İdlib'deki Ebu Zuhur Hava Üssü'nün hedef alındığı saldırı, Suriye sahasında Türkiye ile İsrail arasındaki güvenlik gerilimini yeniden gündeme getirdi. İbn Haldun Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Ömer Behram Özdemir, saldırının arka planını ve Ankara'nın Suriye politikasındaki olası konumunu analiz etti.
Özdemir'in değerlendirmesine göre saldırı sırasında tadilat ve yeniden yapılanma sürecine girmeyen üs boş durumdaydı. Bu nedenle can kaybı ve büyük çaplı maddi hasar ihtimalinin sınırlı kaldığı belirtildi.
Ebu Zuhur'un Suriye sahasındaki konumu
Türkiye sınırına 70 kilometre mesafedeki Ebu Zuhur Hava Üssü, Suriye iç savaşı boyunca Esed rejimi ile muhalifler arasındaki hakimiyet mücadelesinin önemli merkezleri arasında yer aldı. Üssün pistleri, konumu ve geniş arazisi, burayı Kuzey Suriye'nin önemli hava üslerinden biri haline getirme potansiyeli taşıyor.
Özdemir, Suriye'de yeni dönemde kapasitesi artırılarak yeniden işletilmesi planlanan üsse, Ankara ile Şam arasındaki güvenlik mutabakatı çerçevesinde Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarının konuşlandırılmasının beklendiğini yazdı. İsrail'in 2025'te, Türk Silahlı Kuvvetlerinin konuşlanmasının beklendiği Humus'taki T4 Üssü'nü de hava saldırılarıyla hedef aldığı aktarıldı.
Türk heyeti iddiasına resmi yanıt
Saldırı sonrasında bazı uluslararası medya kuruluşları, olaydan birkaç saat önce bir Türk askeri heyetinin üs bölgesi ve çevresinde bulunduğunu iddia etti. Milli Savunma Bakanlığı bu iddiayı yalanladı; ayrıca İsrail'in hem bölgedeki hem de Suriye'nin istikrarını ilgilendiren eylemlerine son vermesi gerektiğini bildirdi.
Özdemir, İsrail yönetiminin Türkiye'nin Suriye'deki siyasi ve askeri varlığını tehdit olarak gördüğünü savundu. Değerlendirmede, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun son iki yıl içindeki ABD ziyaretlerinde Türkiye'nin Suriye'deki nüfuzunun gündeme geldiği ileri sürüldü.
Washington ile Tel Aviv arasındaki Suriye mesajları
Netanyahu'nun son ABD ziyaretine ilişkin değerlendirmede, Türkiye'nin Suriye'de İsrail'den daha geniş bir alanda faaliyet gösterdiğini öne sürdüğü iddia edildi. ABD Başkanı Donald Trump'ın ise Türkiye'nin Suriye'deki varlığının İsrail'in aksine resmi davete dayandığını söylediği aktarıldı.
Özdemir, saldırının ABD Büyükelçisi Tom Barrack'ın İstanbul'da Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani ile görüşmesinden ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Suriye'yi ziyaret edeceğine ilişkin açıklamalardan sonra gerçekleşmesine dikkat çekti. Yazıda, bu gelişmelerin İsrail açısından Türkiye ve ABD'ye yönelik bir mesaj niteliği taşıyabileceği değerlendirildi.
Ankara için olası yol haritası
Özdemir'e göre saldırı, Türkiye ile İsrail arasında işlevsel bir çatışmayı önleme mekanizmasına duyulan ihtiyacı bir kez daha gösterdi. Türkiye'nin Suriye'de İsrail'i mümkün olduğunca ABD üzerinden dengelemeyi tercih edebileceği ve bu yaklaşımın Suriye'nin istikrarı ile yeniden inşa süreci bakımından daha etkili olacağı görüşü paylaşıldı.
Değerlendirmede, yeniden kurulan Suriye ordusu ile Türk Silahlı Kuvvetleri arasındaki askeri eğitim, istihbarat paylaşımı ve ortak tatbikatlar gibi işbirliklerinin Ankara'nın Suriye'deki etkisini artırabileceği savunuldu. Ebu Zuhur saldırısı gibi eylemlerin kısa vadede süreci aksatabileceği, ancak orta ve uzun vadede İsrail'in bölgedeki hedefleri bakımından olumsuz sonuçlar doğurabileceği öne sürüldü.
Özdemir ayrıca, Türkiye'nin bölgedeki siyasi ve askeri varlığının İsrail tarafından giderek daha fazla tehdit olarak görülebileceğini değerlendirdi. Türkiye merkezli söylemlerin İsrail'in iç ve dış siyasetinde daha fazla öne çıkabileceği, Kıbrıs ve Ege adaları üzerinden Yunanistan aracılığıyla dengeleme çabalarının da görünür hale gelebileceği ileri sürüldü.
Değerlendirmenin sonuç bölümünde Türkiye'nin çatışmadan uzak durma ve bölgedeki müttefiklerini güçlendirme politikasını sürdürmesi gerektiği savunuldu. Suriye'nin geleceği ve bölgesel istikrar için enerjinin çatışma yerine kurumsal inşa ile kalkınmaya yönlendirilmesi gerektiği belirtildi.