Nablus’un güneyindeki Kusra beldesinde üç Filistinli ailenin evlerinin çevresinde yerleşimcilerin toplanmasının ardından, İsrailli 300’den fazla yedek asker Batı Şeria’daki yerleşimci şiddetinin durdurulması için orduya çağrı yaptı.
Askerler, Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir’e gönderdikleri dilekçede saldırıların İsrail askerlerini de tehlikeye attığını savundu ve ordunun kararlı adım atmasını istedi.
Kusra’da üç Filistinli aile kuşatma altında
Üç Filistinli aile, evlerine giden yolun taşlarla kapatılması ve bölgeye çadırlar kurulması nedeniyle üç gündür temel ihtiyaçlarına ulaşamadıklarını bildirdi. Filistinli bölge sakini Yusuf Abdüsselam, yaklaşık 200 yerleşimcinin evlerin çevresinde toplandığını ve yola taşlar koyduğunu söyledi.
Abdüsselam, dört kişilik ailesinin yanı sıra kardeşinin, anne ve babasının ve başka bir akrabasının ailelerinin de evlerinde mahsur kaldığını belirtti. Yerleşimcilerin aileleri evlerinden çıkarmak ve evlerin denetimini ele geçirmek istediğini ifade etti.
İsrail güçlerinin önceki gece çadırlardan birini kaldırdığını aktaran Abdüsselam, daha sonra yaklaşık 200 yerleşimcinin bölgeye gelerek yolu yeniden kapattığını söyledi.
Yedek askerler ordunun müdahalesini eleştirdi
Dilekçede, askerlerin İsraillilerle Filistinlileri ayırmak üzere tekrar tekrar görevlendirildiği, ancak şiddet başlamadan önce müdahale etmelerini sağlayacak açık yetki ve araçlara sahip olmadıkları ileri sürüldü.
Askerler, 7 Ekim 2023’ten bu yana yüzlerce gün görev yaptıklarını ve Batı Şeria’da İsrail’in güvenliği için risk aldıklarını belirtti. Dilekçede ayrıca ordu yönetiminin sahadaki askerlere destek vermediği, askerlerin yalnızca olayları yatıştırmak üzere gönderildiği ve saldırıların sorumlularına karşı yeterli adım atılmadığı savunuldu.
Yedek Binbaşı Aviad Homenir-Rozenblum, artan yerleşimci şiddeti ve kasıtlı çatışmalar nedeniyle askerlerin hayatlarını tekrar tekrar tehlikeye atmak zorunda kaldığını söyledi. Yedek Yüzbaşı Tom Ben-Hassi de Kusra’daki olayların münferit olmadığını, Batı Şeria’daki daha geniş bir örüntünün parçası olduğunu savundu.
Ben-Hassi, silahlı yerleşimci grupların sınırlı müdahaleyle hareket ettiğini ve ordunun zaman zaman hukuku uygulamak yerine aşırılıkçı bir azınlığın eylemlerini korur hale geldiğini ileri sürdü. Yerleşimci şiddetinin güvenliği artırmadığını, askerleri tehlikeye attığını ve bölgedeki gerilimi yükselttiğini söyledi.
İsrail ordusu çadırın kaldırıldığını açıkladı
İsrail ordusu, Merkez Komutanlık Komutanı Avi Bluth’un öncülüğündeki komutanların Kusra’yı ve çevredeki yerleşim alanlarını ziyaret ettiğini, ayrıca bölgedeki Filistinli aileyle görüştüğünü açıkladı.
Ordunun açıklamasına göre, evlerin yakınında ve kapalı askeri bölge ilan edilen B bölgesinde yerleşimcilerin kaldığı bir çadır bulundu. Sınır Polisi güçleri çadırı kaldırdı; ancak daha sonra yayımlanan görüntülerde, İsrail güçlerinin bölgeden ayrılmasının ardından yerleşimcilerin alanda kalmayı sürdürdüğü görüldü.
İsrail ordusu, yedek askerlerin imzaladığı dilekçeye ilişkin açıklama yapmadı.
Milletvekili Kariv’den orduya suçlama
Ana muhalefetteki Demokratlar partisinin milletvekili Gilad Kariv, Kusra’daki Filistinli ailelere yönelik saldırılar karşısında ordunun göz yumduğunu savundu. Kariv, ordunun karakolun tahliyesinden çekilmesinin ve ailelerin çevresindeki kuşatmayı kaldırmamasının işgal altındaki topraklarda şiddeti teşvik ettiğini söyledi.
Kariv, karakolun boşaltılmasını engelledikleri ve emirlere uymadıkları gerekçesiyle hiçbir aşırılıkçı yerleşimcinin gözaltına alınmadığını belirtti. Ayrıca yerleşimcilerin yasa dışı karakola giden yola taşlar yerleştirerek ordunun bölgeye ulaşmasını engellediğini gösteren bir görüntü paylaştı.
Batı Şeria, 1995 tarihli Oslo II Anlaşması kapsamında A, B ve C bölgelerine ayrılmış durumda. B bölgesi, Filistin sivil yönetimi ile İsrail güvenlik kontrolü altında bulunuyor.