ABD Savunma İstihbarat Ajansı’nın (DIA) yayımladığı rapor, İran’ın ABD’nin “Destansı Öfke” (Epic Fury) operasyonu sırasında ABD’nin uzay operasyonlarını engellemek için elektronik savaşa başvurduğunu ve Küresel Konumlandırma Sistemi (GPS) sinyallerini karıştırdığını ortaya koydu. Axios’un perşembe günü aktardığına göre raporda, ABD’nin 28 Şubat’ta başlayan İran’a yönelik askeri harekâtında ülkenin önde gelen uzay tesisleri vurulmasına rağmen İran’ın hâlâ “yükselen” bir uzay gücü olduğu değerlendirildi.
Rapora göre İran, uydu tabanlı GPS’in performansını zayıflatabilecek çok sayıda karadan çalışan karıştırma sistemine sahip. Ajansın ekim ayının sonunda yayımlanan uzay güvenliği tehditleri raporunda bunlardan üçü “Nadzir”, “Fajr-3” ve “Zülfikar” olarak adlandırılıyor. Raporda ayrıca, haziran ayında çok sayıda kurumun Hürmüz Boğazı yakınlarında uçakları ve gemileri etkileyen navigasyon sistemi arızaları bildirdiği belirtiliyor. ABD Ulaştırma Bakanlığı da eylül ayında boğazda uydu tabanlı navigasyon sinyallerinde “önemli” parazit ve kesintiler yaşandığı uyarısında bulunmuştu.
Gemiler karada göründü
Körfez’de deniz ulaşımı, savaşın ilk saatlerinden bu yana bu sinyal karıştırma sorunuyla karşı karşıya. Denizcilik veri analizi şirketi Windward, ilk 24 saatte 1.100’den fazla geminin GPS sinyallerindeki parazitten etkilendiğini ve en az 21 yeni karıştırma bölgesi tespit edildiğini açıkladı. Takip sistemlerinde bazı gemiler Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki havalimanlarında, Barakah nükleer enerji santralinin üzerinde veya İran topraklarında görünürken, Katar açıklarında yükleme için bekleyen bir süper tanker aynı gün içinde altı farklı kara konumunda göründü.

MarineTraffic platformu 10 Mart’ta, Ras el-Hayme açıklarında başlayan bir konum sahteciliği örüntüsü tespit etti. Bu sahte sinyaller, gemiler söz konusu rotalarda ilerlememesine rağmen onları Hürmüz Boğazı’na doğru düz hatlar üzerinde seyrediyormuş gibi gösterdi. GCaptain’ın aktardığına göre, Ortak Denizcilik Bilgi Merkezi’nin (JMIC) sorumluluk alanında 24 saat içinde 600’den fazla navigasyon sistemi arızası kaydedildi. Kepler denizcilik verileri şirketinden Ana Subašić’e göre boğazın en dar noktası yaklaşık 33 kilometre genişliğinde; bu nedenle gemilerin konumlarını doğru belirlemesi çarpışma veya karaya oturma riskini önlemek açısından kritik önem taşıyor.
Sivil havacılık da etkileniyor
Sorun yalnızca gemilerle sınırlı değil. SkAI Data Services’ın kurucu ortağı Rafael Munchtain, Foreign Policy dergisine yaptığı açıklamada navigasyon sistemlerindeki parazitin “bazen yaşandığını, ancak şimdi neredeyse sürekli hale geldiğini” söyledi. Munchtain, pilotların uçuş öncesi brifinglerinde artık olası sinyal karıştırma konusunda uyarıldığını belirtti. Körfez’den kalkan ve bölgeye uçuşlarını yeniden başlatan bazı hava yolu şirketleri nedeniyle pilotlar uçaklarının konumunu manuel olarak kontrol etmek zorunda kalıyor; bu da iş yüklerini artırıyor. Uzmanlar, bölgedeki sinyal karıştırmanın tek bir aktörden kaynaklanmadığını, insansız hava araçlarını ve füzeleri uzaklaştırmak için birden fazla tarafın bu yönteme başvurduğunu ve bunun bedelini sivillerin ödediğini ifade ediyor.
