Tahran'da Temmuz 2026'da gerçekleştirilen "İran'ın Uyuşturucu ve Organize Suçlar Alanında Güvenlikleştirilmesi İkinci Yıllık Konferansı"nda, Afganistan'daki uyuşturucu üretim modelindeki değişimin İran'a karşı yeni bir tehdit oluşturduğu vurgulandı. CUDRAS Düşünce Kuruluşu tarafından organize edilen etkinlikte, Taliban sonrası dönemde yaşanan dönüşümün, İran'ı "narko-terörizm" suçlamalarıyla hedef alan bir projeye dönüştüğü ifade edildi.
CUDRAS Düşünce Kuruluşu Araştırma Başkan Yardımcısı Dr. Mansur Barati, Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC) raporlarındaki dil değişimine dikkat çekti. Barati, 2018 öncesinde İran'ın uyuşturucuyla mücadelede öncü olarak övüldüğünü, ancak sonraki dönemde "yetersiz denetim" ve "etkili mücadele eksikliği" gibi ifadelerin kullanılmaya başlandığını belirtti. Bu sürecin, İran'a karşı nükleer, füze, bölgesel politika ve insan hakları konularından sonra açılan "beşinci güvenlik dosyası" olduğunu öne sürdü.
Direniş Ekseni'ne yönelik psikolojik savaş
Konferansta konuşan Dr. Nevzar Şafii, Batılı güçlerin Direniş Ekseni'ni önce mutlak bir tehdit olarak konumlandırdığını, ardından askeri baskı ve ekonomik yaptırımların yanı sıra "narko-terörizm" suçlamasını da devreye soktuğunu ifade etti. Şafii, bu etiketin, Direniş gruplarının uluslararası meşruiyetini ortadan kaldırmayı ve güvenlik müdahalelerini haklı göstermeyi amaçladığını kaydetti.
Afganistan'da metamfetamin paradoksu
Dr. İbrahim Muttaki, Afganistan'ın küresel güvenlik düzeninde çelişkili bir konuma sahip olduğunu savundu. Dr. Şafii ise, Afganistan'da endüstriyel ölçekte kristal metamfetamin üretimine işaret eden raporlara karşın, bu üretim için gereken altyapı ve ekim alanına dair net kanıt bulunmadığını vurguladı. Metamfetamin yapımında kullanılan kimyasal öncüllerin çoğunlukla Avrupa ülkelerinden geldiğini, ancak suçlamaların bölge ülkelerine yöneltildiğini belirtti. Şafii, "Kimyasal öncülün menşei güvenlikten arındırılırken, bölgedeki varış ülkeleri suçlanıyor" dedi.
Taliban'ın siyasi manevrası ve İran'a kaydırılan suç
Dr. Barati, Taliban liderinin fetvası sonrası afyon ekim alanlarının ve üretiminin belirgin şekilde azaldığını, uydu görüntüleri ve UNODC raporlarının bunu doğruladığını aktardı. Ancak uzmanlar, bu adımın samimi bir mücadeleden çok, Taliban'a uluslararası tanınırlık ve mali yardım sağlamayı amaçlayan siyasi bir manevra olduğu yorumunu yaptı. Buna karşılık, efedra bitkisiyle meşrulaştırılan metamfetamin üretiminin ciddi biçimde arttığına dikkat çekildi.
Konferansta yapılan nihai uyarı, Taliban'ın afyon konusunda imajını düzeltirken, metamfetamin krizinin sorumlusu olarak İran'ın hedef alınmasıydı. Afganistan'daki üretim biçimi değişince, sorumluluğun Tahran'a atıldığı, uluslararası raporlarda İran'ın metamfetamin kaçakçılığıyla yeterince mücadele etmediği iddiasının öne çıktığı belirtildi. Uyuşturucu üretim laboratuvarlarının Afganistan'dan İran sınırlarına taşındığı yönündeki suçlamaların da bu süreci tamamladığı ifade edildi.
Toplantı sonucunda, uyuşturucu meselesinin artık salt bir kolluk sorunu değil, İran'a karşı yürütülen büyük bir siyasi-güvenlik projesi olduğu vurgulandı. Uzmanlar, Avrupa'dan gelen kimyasal öncüllere yönelik uluslararası sessizlik ile İran'a yönelik suçlamaların dengesizliğine dikkat çekti. Konferansta ayrıca, İran'ın "beşinci dosya" küresel bir konsensüse dönüşmeden önce aktif diplomasi ve medya aydınlatması ile bu tehdide karşı koyması gerektiği tavsiye edildi.