İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun resmi X hesabında yayımlanan yapay zeka videosu, 27 Ekim'de yapılacak seçimler öncesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran lideri Mücteba Hamaney, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani'yi aynı düşman cephesinin unsurları olarak sunuyor.
Videoda bu aktörler, Netanyahu'nun seçim yenilgisini kutlamaya hazırlanırken gösteriliyor. Netanyahu'nun kazanacağı anlaşılınca kutlama sona eriyor. Prof. Dr. Tuğçe Ersoy Ceylan, bu kurgunun Netanyahu'nun yenilgisini söz konusu aktörlerin zaferiyle eşitlediğini ve seçim yarışını hükümetin performansından uzaklaştırarak liderin güvenlik iddiasına bağladığını belirtiyor.
Gazze savaşı seçim söyleminin merkezinde
İsrail, 1988'den bu yana ilk kez dört yıllık görev süresini tamamlayan bir Knesset döneminin ardından sandığa gidiyor. Ceylan'a göre Netanyahu liderliğindeki aşırı sağcı, ultra-Ortodoks ve dini siyonist partilerden oluşan koalisyonun ayakta kalmasında kamuoyunu memnun eden politikalardan çok, 7 Ekim'in ardından Gazze'de başlayarak bölgeye yayılan savaş ortamı etkili oldu.
Netanyahu'nun kampanyasının bir hattı, 7 Ekim'in sorumluluğunu üzerinden atma çabasına dayanıyor. Diğer hat ise yapay zeka videoları ve benzeri görseller aracılığıyla yeni bir düşman siyaseti kuruyor.
Bu yaklaşım, ağustos ayında başlatılan billboard kampanyasının devamı niteliğinde değerlendiriliyor. İlk kampanyada Hamaney, Erdoğan, Hizbullah lideri Naim Kasım ve Mamdani yer aldı; seçmenlere Netanyahu'nun kaybetmesini isteyenlere karşı oy verme çağrısı yapıldı. Yeni videoda ise Naim Kasım'ın yerini Mahmud Abbas aldı.
Erdoğan, Hamaney, Abbas ve Mamdani aynı tehdit kategorisinde
Ceylan, Netanyahu'nun burada yeni bir düşman üretmekten ziyade mevcut ve potansiyel hasımlar arasında eşdeğerlik kurduğunu ifade ediyor. İran lideri, Türkiye Cumhurbaşkanı, Filistin yönetiminin başkanı ve demokratik yollarla seçilmiş Amerikalı bir belediye başkanı aynı güvenlik kategorisi içinde sunuluyor.
Videodaki anlatı, İsrail'e yönelik tehditlerle Netanyahu'ya yöneltilen siyasi ve hukuki eleştirileri tek başlıkta birleştiriyor. Tehdit, aktörlerin gerçek kapasitesinden veya niyetinden bağımsız biçimde Netanyahu karşıtlığı üzerinden tanımlanıyor.
Türkiye ile İsrail arasındaki gerilimin Gazze, Suriye ve bölgesel nüfuz rekabeti üzerinden kişiselleştiği belirtiliyor. Türkiye'nin Netanyahu'dan hesap sorulmasını savunması ve Uluslararası Ceza Mahkemesinin Netanyahu hakkında çıkardığı yakalama kararına siyasi destek vermesi de bu gerilimin unsurları arasında gösteriliyor.
Mamdani'nin Netanyahu'ya yönelik eleştirileri de videoda İran ve Hizbullah kaynaklı güvenlik tehdidiyle aynı düzleme yerleştiriliyor. Böylece Erdoğan ve Mamdani, Netanyahu'yu eleştiren yabancı siyasetçiler olmaktan çıkarılarak İsrail'in düşman cephesinin bölgesel ve Amerikan uzantıları şeklinde kodlanıyor.
İç muhalefeti dış tehditlerle ilişkilendirme
Videoda İsrailli muhalefet liderleri bulunmuyor. Ancak Ceylan'a göre kampanyanın asıl siyasi hedefi, doğrudan gösterilmeyen iç muhalefet olabilir.
