İran Meclis Başkanı Kalibaf, sosyal medya hesabında paylaştığı görüntülü konuşmada Hürmüz Boğazı’ndaki duruma ilişkin açıklamalarda bulundu. Kalibaf, boğazın tam kontrolünün İran silahlı kuvvetlerinde olduğunu söyledi.
Kalibaf, ABD’nin bazı gemileri Hürmüz Boğazı’ndan geçirmeye çalıştığını savunarak bu girişimlerin İran silahlı kuvvetlerinin müdahalesiyle karşılaştığını ileri sürdü. ABD’nin İran’a yönelik son saldırılarının, İran’ın boğazda güç kullanmasından kaynaklandığını öne süren Kalibaf, saldırılara ağır karşılık verdiklerini belirtti.
Güney güzergâhına geçiş olmayacak
ABD’nin gemilere Hürmüz Boğazı’ndan geçebilecekleri güvencesini verdiğini ancak bu gemilerin saldırıya uğradığını iddia eden Kalibaf, ABD’nin bir mutabakata aykırı şekilde boğazın güney güzergâhını kullanmaya çalıştığını savundu. Kalibaf, bu geçişlere izin vermeyeceklerini açıkladı.
Kalibaf, savaştan önce Hürmüz Boğazı’ndan günde en az 120 geminin geçtiğini belirterek bir veya iki geminin geçişinin savaş öncesi dönemle kıyaslanamayacağını söyledi.
İran’ın askeri kapasitesine ilişkin iddialar
Hürmüz Boğazı üzerindeki İran yönetiminin uluslararası hukukla çelişmediğini öne süren Kalibaf, son 15 ayda askeri alanda 10 yıllık ilerleme kaydettiklerini iddia etti.
Kalibaf, ateşkesin ardından farklı ülkelerdeki ABD üslerine yönelik saldırıların stratejik anlam taşıdığını söyledi. İran’ın füze kapasitesinin engellenemeyeceği mesajını verdiklerini ifade etti.
Deniz ablukasını savaş olarak niteledi
Deniz ablukasının askeri savaş anlamına geldiğini yineleyen Kalibaf, düşmanın hibrit savaş kapsamında İran içinde protestoları terör eylemleri ve kısa süreli askeri saldırılarla eş zamanlı başlatmayı hedeflediğini söyledi.
İran İslam Cumhuriyeti’nin politikasının, ülke lideri Mücteba Hamaney’in talimatı doğrultusunda mutabakat şartlarını yerine getirmek olduğunu belirten Kalibaf, İranlı siyasetçilere anlaşmazlıkları bir kenara bırakma çağrısı yaptı.
Toplumsal bütünlük, birbirimize tavsiye etmemiz gereken en önemli toplumsal iyiliktir. Gücümüzü ortaya koyarak mantığımızı düşmana kabul ettireceğiz ve hiçbir zaman askeri ya da siyasi olarak teslim olmayacağız.