İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, Gazze ve Batı Şeria’daki uygulamaları nedeniyle İsrail hükümetinin uluslararası alandaki dostlarını ve müttefiklerini yitirdiğini söyledi.
Miliband, eski bakan Rory Stewart ile eski Başbakan Tony Blair’in basın danışmanı Alastair Campbell’in hazırladığı The Rest is Politics podcastine konuk oldu. İngiltere’nin işgal altındaki Filistin topraklarındaki İsrail yerleşimleriyle ticareti yasaklama kararını savunan Miliband, bu adımı açıklarken "etnik temizlik" ve "savaş suçları" ifadelerini kullanmayı uzun süre düşündüğünü anlattı.
Kendisi gibi Yahudi olan Miliband, Nazi toplama kamplarında babasıyla birlikte 60 akrabasını kaybeden annesinin Filistin konusundaki düşüncelerinden etkilendiğini belirtti. Annesinin, Filistinlilerin yaşadıklarının yanlış olduğunu söylemesini isteyeceğini düşündüğünü ifade etti.
İngiltere’nin İsrail’le ilişkilerini güçlendirmek istediğini söyleyen Miliband, buna rağmen hedeflerinin işgalin yasa dışı olduğunu göstermek olduğunu kaydetti. İsrail yerleşimleriyle ticarete yönelik yaptırımların kesin olarak sonuç vereceğini söyleyemeyeceğini belirten Miliband, uluslararası ortakların da benzer adımlar atması halinde kararın başarılı olabileceğini dile getirdi.
Gazze’deki insani durum için çağrı
Gazze’deki insani durumu "tarif edilemez derecede korkunç" sözleriyle nitelendiren Miliband, sözde çift kullanımlı malların silah yapımında kullanılabileceği gerekçesiyle uygulanan kısıtlamaların tamamen masum ürünlerin bölgeye girişini de engellediğini söyledi. Bu uygulamanın kasıtlı bir stratejiye benzediğini savunan Miliband, gelecek hafta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda Ürdün’le birlikte Gazze’deki sağlık ve insani duruma dikkat çekmek üzere konferans düzenleyeceklerini açıkladı.
Gazze için daha fazlasını yapamamanın kendisinde hayal kırıklığı oluşturduğunu belirten Miliband, bölgeye yardım ulaştırma imkânı oluşturmak amacıyla insani yardım hareketi başlattıklarını söyledi. Miliband, uluslararası insancıl hukuk ihlalleri nedeniyle yaptırım uyguladıklarını da ifade etti.
İsrail’in Gazze’yi büyük ölçüde kontrol ettiğini ve 20 maddelik barış planının uygulanmadığını söyleyen Miliband, bölgedeki durumun korkunç olduğunu dile getirdi. İsrailli yetkililerin açıklamalarının yalnızca silahlı grupları hedef almadığını, Gazze halkını yerinden etme mesajı da taşıdığını savunan Miliband, 7 Ekim 2023 sonrasında Gazze’de yaşananların hiçbir gerekçeyle meşrulaştırılamayacağını belirtti.
Miliband ayrıca, Gazze’de ilan edilen ateşkesin ardından 1.200 Filistinlinin öldürüldüğünü söyledi.
İki devletli çözüm vurgusu
İsrail’de gelecek ay yapılması planlanan seçimler öncesinde İsrail halkına mesaj vermek istediklerini belirten Miliband, uluslararası toplumun işgal sürdüğü sürece sessiz kalmayacağını söyledi. Yerleşimci şiddeti ve terörizmiyle iki devletli çözümü ortadan kaldırma girişimlerine karşı geri adım atmayacaklarını kaydetti.
İsrail’in güvenliğinin iki devletli çözümden geçtiğini savunan Miliband, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ülkeyi daha güvenli değil, daha güvensiz hale getirdiğini ileri sürdü. İki devletli çözüm olmadan Orta Doğu’da istikrar sağlanamayacağını belirten Miliband, Gazze ve Batı Şeria’daki gelişmelerin dünya genelinde rahatsızlık oluşturduğunu ifade etti.
Miliband, "İsrail hükümeti dostlarını kaybediyor. Müttefik kazanmıyor, müttefiklerini kaybediyor" dedi.
ABD ve Hürmüz Boğazı açıklaması
ABD ile son dönemde yaşanan gerilimli ilişkilere de değinen Miliband, ABD ile ittifakın önemini koruduğunu söyledi. Avrupa Birliği ve orta ölçekli ülkelerle ilişkilerin de İngiltere açısından önem taşıdığını belirtti.
Hürmüz Boğazı’nın açılmasını öncelikli diplomatik hedef olarak nitelendiren Miliband, İngiltere’nin hayat pahalılığıyla mücadele etmesi gerektiğini ifade etti. Hayat pahalılığının en büyük nedenlerinden birinin Hürmüz Boğazı’nın kapalı olması olduğunu savundu.
İngiltere, 8 Eylül’de 11 ülkeyle birlikte işgal altındaki Filistin topraklarındaki İsrail yerleşimleriyle ticareti yasaklama kararı almıştı.