Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Katar merkezli El Cezire televizyonuna yaptığı açıklamalarda, Beşşar Esed rejiminin devrilmesinin bölgesel bir dönüm noktası olduğunu vurguladı. Şara, bu değişimin sadece Suriye halkı için değil, tüm İslam coğrafyası için kaçınılmaz bir gereklilik olduğunu ifade etti.
Suriye'nin bölgenin temel unsuru olduğunu belirten Şara, Esed rejiminin halka karşı işlediği suçlar nedeniyle yıkılacağından emin olduğunu söyledi. "Eski rejimin kaldırılması sadece Suriye için değil, tüm bölge için gerekliydi" diyen Şara, askeri mücadeleye odaklanırken aynı zamanda inşa sürecine de hazırlandıklarını kaydetti.
Ahmed Şara liderliğindeki Suriyeli muhalifler, 8 Aralık 2024'te 2000 yılından beri iktidarda olan Beşşar Esed rejimini devirmişti. Şara, bu süreçte hiçbir dış destek almadıklarının altını çizerek, deneyimlerden faydalandığını ve rejimi devirmek için Şam'ın içinden çalışmaya başladığını anlattı.
Suriye'nin kuzeybatısındaki İdlib'de dengeli bir ekonomik ortam oluşturduklarını söyleyen Şara, "Kuşatma altında ve büyük baskı altında olduğumuz bir bölgede bulunmamıza rağmen, aynı anda hem savaş hem de inşa ve ekonomi hakkını verdim" dedi.
İdlib ve kurtarılmış bölgelerdeki çalışmalarını medya aracılığıyla dünyaya aktardıklarını belirten Şara, "Eski rejimi İdlib'de yaşam standardında bile geride bıraktık. İnşa araçları ve kurum yönetimi konusunda eğitim aldık; bir şura meclisimiz, üniversitelerimiz, medya kuruluşlarımız vardı. Büyük bir sanayi şehri, konut alanları, alışveriş merkezleri ve yollar inşa ettik" ifadelerini kullandı.
Kişisel hayatına da değinen Şara, Suriye'nin güneybatısındaki Golan'a aidiyetinin aile içindeki söylemle şekillendiğini söyledi. Arap milliyetçisi söylemden etkilendiğini, bunun İslami söylemle ortak noktaları olduğunu belirten Şara, "İslam ile içine fikirlerin ve içtihatların girdiği İslami deneyimleri birbirinden ayırıyoruz" dedi.
Yaşadığı çevrenin, politikaları ve baskıcı uygulamaları nedeniyle "yıkılmış rejimi" reddettiğini aktaran Şara, sözlerini şöyle tamamladı: "İnsanlığın buradan (Suriye) başladığına inanıyorum. Şam'ın karşısında durduğumuzda, insanlık medeniyetinin karşısında duruyoruz."