İsrail’de 27 Ekim’de yapılması planlanan genel seçimler yaklaşırken, ülkenin siyasi ve toplumsal gerilimlerine ilişkin CIA tarafından hazırlandığı öne sürülen gizli bir rapor gündeme geldi. Raporda, İsrail’in iç savaş veya siyasi çöküş riskiyle karşı karşıya olduğu iddia edildi.

Gazze, Lübnan ve İran’la yürütülen savaş yıllarının siyasi, ekonomik ve toplumsal bölünmeleri derinleştirdiği öne sürülen raporda, ekonomik baskılar, siyasi kutuplaşma ve zorunlu askerlik krizinin gerilimi artırdığı belirtildi.
Seçimler öncesi biriken baskılar
Ekonomik kriz ve artan askeri harcamaların yanı sıra üç yıl süren çatışmalardan dönen bazı askerlerin ağır psikolojik travmalar yaşaması da raporda iç krizin nedenleri arasında sıralandı.
İsrail’deki genel seçimler öncesi kamuoyu araştırmalarında muhalefet bloğunun önde olduğu, ancak hükümet kurabilecek çoğunluğa ulaşamadığı öne sürüldü.
Zorunlu askerlik ve Batı Şeria’daki şiddet
Raporda, zorunlu askerlik tartışmasının seküler ve dindar kesimler arasındaki ayrışmayı daha da derinleştirdiği ifade edildi. Haredi olarak adlandırılan Ultra-Ortodoks Yahudilerin askerlik hizmetinden muaf tutulmasının toplumda güçlü bir huzursuzluk kaynağı oluşturduğu iddia edildi.
İşgal altındaki Batı Şeria’da Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin tırmanan şiddetinin de ülkenin iç sorunlarını ağırlaştırdığı aktarıldı.
Netanyahu çevresindeki kriz ve dış yalnızlaşma iddiası
İsrail’deki iktidar mücadelesi nedeniyle Başbakan Binyamin Netanyahu’nun şahsı etrafında da ayrı bir siyasi kriz bulunduğu iddia edildi. Netanyahu’nun Aralık 2022’den bu yana İsrail tarihinin en sağcı hükümetine başkanlık ettiği belirtildi.
İsrail’in dış dünyada tecrit edildiği öne sürülen raporda, ABD’deki desteğin azalmasının ve ülkenin "yarı parya devlet" durumuna gelmesinin dağılma riskini artırabileceği uyarısına yer verildi.
Raporda ayrıca Netanyahu hakkında İsrail içinde hapis cezası gerektiren yolsuzluk suçlamaları bulunduğu ileri sürüldü. Netanyahu’nun, Gazze’de işlendiği öne sürülen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar nedeniyle 2024’ten bu yana Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından arandığı iddiası da aktarıldı.