İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Esmaeil Baqaei, Hürmüz Boğazı’nda güvenliğin yeniden sağlanması için Washington’ın İran’a yönelik askeri saldırıları, ekonomik yaptırımları ve deniz ablukasını durdurması gerektiğini açıkladı. Baqaei, sorumluluğun uzun süredir ABD’nin üzerinde olduğunu savundu.
İranlı sözcü, ABD’nin mutabakat kapsamındaki yükümlülüklerini ihlal ettiğini ve saldırıları başlatarak kendi taahhütlerini çiğnediğini ileri sürdü. İran’ın görüşlerinin ise mutabakat metnine dahil edildiğini söyledi.
Hürmüz’de geçici geçiş güzergâhı
İran ile Umman’ın Hürmüz Boğazı’nda geçici bir güvenli geçiş güzergâhı oluşturmak üzere yürüttüğü görüşmelerde "çok iyi ilerleme" kaydedildiğini belirten Baqaei, müzakerelerin son aşamaya geldiğini bildirdi.
Baqaei, mutabakatın önümüzdeki günlerde Uluslararası Denizcilik Örgütü’ne kaydedilmesini umduğunu söyledi. Üçüncü taraflara sürece müdahale etmeme çağrısı yapan İranlı sözcü, gerilimi düşürmeye yönelik bölgesel diplomatik çabaların sürdüğünü aktardı.
Umman ve Pakistan heyetlerinin son haftalarda İran’ı ziyaret ettiğini belirten Baqaei, Katar heyetinin de önceki gün İran’da temaslarda bulunduğunu ve İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile görüştüğünü söyledi.
"Diplomasi dinamik ve sürekli bir süreçtir" diyen Baqaei, Tahran’ın ulusal çıkarlarını korumak amacıyla diplomatik kanalları kullanmayı sürdüreceğini ifade etti.
İran’dan Hürmüz’deki saldırılara ilişkin suçlama
Baqaei, Hürmüz Boğazı’nda ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri saldırılarından önce bir güvenlik sorunu bulunmadığını savundu. Deniz ablukası, ekonomik yaptırımlar ve İran ticari gemilerine yönelik saldırılar devam ettiği müddetçe stratejik su yolunda güvenliğin yeniden tesis edilemeyeceğini söyledi.
İranlı sözcü, Tahran’ın "ekonomik savaş" ve deniz ablukası olarak nitelediği uygulamaların askeri saldırının devamı anlamına geldiğini belirtti. İran’ın Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. Maddesi uyarınca meşru müdafaa hakkı kapsamında gerekli önlemleri alma hakkı olduğunu ileri sürdü.
Baqaei ayrıca İran’ın ABD askeri üsleri ve savaş gemilerine yönelik operasyonlarının da meşru müdafaa hakkı çerçevesinde gerçekleştirildiğini söyledi.
Sirik saldırısına ilişkin açıklama
ABD’nin 28 Şubat’tan bu yana İran’a yönelik saldırılarını sürdürdüğünü ileri süren Baqaei, bu operasyonlarda İsrail’in de rol aldığını savundu. İranlı sözcü, geçen hafta ülkenin güneyindeki Sirik bölgesinde düzenlendiğini söylediği saldırıyı kınadı.
Saldırının Kuhestak bölgesindeki bir düğün kutlamasını hedef aldığını belirten Baqaei, çok sayıda kişinin hayatını kaybettiğini söyledi. İranlı yetkililer daha önce olayda 4 kişinin hayatını kaybettiğini ve 68 kişinin yaralandığını açıklamıştı.
Baqaei, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’ın çatışmaları "çatışma" şeklinde nitelemesine itiraz etti. Kullanılan ifadelerin ABD’nin eylemlerinin niteliğini ve boyutunu gizleyemeyeceğini savundu.
Nükleer tesislere UAEA erişimi
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, ABD ve İsrail’in İran’daki nükleer tesislere yönelik saldırılarının Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın bu tesislere erişiminin önündeki temel engel olduğunu ileri sürdü.
Baqaei, ABD ile Avrupa ülkelerinin UAEA Genel Direktörü Rafael Grossi’nin raporlarını Tahran’a siyasi baskı kurmak için kullandığını savundu. UAEA’nın tesislere erişememesinden ABD ve İsrail’i sorumlu tuttu.
ABD ve üç Avrupa ülkesinin İran’ın nükleer dosyasına ilişkin son girişiminin "kötü niyet" taşıdığını ve gerilimi artırmayı amaçladığını söyleyen Baqaei, İran dosyasını yeniden Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne taşıma çabalarının Batılı ülkelerin önceki açıklamalarıyla çeliştiğini belirtti.
İngiltere, Fransa ve Almanya, İran’ın 2015 nükleer anlaşmasındaki yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesiyle Ağustos 2025’te anlaşmazlık çözüm sürecini başlatmıştı. Önceki BM yaptırımları eylülde yeniden uygulanmış, İran, Çin ve Rusya bu sürecin hukuki geçerliliğini reddetmişti. Avrupa ülkeleri ise mekanizmayı işletme hakkına sahip olduklarını savunmuştu.
Güney Kore’nin olası askeri katkısı
Baqaei, Güney Kore’nin Hürmüz Boğazı’na olası askeri katkısına ilişkin haberleri de değerlendirdi. İran’ın böyle bir katılımı ABD’nin askeri saldırısına ortaklık olarak göreceğini ve bunun durumu daha da zorlaştıracağını söyledi.
Tahran’ın olası Güney Kore konuşlandırması konusunda henüz resmi bir tutum almadığını belirten Baqaei, Seul ile diplomatik kanallar üzerinden temas kurulduğunu aktardı. Uyarının bütün ülkeler için geçerli olduğunu söyleyen İranlı sözcü, ülkelerin ABD’nin İran’a yönelik askeri eylemlerinde araç haline gelmemesi gerektiğini ifade etti.
Çin ilişkileri ve olası müzakereler
İran-Çin ilişkilerinin çok iyi ve istikrarlı olduğunu belirten Baqaei, iki ülke arasındaki ilişkilerin farklı düzeylerde sürdürülen temaslara dayandığını söyledi. Son zirvenin oturum aralarında iki ülke arasında uzun süreli bir ikili görüşme yapılmamasının ilişkileri etkilemeyeceğini ifade etti.
Olası müzakereler hakkında da konuşan Baqaei, görüşmelerin kendi başına iyi ya da kötü olmadığını, ulusal çıkarları ve güvenliği ilerletmek için kullanılan bir araç olduğunu belirtti. Dışişleri Bakanlığı’nın ilgili İran makamları ile Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi tarafından alınacak kararları izleyeceğini söyledi.
İran’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu hazırlığı
Baqaei, İran’ın yaklaşan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu oturumunda kendi tutumunu anlatacağını açıkladı. İranlı sözcü, bunun için ev sahibi ABD’nin yükümlülüklerini yerine getirmesi ve İran heyetine vizeleri zamanında vermesi gerektiğini ifade etti.