İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, Lübnan'ın güneyindeki Hristiyan çoğunluklu köylerin İsrail'e katılmayı talep ettiği yönündeki iddiaları, bölgeden gelen sert tepkilerle karşılandı. Köy belediyeleri, ortak bir açıklama yayımlayarak bu iddiaların "asılsız" ve "gerçeği yansıtmadığını" duyurdu.
Netanyahu, pazar günü bir televizyon röportajında, Hristiyan köylerin kendilerini Hizbullah'ın "aşırılık yanlılarından" korumak için İsrail'e bağlanmayı istediğini öne sürmüştü. Ancak başta Kunin, Debel, Rmeiş, Ayn Ebel ve Kilya olmak üzere sınır hattındaki 15 köyün muhtarlıkları, bu sözlere derhal yalanlama getirdi.
Belediye başkanları ve rahiplerden güçlü ret
Kilya Belediye Başkanı Hanna Daher, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Bu ifadeler tümüyle reddedilmiştir ve gerçeklikle hiçbir ilgisi yoktur. Biz sadece Lübnan ordusuna güveniyoruz. Hiçbir şekilde Lübnan bayrağını başka bir bayrakla değiştirmeyiz. " dedi. Daher, Netanyahu'yu bu tür iddialarda bulunmaya cesaretlendiren şeyin, bölge halkına yönelik "hainlik" suçlamaları olduğunu savundu.
Kilya'daki Mar Circi Kilisesi Rahibi Antonios Eyd Ferah ise, "Kimliğimiz Lübnanlıdır, biz güneyin çocuklarıyız, fitneden uzak durup vatanımızda barış içinde yaşamak istiyoruz. " ifadelerini kullandı. Ferah, Lübnan'da istenen tek silahın "meşruiyet silahı" olduğunu, ancak bunun ayrılıkçılık anlamına gelmediğini vurguladı.
Rum Ortodoks cemaatine bağlı İbl el-Sakki Rahibi Grigorius Sallum da güney halkının devlet olarak Lübnan'a ve Lübnan ordusuna bağlı olduğunu, yabancı bir gücün dayatmasına asla boyun eğmeyeceklerini söyledi. Sallum, "Kimseden yardım istemiyoruz, hiçbir tarafa katılma arayışımız yok. " diye konuştu.
Sivil toplumdan psikolojik savaş uyarısı
"Norc" Derneği Başkanı Fuad Ebu Nadır, Netanyahu'nun söylemlerini İsrail'in Lübnan'a karşı yürüttüğü psikolojik savaşın bir parçası olarak değerlendirdi. Ebu Nadır, "Hristiyanlar Lübnan'a ve bu toprakların kimliğine bağlılar; geleceklerinin Lübnan'da olduğuna inanıyorlar. Başbakanın bu kötü niyetli çıkışı, belediye başkanlarının ortak bildirisiyle boşa çıkarıldı. " dedi.
Öte yandan Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri de yayımladığı mesajda, özellikle sınır köylerindeki belediye meclislerinin ve ruhani liderlerin tutumunu överek bunun "ulusal aidiyetin asaletini yansıttığını" belirtti. Berri, İsrail siyasetinin körüklediği "fitneci gündemlere" karşı uyarıda bulundu.
İnsani dram sürüyor
İsrail'in 2 Mart 2026'dan bu yana sürdürdüğü saldırılar, Lübnan Sağlık Bakanlığı'na göre 4 bin 304 kişinin ölümüne, 12 bin 203 kişinin yaralanmasına ve bir milyondan fazla insanın yerinden edilmesine yol açtı. Sınırdaki Hristiyan köyler, bombardıman ve işgal nedeniyle tarım arazilerine ulaşamıyor, hayvanlarını besleyemiyor.
Hanna Daher, "Üç yıldır trajedi yaşıyoruz. Biz barış istiyoruz, toprağımızda kalmak istiyoruz. Lübnan bayrağı altında kalacağız, başka bir bayrak kabul etmeyeceğiz. " diyerek uluslararası topluma ve Lübnan hükümetine güvenli geçiş koridoru çağrısı yaptı.
İsrail, ABD arabuluculuğunda 26 Haziran 2026'da imzalanan çerçeve anlaşmasına rağmen saldırılarını ve toprak ihlallerini sürdürüyor. Anlaşma, İsrail'in aşamalı olarak çekilmesini ve Lübnan ordusunun bölgede tam güvenlik sağlamasını öngörüyor, ancak Hizbullah'ın silahsızlandırılmasını da şart koşuyor. Hizbullah ise anlaşmayı "aşağılayıcı" bulduğunu ve kırmızı çizgilerin aşıldığını duyurmuştu.