Bu söylemde Erdoğan, Hamaney, Abbas ve Mamdani'nin Netanyahu'nun kaybetmesini istediği, İsrail muhalefetinin de aynı sonucu savunduğu ileri sürülüyor. Muhalefetin iktidara gelmesinin İsrail'in hasımlarına hizmet edeceği mesajı veriliyor.
Bu strateji, meşru muhalefet ile ülkeye sadakatsizlik arasındaki sınırı bulanıklaştırıyor. Netanyahu'nun liderliğinin korunması İsrail'in korunmasıyla özdeşleştirilirken, seçim yenilgisi ulusal yenilgi gibi sunuluyor.
Söyleme yönelik eleştiriler
Ceylan, Netanyahu'nun kampanyasının İsrail kamuoyunun tamamında kabul gördüğünü söylemenin mümkün olmadığını belirtiyor. Yapay zeka videosu ve ağustos ayındaki billboard kampanyasına yönelik eleştiriler yalnızca sol-liberal çevrelerden gelmiyor. Sağ eğilimli Israel Hayom'da yayımlanan bir görüş yazısında da Likud'un seçimde ayakta kalabilmek için düşman aradığı yorumu yapıldı.
Muhalefetteki Demokratlar Partisi milletvekili Naama Lazimi de ağustos ayındaki billboard kampanyasına parodiyle karşılık verdi. Parodide figürlerin, Netanyahu'nun yakın çevresindeki Katar bağlantıları nedeniyle eleştirilen kişilerle değiştirildiği ifade ediliyor.
Hükümete yönelik memnuniyetsizliğe rağmen Netanyahu'nun güvenlik liderliği iddiasını tamamen kaybetmediği değerlendiriliyor. 7 Eylül tarihli Kanal 12 anketinde, Midgam Enstitüsünün verilerine göre eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot başbakanlığa uygunlukta Netanyahu'nun yüzde 35'ine karşı yüzde 42 ile önde gösteriliyor.
Farklı araştırmalarda bloklar arasındaki mesafenin değiştiği ve Netanyahu blokunun çoğunluğu garanti edemediği belirtiliyor. Bu tablo, kampanyanın güçlü bir Netanyahu çoğunluğundan çok kutuplaşmış ve değişken bir seçim ortamından beslendiğine işaret ediyor.
Yapay zeka videosunun seçimdeki işlevi
Ceylan'a göre görseller ve videolar, sağ seçmenin tehdit algısını harekete geçirerek sandığa gitmesini ve blok bağlılığını artırmayı amaçlıyor. Bu yöntem, seçimi 7 Ekim'deki sorumluluk, savaşın maliyeti, rehineler ve uluslararası yalnızlaşma başlıklarından uzaklaştırıyor.
Yapay zeka videosu, Netanyahu'nun çok sayıda düşmanla karşı karşıya olmasını bir başarısızlık göstergesi olarak değil, bu aktörlere karşı koyabilmesinin kanıtı olarak sunuyor. Seçim barajı çevresinde seyreden sağ partiler nedeniyle ortaya çıkabilecek oy bölünmesi riski de düşmanın işine yarayacağı mesajıyla azaltılmaya çalışılıyor.
Bu çerçevede Netanyahu karşıtlığı İsrail karşıtlığıyla özdeşleştiriliyor ve muhalefetin meşruiyeti aşındırılıyor. Farklı siyasi, diplomatik, hukuki ve askeri aktörler tek bir tehdit kategorisinde toplanıyor.
Ceylan'ın değerlendirmesine göre kullanılan teknoloji yeni olsa da siyasi yöntem eski bir anlayışa dayanıyor: liderin kaderini ulusun kaderiyle özdeşleştirmek, dış düşmanı iç rekabetin hakemi haline getirmek ve seçim yenilgisini ulusal yenilgi olarak göstermek. Bu nedenle tartışmanın merkezinde yalnızca yapay zeka görüntülerinin gerçekliği değil, birbirinden farklı aktörlerin tek ve yekpare bir tehdit olarak sunulması bulunuyor.