Vuruşlara rağmen “yükselen” uzay gücü
ABD Merkez Komutanlığı Komutanı Amiral Brad Cooper, mart ayında ABD güçlerinin İran’ın “uzay komutanlığı”na denk gelen yapıyı vurduğunu ve ABD’nin İran karşısında “uzay üstünlüğü” sağladığını açıklamıştı. Ancak analistler bu değerlendirmeye şüpheyle yaklaşıyor. Amerikan Girişim Enstitüsü’nden Todd Harrison, Axios’a yaptığı açıklamada İran ABD’nin uzay kabiliyetlerini devre dışı bırakabildiği sürece Washington’ın İran karşısında üstünlüğe sahip olmadığını söyledi. Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nden Kari Bingen ise İran’ın ABD’nin uzayı kullanmasını zorlaştıran kabiliyetlere sahip olduğunu, ancak ülkenin uzay varlıklarının ABD, Çin ve hatta Rusya’yla karşılaştırıldığında son derece sınırlı kaldığını belirtti.

Amerikan Girişim Enstitüsü’nün verilerine göre İran’ın yaklaşık 12 aktif uydusu bulunuyor. ABD’nin aktif uydu sayısı ise bunun 1.000 katından fazla. Savunma İstihbarat Ajansı’na göre İran Savunma Bakanlığı, 2024’te Simurg roketinin ilk başarılı uçuşunda üç uyduyu alçak Dünya yörüngesine gönderdi. Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü’nün (IISS) ekim ayında yayımladığı uydu görüntüsü analizinde, ABD ve İsrail’in saldırıları sonucunda Sistan ve Belucistan eyaletindeki iki uzay roketi fırlatma sahasının zarar gördüğü ortaya kondu. Bu sahalardan biri İran Uzay Ajansı’na, diğeri ise Devrim Muhafızları’na ait.
Çin uyduları ve Rus roketleri
İran’ın programı dış destekten yararlanıyor. Pentagon’a sunulan ayrı bir rapora göre İran, karadaki hedefleri belirlemesine yardımcı olan bir Çin casus uydusu satın aldı. ABD Dışişleri Bakanlığı mayıs ayında, İran’a Orta Doğu’daki ABD güçlerine saldırılar düzenlemesini sağlayan uydu görüntüleri temin etmekle suçlanan üç Çin şirketine yaptırım uyguladı. Rusya ise 2022 ve 2024’te İran için iki uzaktan algılama uydusu fırlattı. Bunu 2025’te Rusya’nın desteğiyle gerçekleştirilen başka fırlatmalar izledi. Bunlardan biri, aralık ayında Vostoçni Üssü’nden Soyuz roketiyle İran’ın “Paya”, “Zafar-2” ve “Kowsar 1.5” adlı üç uydusunun fırlatılmasıydı.
Tahran ise aynı karıştırma silahına karşı kendisini güçlendirmeye çalışıyor. Ajans, İran’ın yönlendirme ve navigasyon sistemlerini siber saldırılara karşı daha dayanıklı hale getirmeye odaklandığını belirtiyor. İran İletişim Bakan Yardımcısı Ehsan Chetzaz, haziran 2025’teki savaşın ardından Çin’in BeiDou navigasyon sisteminin hassasiyetini övmüştü. Şinhua’nın aktardığına göre Chetzaz’ın açıklamalarının ardından SandboxAQ’dan Jack Hidary, CNBC’ye İran’ın bu sisteme erişebildiğine dair “kanıtlar” bulunduğunu söyledi. Bu erişim, İran’a füze saldırılarında ve hedef belirlemede daha yüksek hassasiyet sağlayabilir.
Kapak fotoğrafı: NASA (MODIS). Fotoğraflar: ABD Donanması, Tasnim Haber Ajansı