Suriye Planlama ve İstatistik Kurumu, 2026 Genel Hane İhtiyaç Araştırması sonuçlarına göre ülkedeki ailelerin yüzde 8,8’inde en az bir engelli çocuk bulunduğunu açıkladı. Araştırma, çocuklarda en yaygın engel türlerinin işitme ve görme kaybı olduğunu ortaya koydu.
Resmî verilere göre işitme engeli ve görme engeli, çocuklar arasında her biri yüzde 13,7 oranıyla en sık görülen engel türleri oldu. Kurum, bu bulguların erken tespit ve rehabilitasyon programlarının güçlendirilmesi gerektiğini gösterdiğini vurguladı.
Bakım ve rehabilitasyon ihtiyacında açık sürüyor
Araştırma sonuçlarına göre engelli çocukların yüzde 71,7’si uzmanlaşmış rehabilitasyon ve sağlık hizmetlerine ulaşabildi. Buna karşın yüzde 28,3’lük kesimin temel destek ve bakım hizmetlerine acil ihtiyaç duyduğu belirtildi.
Veriler, sağlık hizmetlerine erişimde de farklılıklar bulunduğunu gösterdi. Ailelerin yüzde 71,9’u sağlık hizmetlerine 30 dakikayı aşmayan sürede ulaşabiliyor.
Ancak hanelerin yüzde 23’ü hizmete ulaşmak için yarım saat ile bir saat arasında yol kat ediyor, yüzde 5’i ise en yakın sağlık kuruluşuna ulaşmak için bir saatten fazla zaman harcıyor. Bu tablo, özellikle kırsal ve uzak bölgelerde erişim yükünün arttığına işaret ediyor.
Maliyet, en büyük engel olarak öne çıktı
Veri uzmanı Mohammad Tawfiq Nahlawi, yayımlanan rakamların yalnızca istatistiksel bir tablo sunmadığını, aynı zamanda sistemli müdahale ihtiyacına işaret ettiğini söyledi. Nahlawi, ağır işitme ve görme engellerinin yüzde 13,7’lik oranla listenin başında yer almasının, eğitim ortamlarının daha kapsayıcı hale getirilmesi gerektiğini gösterdiğini ifade etti.
Nahlawi’ye göre bakım açığının nedenleri arasında en büyük payı yüzde 52,6 ile maddi maliyet alıyor. Bunu yüzde 31,6 ile hizmet yetersizliği, yüzde 5,3 ile de uzaklık izliyor.
Uzman, bu verilerin hizmet noktaları ile ailelerin ihtiyaçlarını eşleştiren etkileşimli haritaların önemini artırdığını belirtti. Böylece hem erişimin kolaylaştırılabileceğini hem de maliyetlerin azaltılabileceğini söyledi.
Eğitimden gıda güvenliğine uzanan etki
Aynı veriler, engelli çocukların eğitim sürecinde karşılaştığı güçlüklerin de ekonomik ve coğrafi nedenlerle arttığını gösterdi. Nahlawi, okul terklerinin yüzde 27,3 oranında ekonomik faktörlerle, yüzde 5,6 oranında ise coğrafi faktörlerle bağlantılı olduğunu aktardı.
Bu çerçevede daha esnek eğitim modellerine ihtiyaç duyulduğu, böylece engelli çocukların eğitimlerini sürdürebilmesi ve ileride iş gücüne katılımının desteklenebileceği kaydedildi.
Uzman, engelliliğin hane gıda güvenliği üzerindeki etkisine de dikkat çekti. 2025 Hane Gıda Güvenliği Raporu’na atıf yapan Nahlawi, engelli birey bulunan ailelerde gıda güvencesine sahip hanelerin oranının yüzde 10,5’e düştüğünü, engelli birey bulunmayan hanelerde ise bu oranın yüzde 18,6 olduğunu söyledi.
Bu farkın, dar gelirli ailelerin gelirlerinin önemli bir bölümünü sağlık ve özel ihtiyaçlara ayırmak zorunda kalmasından kaynaklandığını belirtti. Nahlawi, sağlık ve sosyal verilerin birlikte değerlendirilmesinin, sosyal koruma programlarının daha doğru hedeflenmesini sağlayacağını ifade etti.
Kamu hizmetlerinde erişim ve iletişim standardı çağrısı
Araştırmada ailelerin yüzde 66,9’unun temel sağlık hizmeti için devlet kurumlarına başvurduğu da yer aldı. Nahlawi, işitme engelinin yüksek olduğu bir tabloda işaret dili gibi iletişim araçlarının eksikliğinin teşhis kalitesini ve hizmetin niteliğini etkileyen gerçek bir engel oluşturduğunu söyledi.
Bu nedenle kamu kurumlarında erişim ve iletişim standartlarının performans ölçütlerine dâhil edilmesi gerektiğini belirtti. Uzman, personelin işaret dili konusunda eğitilmesi ve hareket kısıtlılığı bulunan kişiler için altyapının uygun hale getirilmesinin, tüm gruplar için adil ve etkili hizmet erişimi sağlayacağını vurguladı.
Planlama ve İstatistik Kurumu da 2026 yılına ilişkin Hane Gıda Güvenliği Değerlendirmesi’nin 10’uncu aşamasının 27 Haziran’da başlayacağını duyurdu. Çalışmanın 35 gün süreceği, demografik, ekonomik ve sosyal özellikleri izleyen entegre veritabanları oluşturmayı amaçladığı belirtildi.
Kurum, vatandaşlardan saha ekipleriyle iş birliği yapmalarını ve istatistik formlarının doldurulmasına kolaylık sağlamalarını istedi. Açıklamada araştırmacıların kimlik kartı ve resmî görevlendirme belgeleri taşıdığı da kaydedildi.
Kuruma göre açık dijital formatta yayımlanan veriler, modern veri yönetiminin yerleşmesi açısından temel bir adım niteliği taşıyor. Bu yaklaşımın akademisyenler, karar vericiler ve sivil toplum için daha doğru analiz imkânı sunduğu, en kırılgan gruplar arasında yer alan engelli çocuklara yönelik koruma politikalarını güçlendirebileceği ifade edildi.