım atmaya zorlayabileceğini savundu. Yeşiller Partisinin ve İşçi Partisinin sol kanadının Gazze konusunda hükümete yönelttiği eleştirilerin, yaklaşan genel seçim öncesinde siyasi sonuçlar doğurabileceğini söyledi.
İsrail’in 12 İngiliz milletvekiline uyguladığı giriş yasağının da büyük ölçüde sembolik olduğunu belirten Shaw, söz konusu milletvekillerinin Yeşiller Partisi, İşçi Partisinin sol kanadı ve bağımsız siyasetçilerden oluştuğunu kaydetti.
İngiltere’ye yönelik karşı adımlar
İngiltere, Fransa ve Kanada’nın öncülüğünde 12 ülke, işgal altındaki Batı Şeria’daki İsrail yerleşimleriyle ticareti ve iş ilişkilerini yasaklamaya yönelik adım attı. Londra yönetimi, İsrail’in Batı Şeria’daki E1 yerleşimi için ihale yayımlamasının iki devletli çözüm ihtimalini zedelediğini belirtti.
Kararın ardından İngiltere ile İsrail arasındaki gerilim yükseldi. Tel Aviv yönetimi, işgal altındaki Doğu Kudüs’te bulunan İngiltere Başkonsolosluğunu kapatma da dahil olmak üzere bir dizi karşı adım attı.