İngiliz ortopedi cerrahı Abbas Khan'ın kız kardeşi Sarah Khan, yaklaşık 13 yıl sonra Suriye'nin başkenti Şam'a dönerek kardeşinin gözaltında ölümünün aydınlatılmasını ve sorumluların adalet önüne çıkarılmasını istedi. Khan ailesi, ölümün koşullarının açıklanmasını ve yaşananların hesabının sorulmasını talep ediyor.
31 yaşındaki Abbas Khan, yaralılara tıbbi yardım sunmak için Kasım 2012'de Suriye'ye gitti. Sarah Khan, Halep'te doktor açığı bulunduğunu ve bombardımanlar nedeniyle çok sayıda hastanenin çalışamadığını belirterek kardeşinin sahra sağlık merkezlerinde gönüllü görev yaptığını söyledi.

Gözaltıdan Adra Cezaevi'ne
Sarah Khan'ın anlatımına göre Abbas, 22 Kasım 2012'de ülkeye vardıktan birkaç gün sonra eski rejime bağlı güçlerce bir güvenlik kontrol noktasında gözaltına alındı. Daha sonra Şam'a götürülen Khan'ın yaklaşık dokuz ay boyunca darp, işkence ve kötü muameleye maruz kaldığını söyledi.
Aile, bu süreçte Abbas'ın nerede tutulduğunu uzun süre öğrenemedi. Annesi oğlunu bulabilmek için Beyrut'a gitti ve Temmuz 2013'te Şam'a ulaştı. Bakanlıklarda, mahkemelerde ve cezaevlerinde yaklaşık üç hafta arama yapan anne, Abbas'ın istihbarata bağlı Filistin Şubesi olarak bilinen yerde tutulduğunu öğrendi.
Abbas Khan daha sonra Şam kırsalındaki Adra Cezaevi'ne nakledildi. Sarah Khan, annesinin Arapça bilmeden ve kentte tanıdığı kimse olmadan cezaevi kapılarını çaldığını, karşılaştığı herkese oğlunu sorduğunu ve burada Abbas'ın gördüğü muameleyi öğrendiğini aktardı.
Tahliye sözü ve ölüm haberi
Ağustos ile Aralık 2013 arasında yetkililer aileye Abbas Khan'ın serbest bırakılacağı yönünde defalarca söz verdi. İngiliz parlamento üyelerinden oluşan bir heyetin onu ülkesine götürmesi planlandı; heyet seyahat ve konaklama hazırlıklarını tamamladı ancak gerekli onayın çıkmasını bekledi.
12 Aralık 2013 akşamı istihbarat görevlileri Abbas'ı Adra Cezaevi'nden bilinmeyen bir yere götürdü. Aile, nakil haberini ertesi gün başka bir tutuklunun eşinden aldı. 16 Aralık'ta anneye oğlunu teslim almak için hazırlanması söylendi, ancak götürüldüğü binada Abbas'ı bulamadı. Bir görevli, Abbas'ın aynı sabah hayatını kaybettiğini kendisine bildirdi.
Yetkililer aileye Khan'ın intihar ettiğini söyledi. Aile ise bu açıklamaya şüpheyle yaklaşarak ölümün gerçek koşullarının ortaya çıkarılmasını istedi.
İngiliz soruşturmasının bulgusu
İngiliz hükümeti, 27 Ekim 2014'te Abbas Khan'ın ölümüyle ilgili yargı soruşturmasını yürüten jüri heyetinin doktorun hukuka aykırı şekilde öldürüldüğü sonucuna vardığını açıkladı. Bu sonuç, eski Suriye rejiminin ölümün intihar olduğu yönündeki açıklamasıyla çelişti.
Dönemin İngiltere Orta Doğu Bakanı Tobias Ellwood, resmi açıklamasında Khan'ın gözaltında gördüğü muamelenin kabul edilemez olduğunu söyledi. İngiltere Dışişleri Bakanlığının konsolosluk erişimi ve gözaltı koşullarının incelenmesi için defalarca talepte bulunduğunu, ancak eski Suriye rejiminin bu talepleri karşılamadığını belirtti.
