Yemen hükümeti, Husilerin kontrolündeki bölgelerde devlet otoritesini yeniden kurmayı amaçlayan Yemen Şafağı operasyonunun başkent Sana’ya kadar ilerleyerek devlet kurumlarını yeniden tesis etmeyi hedeflediğini açıkladı. Operasyonla silahların yanı sıra savaş ve barış kararlarının da devletin kontrolünde toplanacağı belirtildi.
Yemen’in Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Abdullah es-Saadi, bu açıklamayı Yemen’deki durumun ele alındığı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin açık oturumunda yaptı. Hükümet, operasyonun başlatılmasını Cumhurbaşkanlığı Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi’nin vatandaşları koruma ve ülkenin egemenliğini muhafaza etme yönündeki anayasal ve hukuki sorumluluklarıyla ilişkilendirdi.
Sana’ya kadar devlet kontrolü hedefleniyor
Hükümet, Yemen Şafağı operasyonunu devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve Husilerin kontrolünün sona erdirilmesi bakımından "yeni bir aşama" olarak tanımladı. Açıklamada, Husilerin elindeki bölgelerde kontrolün yeniden sağlanması ve Sana’ya ulaşılması hedefinin öne çıktığı kaydedildi.
Operasyonun herhangi bir bölge, il, mezhep veya toplumsal kesimin sakinlerine karşı yürütülen bir savaş olmadığı vurgulandı. Yemen hükümeti, silahlar ile savaş ve barış kararlarının devletin denetiminde toplanacağını, uluslararası insancıl hukuka uyulacağını ve sivillerle sivil tesislerin korunacağını bildirdi.

Askeri tırmanışın insani etkisi
Yemen hükümetinin operasyonu, Nisan 2022’de başlayan ateşkesin ardından yaşanan görece sakin dönemin son bulmasının ardından, Temmuz 2026’da başlayan askeri gerilim sürerken başlattığı belirtildi. Hükümet bu gerilimi, uzun süren sükunet döneminden sonraki en geniş çaplı tırmanış olarak nitelendirdi.
Es-Saadi, son tırmanıştan Husileri sorumlu tuttu. Husilerin silahlanma, askeri yığınak ve silah altına alma faaliyetlerini artırdığını söyleyen Es-Saadi, grubun Yemen içindeki ve Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını genişlettiğini, ticari gemileri tehdit ettiğini ve Taiz, Muha ile Babu’l Mendeb’de askeri kazanım elde etmeye çalıştığını ileri sürdü.
Yemen hükümetinin tahminine göre bu tırmanış ülke içinde yaklaşık 200 bin kişinin yerinden edilmesine, yaklaşık 3 bin kişinin ise Cibuti’ye geçmesine yol açtı. Es-Saadi ayrıca Husileri çocukları silah altına almaya devam etmek ve sivil tesisleri hedef almakla suçladı.
Kızıldeniz’de deniz taşımacılığına ilişkin uyarı
Es-Saadi, Husilerin oluşturduğu tehdidin artık yalnızca Yemen sınırları içinde tutulabilecek bir mesele olmadığını söyledi. Kızıldeniz’deki deniz taşımacılığı ile Babu’l Mendeb Boğazı’na yönelik tehditlerin bölgesel ve uluslararası sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.

Yemen hükümeti, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinden kararlarını uygulamasını ve silah, askeri teknoloji, askeri malzeme ile çift kullanımlı bileşenlerin Husilere ulaşmasını önlemek için "pratik ve kararlı" adımlar atmasını istedi. Hükümet ayrıca finansman ve kaçakçılık ağlarının sınırlandırılmasını, grubu destekleyen tarafların hesap vermesini ve bu ağlara karşı Yemen hükümetiyle işbirliğinin güçlendirilmesini talep etti.
Açıklamada İran, Husilere destek verdiği öne sürülen başlıca taraf olarak gösterildi. Yemen hükümeti, Birleşmiş Milletler öncülüğündeki barış çabalarına desteğini yineledi; ancak kalıcı barış için devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve devlet kontrolünün ülkenin tamamında sağlanması gerektiğini belirtti.
2216 sayılı karar ve Yemen savaşı
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 2015 tarihli 2216 sayılı kararı, Yemen’de şiddetin sona erdirilmesini ve anayasal meşruiyetin yeniden desteklenmesini öngörüyor. Karar kapsamında Husilere silah tedarikine yönelik ambargo da uygulanıyor.
Yemen’de savaş, Husilerin Eylül 2014’te Sana’nın ve bazı illerin kontrolünü ele geçirmesinin ardından başladı. Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap koalisyonu ise Mart 2015’te Yemen hükümetini desteklemek amacıyla müdahalede bulundu.