Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW), Suriye'nin örgüt içindeki tam üyelik haklarını yeniden tanıdı. Karar, Suriye'nin kimyasal silah dosyasında yeni dönemde kaydettiği işbirliği ve atılan somut adımlar sonucu alındı.
Suriye Dışişleri Bakanlığı, OPCW'nin bu kararını memnuniyetle karşıladığını açıkladı. Bakanlık yaptığı açıklamada, "Bu karar, uluslararası toplumun Suriye'nin geçirdiği dönüşüme ve kurumlarının yükümlülüklerini yerine getirme çabalarına duyduğu güveni yansıtıyor" ifadelerini kullandı. Açıklamada, 67 üye ülkenin desteğini alan kararın "Suriye'nin örgüt içindeki tam rolünü geri kazanmasına yönelik geniş bir desteği somutlaştırdığı" vurgulandı.
Kimyasal silah geçmişi ve hakların askıya alınması
Suriye, 13 Eylül 2013'te ABD ve Rusya'nın baskısıyla OPCW'ye katılmış ve zehirli madde stoklarını açıklamayı ve imha etmeyi kabul etmişti. Bu adım, Washington ve müttefiklerinin Esad rejimine yönelik hava saldırısı tehdidini savuşturmayı amaçlıyordu.
Saldırı tehdidi, rejimin 21 Ağustos 2013'te Doğu Guta ve Muaddamiyetü'ş-Şam'da gerçekleştirdiği ve 1400'den fazla sivilin ölümüne yol açan büyük kimyasal katliamın ardından gelmişti. Aynı ay BM Güvenlik Konseyi, Suriye'nin kimyasal silahlarına ilişkin 2118 sayılı kararı kabul etti. OPCW ve BM ortak denetim misyonu, rejimin beyan ettiği kimyasal silah stoklarının imha edilmesinin ardından 19 Ağustos 2014'te görevini tamamladı.
Ancak imhanın yalnızca Esad rejiminin bildirdiği sahalarla sınırlı kaldığı sonradan ortaya çıktı. Rejim güçleri Halep, Han Şeyhun ve Duma gibi kentlerde klor ve sarin gazıyla çok sayıda saldırı düzenledi. OPCW, Mart 2017'de Hama kırsalındaki Latamne ve Şubat 2018'de İdlib'deki Serakib'de kimyasal silah kullanıldığını tespit etti. Bunun üzerine 21 Nisan 2021'de üye devletler Suriye'nin bazı üyelik haklarını askıya aldı.
Yeni yönetimle başlayan işbirliği süreci
Aralık 2024'te Esad rejiminin devrilmesi, yeni Suriye yönetiminin OPCW ile ilişkilerini şeffaf bir temelde yeniden kurmasının yolunu açtı. Şubat 2025'te Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera ve Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani, OPCW Genel Direktörü Fernando Arias başkanlığındaki bir heyeti Şam'da ağırladı. Bu, Esad'ın devrilmesinden sonra Arias'ın Şam'a yaptığı ilk resmi ziyaretti.
Arias, Şam'daki temasların "Suriye kimyasal silah dosyasının nihai olarak kapatılmasına zemin hazırladığını" belirterek ziyareti "yeni bir başlangıç" olarak niteledi. Mart 2025'te Şeybani, Lahey'deki OPCW merkezini ziyaret ederek Yürütme Konseyi'ne hitap etti ve Suriye'nin sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini kabul etti.
Genel Direktör'ün Şam ziyaretinden bu yana OPCW teknik sekretaryası, şüpheli sahalara yapılan ziyaretler, numune alma, mülakatlar ve Suriye'nin kimyasal silah programına ilişkin belge toplama çalışmalarını içeren raporlar yayımladı. Kasım 2025'te Suriye, Lahey'deki daimi temsilciliğini yeniden faaliyete geçirdi ve Dışişleri Bakanlığı Muhammed Kettub'u daimi temsilci olarak atadı.
Batılı ülkelerden övgü
ABD'nin Suriye ve Irak Özel Başkanlık Temsilcisi Thomas Brack, Suriye'yi OPCW'deki haklarını geri kazanmasından dolayı tebrik etti. Brack, X platformundaki paylaşımında bu önemli aşamanın "Suriye hükümetinin kaydettiği belirgin ilerlemeyi ve uluslararası toplumla sorumlu etkileşim taahhüdünü yansıttığını" belirtti.
Kanada'nın Suriye ve Lübnan Büyükelçisi Gregory Galligan da X'te yaptığı açıklamada, ülkesinin OPCW Yürütme Konseyi'nin kararını memnuniyetle karşıladığını söyledi. Galligan, "Kanada, ortak olarak, Suriye'nin kimyasal silah programının tamamen ve doğrulanabilir şekilde ortadan kaldırılması amacıyla örgütle yenilenen işbirliğine desteğini teyit eder" ifadelerini kullandı.
İngiltere'nin Suriye Özel Temsilciliği de X hesabından yaptığı paylaşımda Suriye'nin OPCW'deki hak ve ayrıcalıklarını geri kazanmasını memnuniyetle karşıladı.