Ellwood, ailenin gerçeği öğrenme hakkı bulunduğunu ve ölümden sorumlu kişilerin adalet önüne çıkarılması gerektiğini ifade etti. Bununla birlikte soruşturmanın sonucu, belirli bir kişi hakkında suç veya mahkûmiyet kararı içermedi.
Ailenin yanıt aradığı sorular
Sarah Khan, ailesinin Abbas'ın gözaltındayken ölümünün nasıl gerçekleştiğini ve sorumluların kim olduğunu hâlâ öğrenmeye çalıştığını söyledi. Kardeşinin neden serbest bırakılacağına dair söz verildiğini, neden işkence gördüğünü ve ölümünden kimin sorumlu olduğunu bilmek istediklerini belirtti.
Khan, Suriye cezaevlerinde işkence ve kötü muameleye ilişkin sonradan ortaya çıkan bilgiler ile toplu mezarlar ve ihlal mağdurlarına ait fotoğrafların ailenin gerçeği öğrenme kararlılığını güçlendirdiğini ifade etti. Annesinin Şam'da yaşadıklarının etkisinden kurtulamadığını, adalet arayışlarının onun uğradığı mağduriyetin tanınmasını da kapsadığını söyledi.
Cezaevinden gelen mektuplar
Sarah Khan, Abbas'ın Adra Cezaevi'nde tutulduğu sırada ailesine uzun mektuplar gönderdiğini anlattı. Annesi haftalık ziyaretlerde bu mektupları aileye ulaştırırken Abbas çocukları, eşi, kardeşlerinin çocukları, onların eğitimleri ve ailedeki gelişmeler hakkında sorular soruyordu.
Khan, kardeşinin yaşadıklarına rağmen mizah duygusunu ve umudunu koruduğunu, diğer tutuklulara İngilizce öğrettiğini, kitap okuduğunu ve günlük tuttuğunu söyledi. Annesinin ona kalem, kâğıt ve tıp kitapları götürdüğünü, Abbas'ın da evine döneceğine inandığını aktardı.
Şam ziyareti ve adalet beklentisi
Sarah Khan, Şam'a dönme kararının kolay olmadığını ve kentle ilgili anılarının Abbas'ın yaşadığı acıyla annesinin mücadelesine bağlı bulunduğunu belirtti. Abbas'ın ölümünden sonra cenazesinin, adı açıklanmayan uluslararası bir insani yardım kuruluşunun desteğiyle Beyrut'a götürüldüğünü söyledi. Diğer kardeşlerinin cenazeyi teşhis ettiğini, İngiliz büyükelçiliğinin de naaşın Londra'ya nakledilmesine yardımcı olduğunu aktardı.

Sarah Khan, Abbas'ın Suriye'ye savaşta yaralananlara tıbbi yardım sağlamak için gittiğini vurguladı. Kardeşinin sahip olduğu tıbbi becerilerle ihtiyaç duyan insanların hayatını kurtarabileceğine inandığını ve Suriye'ye gitmesindeki tek motivasyonun insani nedenler olduğunu söyledi.
Sarah Khan'ın Şam ziyareti, Suriye'de eski rejim dönemindeki ağır ihlallerin araştırılması ve sorumluların hesap vermesi amacıyla yürütülen geçiş dönemi adaleti süreciyle aynı döneme denk geldi. 17 Mayıs 2025'te ulusal geçiş dönemi adaleti kurulunun oluşturulmasına ilişkin kararname çıkarıldığı bildirildi. Kurul, eski yönetim dönemindeki ağır ihlallerle ilgili gerçeği ortaya çıkarmak, sorumluları hesap vermeye çağırmak ve mağdurların zararlarını gidermekle görevlendirildi.
Sarah Khan, ailesinin yeni Suriye makamlarının Abbas'ın ölümünü aydınlatmak ve sorumluları hesap vermeye çağırmak için iş birliği yapmasını umduğunu söyledi. Talebin yalnızca Abbas'ın ölümünün gerçek koşullarını öğrenmekle sınırlı olmadığını, annesinin yaşadıklarının da tanınmasını kapsadığını belirtti.