ABD Başkanı Donald Trump, Suudi Arabistan ile yapılan ve Riyad yönetimine uluslararası denetimler olmadan uranyum zenginleştirme hakkı tanıyan nükleer işbirliği anlaşmasını onayladı. Wall Street Journal'ın haberine göre, "123 Anlaşması" olarak bilinen düzenleme, nükleer silahların geliştirilmesini önlemek için tasarlanan kapsamlı Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA) denetimlerini şart koşmuyor.
Anlaşmanın Ekim 2025'te müzakere edilip sonuçlandırıldığı, ancak Trump'ın resmi onayını beklediği belirtiliyor. Reuters'ın haberine göre, Trump yönetiminin anlaşmayı önümüzdeki günlerde Kongre'nin incelemesine sunması bekleniyor. CNN'in aktardığına göre ise nihai onay 18 Temmuz 2026'da verildi.
IAEA'nın Ek Protokolü Yok
Düzenlemenin en dikkat çekici yönü, IAEA denetçilerine nükleer tesislere daha geniş erişim sağlayan ve beyan edilmemiş nükleer faaliyetlerin tespitini kolaylaştıran Ek Protokol'ü şart koşmaması. Bunun yerine, ABD ile Suudi Arabistan arasında ikili bir denetim mekanizması öngörülüyor.
Altın Standarttan Sapma
Bu adım, Washington'un sivil nükleer işbirliğinde uzun süredir izlediği "altın standart" politikasından temel bir sapma anlamına geliyor. CNN'in hatırlattığı üzere, Birleşik Arap Emirlikleri 2009 yılında ABD ile yaptığı nükleer anlaşmada uranyum zenginleştirme ve plütonyum yeniden işleme haklarından kalıcı olarak feragat etmişti.
Veliaht Prensin Açıklaması
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, 2018'de yaptığı bir açıklamada, İran'ın nükleer silah geliştirmesi halinde Suudi Arabistan'ın da aynı yola başvuracağını söylemişti. Uzmanlar, bu söylemin IAEA'nın Ek Protokol denetimlerinin eksikliğiyle birleştiğinde Riyad'a silah düzeyinde zenginleştirmeye giden gizli bir yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Bölgesel Yayılma Riski
Yayılma endişeleri Suudi Arabistan'ın kendi niyetleriyle sınırlı değil. Analistler, ABD'nin Suudi Arabistan'a standart güvenlik önlemleri olmadan bir nükleer anlaşma sağlamasının, Rusya ve Çin dahil diğer nükleer tedarikçi ülkelere kendi bölgesel müttefikleri için benzer düzenlemeler yapabilecekleri sinyalini vereceği konusunda uyarıyor. Bu durumun Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması'nı fiilen işlevsiz kılabileceği belirtiliyor.
Kongre Engeli
Anlaşmanın Kongre'ye sunulması, ABD yasaları gereği zorunlu bir inceleme sürecini başlatacak. Bu süreçte her iki partiden milletvekillerinin anlaşmayı engelleme yetkisi bulunuyor. The Jerusalem Post'un Çarşamba günkü haberinde, anlaşmanın güvenlik önlemlerinden yoksun olduğu ifade edildi.
İran Saldırılarıyla Aynı Gün
Trump'ın onayı, aynı gün ABD güçlerinin İran'ın nükleer programı ve ticari gemilere yönelik saldırıları nedeniyle İran'a karşı yedinci gece üst üste düzenlediği hava saldırılarıyla aynı ana denk geldi. Bu durum, Amerikan Ortadoğu politikasındaki çelişkiyi gözler önüne seriyor: Bir yandan Tahran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri gerekçe gösterilerek İran'a askeri harekat sürdürülürken, diğer yandan Washington'un İran'a herhangi bir nükleer anlaşma için ön koşul olarak dayattığı denetimleri şart koşmayan bir anlaşmayla Suudi Arabistan'a karşılaştırılabilir zenginleştirme hakları tanınıyor.
Ridvan Sezer | Editor-in-Chief